ROMAN ANASAYFA
ALEKSANDR ÇEÇENSKİY
Bölüm 10
B A T I D A :
Avusturya’da Rusya nın yenilgisinden sonra, 1806 yılında Fransızlarla barış imzalandı. Napolyon Prusya yı işgal etti. Berlin de, İngilizlerin başka ülkelerle olan ilişkisini kesmek için planlarını yaptı. Ancak bunu gerçekleştirmek için başta Rusya olmak üzere, bütün Avrupa’yı egemenliğine alması gerekiyordu.
Bu yüzden Napolyon, kuvvetlerini Rusya sınırlarına yığdı. Çar Aleksandr’ın bütün düşüncesi, Napolyon dan intikam almaktı. Aleksandr yeni birlikler oluştururak, sınıra yolluyordu.
Aleksandr Çeçenskiy’nin görevlendirildiği Grodenskiy Gusar alayı Vilno* şehri yakınlarında ki Ozerkiy de karargah kurdu. Çeçenskiy orada kendi takımını eğitmekle meşguldü.
Askerlerin bir kısmını dinlendirip, diğer yarısını çalıştırarak akşama kadar dışarıda kaldı. Akşam döndüğünde bölük komutanı Kulnev ile, etrafında toplanmış subaylar gördü. Bunların içinde kendisi gibi kısa boylu bir subay gördü. Yanlarına giderek, onları selamladı. Genç subay Aleksandr Livoviç Davidov yanın da bulunan ağabeyi Denis’in kolunu tuttu.
-Baksana Denis. Bunu tanıyormusun ?
Subay dikkatlice baktı ve gülümseyerek;
-Hayır tanımıyorum dedi.
Ancak bu yüz hiç de yabancı gelmedi. Nerede gördüğünü düşünmeye başladı.
-Tanımazsın. Siz görüşmeyeli çok zaman oldu. Bu benim adaşım. Rayevskiy’nin yetiştirdiği Çeçenskiy.
-Gerçekten mi? diyerek gitti, Çeçenskiy’i kucakladı. Yıllar evvel biz küçükken Nikolay Nikolayeviç lere gelmiştik. O zaman dan beri görüşmedik.
“Çar aleyhine eleştirel masallar, fabllar yazan Rayevskiy lerin akrabası Davidov du bu”
Kulniyev, Dvidov’a sordu;
-Sen hangi birliğe gidiyorsun?
-Bagration’un emir subayıyım. Onun birliğine gidiyorum.
Çeçenskiy “şansa bak” diye düşündü. Davidov, sanki Çeçeçnskiy’in düşüncelerini okumuş gibi;
-Siz de çok yakında savaşa varırsınız.
Genç subaylar için ünlü komutan Bagration’un emir subayı olmak önemli bir görevdi. Ama ne kadar zor bir görev olduğunu bilmiyorlardı. Çünkü savaşta en zor anlarda ve tehlikeli yerlere Bagratio’un birlikleri gönderiliyordu. General Bagration ustası gibi yiğit bir savaşçı idi.
Davidov’un Çar Aleksandr hakkında yazdığı masallar ve fabllar dan dolayı nasıl cezalandırıldığını kimse bilmiyordu. Bu yüzden Davidov muharip birliklerden çıkarılıp yedekteki Ermeni alayına gönderilmişti. Oraya gönderilmek cezalandırılmak demekti. Herkes kendisi ile alay ediyordu. Peterburg da ki Genel Kurmay dan savaşan birliklere gönderilmesini istediğinde, dileği reddedilmişti.
Davidov jakobendi. Bu yüzden Çar Aleksandr tarafından izlettiriliyordu. Arkadaşı Çetverstinkiy nin kız kardeşi Çar Aleksandr’ın sevgilisi idi. Onun vasıtasıyla Çara iki kere başvurdu. Çar da onu Bagration’un emir subaylığına getirdi. Şimdi bir an evvel birliğine varmak için acele ediyordu. Davidov, Kulniyev’in, Çeçenskiy’in ve kardeşinin ricaları üzerine o geceyi orada geçirdi. Ertesi sabah erkenden yola çıktı.
S A V A Ş :
Barış pek uzun sürmedi. Savaş yeniden başladı. Rus ordusu, Polanya nın altı şehrinden öte batıya doğru harekete geçti. Dokuz günde, donmuş topraklar üzerinde 180 km. yol aldılar. Rus ordusunun bu harekatından Napolyon henüz haberdar değildi.
Napolyon yalancı manevralarla, Rus ordusunu, kendi yedekleri üzerine çekerek asıl kuvvetleriyle Bennigsen’in birliklerini dağıtmak istiyordu. Napolyon ordusunun toplanma yeri, Alleştayn da idi. Orada bulunan Mareşal Sultan ın süvari tümeninin yetişmesi gerekti. Bagration’un endişeleri gerçek çıktı. Napolyon Rus ordusunun iletişim hatlarını keserek çevirme harekatı başlattı.
Bagration hileye karşı hile yapmak gerektiğini düşündü. Büyük toplarını ve ordunun büyük bir kısmını geri çekmeye başladı. Bu çekilmeyi gizlemek için Kazak ve Gusar alayları geride bırakıldı. Bernadot’un kuvvetlerinin öncülerini karşılayarak, geri çekilmeyi gizleme görevi onlara verildi.
Başkomutan Bagration’un gönderdiği istihbarata dayanarak, orduyu Yankov’a geri çekerek esir alınmaktan kurtardı.
Yankova ya yaklaşan Napolyon şaşkına döndü. O, Rus ordusunun ülkesiyle ilişkisini kestiğini düşünüyordu. Oysa bu başarılamamıştı. Ruslar Yankov önlerini savaşmaya elverişli bulmadığından, Yankov’u o gece boşalttılar. Hiç dinlenmeden tekrar yola çıktılar. Askerler birbirlerine yaslanarak yürürken uyuyorlardı. Yolda çok zorluklar çektiler ve bir kısmı yollarda kaldı. Preysiş-Eyla da savaşmaya karar verdiler.
Ordu savaş düzeni aldı. Piyadeler mevzilere girdi, süvariler son hazırlıklarını yaptı. Gün ağarırken büyük toplar gürlemeye başladı. Aralıksız üç saat sürdü. Peşinden Fransız kuvvetleri saldırıya geçti. İki tarafta üstünlük sağlayamadan, savaş bir süre devam etti. Asker bir tepede yığıldığı için çok kayıp veriliyordu. Top mermileri askerlerin ortalarına düşüyor, asker sıralarını seyreltiyordu. Taarruz eden Fransızlar Rus askerlerinin süngüleriyle püskürtülüyordu.
Davun’un süvari tümeni nin saldırıya geçmesi Napolyon’un canını sıktı. Napolyon Rusların dikkatini dağıtmak için Ojereon süvari tümenini öne geçirdi. Aniden bir kar fırtınası başladı. Bu fırtına da Fransız tümeni Rus topçusunun tam önüne düştü. Burada kamufle edilmiş yetmiş büyük top bulunuyordu.
Aniden mavi üniformalı Fransız tümeni ortaya çıkınca, Rus askeri önce şaşırdı. Sonra komut duyuldu.
-Karteç ( mermi) atın.
Büyük topları ayarlayıp, nişan almaya bile vakit kalmadan , birkaç atıştan sonra, Fransız tümeninin komuta kademesi yok edildi. Başsız kalan erat ne geri çekilebiliyor, ne saldırabiliyor, öylece kala kalmıştı. Rus askeri saldırıya geçti. Süngü takan Rus piyadesi ile dolu dizgin saldıran süvari birlikleri önünde Fransız askerleri darmadağın oldu.
Napolyon, Mareşal Daun’un üzerindeki baskıyı azaltmak için yetmiş beş eskodron ( yüz kişilik süvari birliği) ni savaşa sürdü.
Saldırı emri gelmediği için beklemek zorunda kalan Aleksandr Çeçenskiy, kendisi gibi sabırsız atının yularını çekip duruyordu. Birden, atını dört nala sürerek gelen başkomutan postasını gördü. “Şimdi bakarız ne olacak” diyerek eğerine iyice yerleşti. Kılıç ve tabancasından ayrı birde, hiçbir zaman yanından ayırmadığı küçük bir Kafkas kaması vardı. Kamasını kolayca çekebileceği bir yere yerleştirdi. Çeçenskiy yanılmamıştı. Saldırı emri geldi. Gusarlar atlarını mahmuzladı. Çekilen kılıçlar parladıve vuruşma başladı. Aleksandr kılıcıyla birini düşürdü. Sağ yanına baktığında bir Fransız askerinin, kendi yardımcısına vurmak üzere olduğunu gördü. Kılıcını sağ yana sallayarak onu da düşürdü. Kan kokusu alan atlar kişniyor, arka ayakları üstünde şaha kalkıyor, yaralanıp yere düşenleri çiğniyordu. Bir kısım yaralılar bağrışıyor, bazılarının iniltileri duyuluyordu.
Bir Fransız askerinin Çeçenskiy’e attığı tabanca Çeçenskiy nin atını başından vurdu. At hemen devrildi. O anda Çeçenskiy ayaklarını üzengiden kurtardı. “Şimdi atların ayakları altında kalacağım” diye düşünürken, bir Fransız süvarisi kılıcını salladı. Çeçenskiy bu hamleyi kılıcıyla karşıladı. Kılıç çelik çatırtısıyla kırıldı. O anda sarı uzun bıyıklı Volkov Fransız’ı bir kılıç darbesiyle yere serdi.
-Atımın terkisine atla, seni bu kargaşadan çıkarayım dedi Volkov.
-Hayır, şimdi gerekmez.
Arkası dönük kılıç sallayan bir düşman askeri gördü. Hemen kararını verdi. Küçük Kafkas kamasını çekerek, düşman süvarisinin terkisine sıçradı. Bir kama darbesiyle onu atından düşürdü. Olanları izleyen Volkov, kendi kılıcının ucuyla Fansız’ın yere düşen kılıcını yukarı doğru fırlattı. Çeçenskiy kılıcı havada kaptı. Şimdi hem kılıcı hem de atı vardı. Yine o soğuk çelik, şimşek gibi çakmaya devam etti. Rus kuvvetlerinin baskısı karşısında dayanamayan düşman birlikleri geri çekildi. Akşam saat dokuz sıraları savaş bitti.
Bir saat sonra tüfekler yeniden patlamaya başladı. Sesler başka birliklerden geliyordu. Bennigsen burada durmayı güvenli bulmadı. Çünkü Napolyon’un taze kuvvetleri yetişmişti. Bu yüzden Rus kuvvetleri Kenisgberg e kadar geri çekildi.
Napolyon ilk kez, yenmek bir yana, yenilmek üzere olduğunu fark etti.
İki yıl sonra o savaşla ilgili olarak şunları söylemişti: “Eyla da benim galip gelmemin sebebi, Rusların kendiliklerinden geri çekilmeleridir.”
Napolyon Preysiş-Eyla da Avrupayı başarılarına inandırmak için dokuz gün kaldı.
Bazı gusar alayları Matyev İvanoviç Platov’un Kazakları ile birleştirildi. Çeçenskiy in Grodenskiy alayı da onlarla birlikteydi.Napolyon’un orduları, Passarga suyunun öte yanına geçmek üzere durdu. Gece gündüz saldıran gusar ve Kazaklar zayiat verdiriyor, Fransızlardan esirler alıyor, büyük topları ele geçiriyordu. Napolyon hasta ve yaralılarını bırakarak geri çekildi.
Savaşta gösterdiği yararlılık ve fedakarlıklardan dolayı Aleksandr Çeçenskiy’e dördüncü dereceden Vladimir nişanı verildi.
* * *
Çeçenskiy’in savaşta ele geçirdiği at, sahibi gibi hızlı, silah gürültüsüne alışkın, güçlü bir hayvandı. Çeçenskiy ona iyi bakıyordu. Onun yemini vermeden, tımarını yaptırmadan kendi yemeğini yemiyordu. At yeni sahibine çabuk alıştı. O da kendine iyi bakanı fark ediyor galiba.
Çeçenskiy Kazak ve kendi askerlerinden meydana gelen keşif birliğiyle her gün keşif koluna çıkıyor, ve sık sık Fransızlarla çatışmaya giriyorlardı. Böyle bir günde Çeçenskiy nin alayı, şimşek gibi saldırıya geçti. Ve bir Fransız alayını bozguna uğrattı. On beş asker ve bir subay esir edildi. Esirleri alıp alaya vardıklarında, bölük komutanı Kulniyev Çeçenskiy e müjdeledi.
-Rayevskiy geldi. General Bagrationla birlikteler. Şimdi oradan geliyorum.
Çeçenskiy sevindi. İzin alarak, Nikolay Nikolayeviç’i görmeye gitti.
Bagration’un karargahı tek katlı bir binada idi. Aleksandr karargaha vardı. Emir subaylarının odasına gitti. Davidov onu hemen tanıdı.
-Aleksandr yeni bir havadis duydun mu ?
-Evet duydum. Aleksandr gülümsedi. Onun için geldim.
-Ne iyi.Bizimkiler bir araya toplanıyor. Bagration, Rayevskiy, Kulniyev, generaller, Markov, Baggovut, kısaca en iyi komutanlar. Ben şimdi Nikolay Nikolayeviç’e geldiğini haber vereyim.
Denis öbür tarafa geçti, çok geçmeden geri döndü.
-İçeri gelmeni istiyor.
Aleksandr Çeçenskiy içeri girdi. Komutanların odasında nasıl davranacağını bilemeyerek kapı önünde dikile kaldı. Nikolay Nikolayeviç onu o zor durumdan kurtardı. Ayağa kalkarak yaklaştı.
-Gel gel, görüşmeyeli çok oldu.
Çeçenskiy’i kendi oğlu gibi kucakladı. Biraz çekilerek;
-Bir bakayım sana. Oo.. Bir nişan daha almışsın.
Bagrarion oturduğu yerde kımıldanarak;
-Kafkasyalılar yiğit olur.
-Ben öyle olduklarını çoktandır bilirim dedi Rayevskiy.
Bagration, kendisinin de Kafkasyalı olduğunu belirterek,
-Hemşehrilerim iyi dövüşüyorlar. Her gün haberleri geliyor bana.
Çeçenskiy Bagration’a dönerek,
-Sayın komutan, siz de anavatan Rusya ya çok kahramanca hizmet ediyorsunuz. Sizi örnek almaya çalışıyoruz. Kafkasyalılar sizinle gurur duyuyor.
-Yalnız Kafkasyalılar değil, bütün Rusya da, diyerek ekledi Rayevskiy.
Çeçenskiy nin sözleri, Bagration’a yirmi yıl kadar önce, Kafkasya’da ki olayları hatırlattı. O zaman, genç Bagration Kafkas Muşkaterin alayında çavuştu.
Birinde Çeçenistan dan , büyük ormanların içinden geçmişlerdi. Asker Sölc* ırmağını geçti. İmam Uşurma Mansur yönetimindeki Çeçen savaşçılarla karşılaştılar. Çeçenler kendi toprakları ve bağımsızlıkları için savaşıyordu. Şiddetli bir savaş oldu. Bagration o savaşta ağır yaralandı. Gece geç vakit, kendine geldiğinde çadırının yanında bir sal da yatmakta olduğunu fark etti. Ellerinde çıralarla yolu aydınlatan bazı insanların suyun öte yanına geçtiklerini gördü.
Bagration’un kendine geldiğini fark eden bir subay;
-Nasılsın.
Sorulan soruya cevap vermedi.
-Savaş nasıl bitti.
-Her iki taraftan çok kayıp var. Bizim sağ kalanlarımız zor bela bu yana geçebildi.
-Beni de onlar mı geçirdi.
-Hayır. Şu giden meşaleleri görüyor musun? Seni bu tarafa geçiren Çeçenler onlar. Seni bu sal ile getirdiler. Karşılığında da hiçbir şey istemeden geri döndüler.
İçlerindeki yaşlı bir adam şöyle diyordu: “Çok yiğitçe dövüşüyordu. Savaş bittikten sonra, ölüleri yaralıları ayırırken bulduk.” Ayrıca senin Kafkasyalı olduğunu da biliyorlar. Hakkını teslim etmek gerekirse çok yiğit ve mert insanlar Çeçenler.
Bu anılarını hatırlayan komutan, bir süre düşüncelere daldı. Yeniden, karşısında durana genç subayın onlardan biri olduğunu hatırladı. “cesur bir savaşçı Kafkasyalı hemşehrim” diye düşünerek gülümsedi. Bagration kendisinin övülmesi sohbeti pek hoşuna gitmediği için sözü değiştirdi. Şakayla Çeçenskiy’e,
-Bizim Kizilyar’a* saldıranların içinde sen de var mıydın?
Gözlerinde bir gülümseme vardı. Ve devam etti.
-Vallahi öyle bir şey duyarsam, kulaklarını çekerim.
Çeçenskiy Bagration’un sözlerinin şaka olduğunu anladı.
-Öyle bir günah işlemedim efendim. Gülümsedi Çeçenskiy ve devam etti.
-Kaybolmaya başlayan yiğitliği, mertliği öğrenmek için Kafkas dağlarında abreklerin* dolaştıkları yerlerde, at koşturmayı düşünüyorum.
Rayevskiy gülümsedi. Yetiştirdiği çocukla iftihar etti. Ayrıca Aleksandr’ın aksansız konuştuğunu da fark etti.
Bagration:
-Fansızları bir güzel dövelim sonra ben seni Kizilyar’a götürürüm. Oradan sizin dağlara bir at koşusu mesafe var. Nikita Nikitayeviç in bir itirazı olmaz sanırım.
-Bende size katılırım.
Üçü de güldü.
Orada Çeçenskiy, artçı birlikleri komutanlığına Rayevskiy nin getirildiğini öğrendi. Çeçenskiy Rayevskiy in üzerinde general üniformasını ilk defa o gün görüyordu. Yarım saat sonra oradan ayrılarak birliğine döndü.
Mayıs ayının sonlarına doğru, Gutştad şehri yakınlarında tekrar savaş oldu. Mareşal Ney Passarga ırmağını geçerek saldırdı. Ancak çok kuvvetli bir direnç ile karşılaştı. Üç bin kayıp vererek geri çekilmek zorunda kaldı.
O çarpışmada, arkadaşlarının atını tanıyan beş düşman askeri, Çeçenskiy’in etrafını sardı. Çeçenskiy bir eliyle kılıç sallayıp diğer elinde kamasıyla iki süvariyi düşürdü. Gusarlar önlerine gelene vurarak, düşürerek , etrafı sarılan komutanlarına yetiştiler. Üç düşman askeri birbirini kollayarak geri çekilmek zorunda kaldılar. Savaş düşmanın yenilgisiyle sona erdi.
Çeçenskiy’in ve bölüğünün kahramanlığı askerin arasına yayıldı. Bu durum karargahta da konuşuldu. Grodenskiy gusar alayı komutanı Şapelev de
-Kafkaslı aslan gibi dövüşüyor.Yiğit bir savaşçı o.
Beningsen’in karşısında oturan yaşlı general,
-İyi dövüşüyorsa taltif etmek gerek dedi.
Beningsen:
-Hak ediyorsa ödüllendiririz. Emir subayını çağırdı.
-Grodenskiy Gusar alayında ki a.. a..(başkomutan hatırlamaya çalıştı) Şepelev yardım etti.
-Teğmen Çeçenskiy dedi.
-Hah tamam. Evet teğmen Çeçenskiy.
Emir subayı dışarı çıktı.
Yirmi dakika sonra teğmen Çeçenskiy başkomutanın önündeydi.
Bennigsen dikkatle Çeçenskiy’e bakarak;
-Teğmen cesurca savaştığın, ve yararlılık gösterdiğin için seni ödüllendiriyorum.
Emir subayına doğru elini uzattı. Ondan aldığı altınişlemeli, üzerinde“üstün hizmetinden dolayı” yazılı kılıcı hediye etti.
-Bu kılıçla, daha çok düşman kovalamanı diliyorum diyerek kılıcı uzattı.
Çeçenskiy ilerledi.
-Vatan için her zaman canımı feda etmeye hazırım.
Dışarı çıktığında karargahtaki subaylar toplanarak Çeçenskiy’i kutladılar. Oradakiler de onun usta bir savaşçı olduğunu biliyorlardı. Bazıları kılıcı inceliyor bazıları sorular soruyordu.
Üç dört gün sonra Fransızlar köprüleri aşarak tekrar saldırdı. Gneral Gyuyan’ın hafif topları öndeydi. Kleynenfeld köyünü ele geçirdiler. General Rayevskiy Yeger ve Kazak alaylarıyla karşı durdu. Rayevskiy, Fansızları çember içine alarak yok etti. General Gyuyan da o savaşta öldürüldü.
Kısa bir süre sonra Benninsen’in emri ile Ruslar Geylsberg şehrine kadar geri çekildiler. İkinci gün büyük bir savaş oldu. Bir sonuç alınamadı. Sonra Napolyon bir savaş hilesi yaparak, Kenisberg şehrine iki süvari tümeni gönderdi. O şehrin düşman eline bırakılması Ruslar için olanaksızdı. Çünkü büyük Rusya ile cephe arasında ki irtibat bu şehir üzerinden sağlanıyordu. Erzak, silah cephane, buradan geliyordu. Bu yüzden Beningsen , askeri Fridland şehrine geri çekti. Düşman tümeninin yolunu kesmek için asker Fridland daydı. Kilisenin çan kulesinden bakılınca nehrin öte yakasında bir toz bulutu görülüyordu. Onlar Napolyon ordusuna katılan yeni birliklerdi. Bu katılımları Rus gözcüleri başkomutanlığa bildirdiler. O ise pek önemsemedi. Çok savaşlar görmüş, düşmanın hareketlerini iyi yorumlayan Bagration’un gönderdiği haberleri kaale almadı.
Benningsen düşman saldırmadan az evvel harekete geçti. Büyük bir hata yaparak askerlerini Alley ırmağının iki yakasına yerleştirdi. Savaş stratejisi olarak bundan daha kötü bir seçim olamazdı.
Napolyon Rusların kuvvetlerini bu kadar kötü mevzilendireceğine inanamadı. Bunu bir savaş hilesi sanarak, Rusların başka kuvvetleri olacağını düşündü. Savaş başladı. Fransız topları, suyun iki yakasını dövmeye başladı. Askerler kahramanca savaştılar. Bagration, Rayevskiy ve diğer kumandanlar da savaşı iyi yönetiyorlar askeri cesaretlendiriyor ve düzeni koruyorlardı. Bununla birlikte, kuvvetlerin kötü yerleştirilmesi, ve savunmanın iyi planlanmaması sonucunda akşama kadar süren savaşta ordunun yarısı kaybedildi. Ruslar savaşı kaybettiklerini ancak akşamleyin anlayabildi. Ordunun kalan yarısı düzensiz bir şekilde Tilzit şehrine doğru geri çekildi.
* Vilnö: Litvanya da bir kent. Ç.N.
* Sölc : Çeçenistanın ortasından geçem ırmak
* Kızılyar: Dağıstan’da bir şehir.
* Abrek : Kafkasyada Rus yönetimine isyan ederek dağa çıkan kimse.