ROMAN ANASAYFA
ALEKSANDR ÇEÇENSKİY
Bölüm 12
M İ H A İ L İ LL A R İ O N O V İ Ç KU T U Z O V :
Peterburg da yeni birlikler toplamaya çalışan Kutuzov savaşın gidişatını ve dışardaki etkilerini dikkatle izliyordu. Haritaları önüne koyuyor, kimin askeri nerede, hangi general ne yapıyor inceliyordu. Savaş alanında olamadığına canı sıkılıyordu.
Çar Aleksandr Kutuzov dan pek hoşlanmıyordu. Babası da Pavel Suvorov dan hazzetmezdi. Çar ülkenin menfaatlerini bir yana bırakıp duygularıyla hareket ediyordu. Aleksandr, Kutuzov’u savaş alanına göndermiyordu. Fakat her gün savaşa dair kötü haberler geliyordu. Rus orduları iyi yönetilmiyor, Barklay keyfine göre savaşıyordu. Hatta zaman zaman komutanlarla ters düşüyorlardı.
Ordu da, halk da Kutuzov’u istiyordu. Askerler daha ne kadar geri çekileceklerini soruyor, savaşın bitmesini istiyordu. Bunun için de iyi bir komutan gerekliydi.
Bir gece Kutuzov haritaların üzerine eğilmiş çalışırken, Çardan bir haberci geldi. Habercinin getirdiği zarfı açtı. Çar Aleksandr; Mihail İllarionoviç diye başlamış, Kutuzov’u Başkomutan atadığını bildiriyor ve,
“Senin bu önemli görevi başaracağına, vatana olan bağlılığına, defalarca gösterdiğin askeri başarılarına inandığım ve güvendiğim için diyordu. Seni bu yüksek ve anlamlı göreve getirirken, vatanın ve halkımızın sana olan inanç ve güvenini boşa çıkarmayacağına inanıyor, yüce Tanrıdan bu şerefli görevinde başarılı olmanı ve Rusya nın onurunu yükseltmeni diliyorum.
Sana iyilikler dileyen Aleksandr.”
Vatanın tehlikede olduğu düşünüldüğünden yapılan toplantıda oy birliği ile Kutuzov’un Başkomutanlığa getirilmesine karar verildikten sonra, Aleksandr Kutuzov’a bu mektubu yazmak zorunda kaldı.
Çar’a Moskova askeri valisinden de bir mektup geldi. Mektup da Moskova halkının da, Rus ordularına Kutuzov’un komuta etmesini istediği belirtiliyordu. Kutuzov görevi devralmak üzere savaş alanına giderken yolda sık sık askeri bilgiler alıyor, planlar yaparak ilerliyordu. Kutuzov, iki gün sonra genel karargaha ulaştı. Askerler seviniyor,
“Fransızlara kötek atmaya Kutuzov gelmiş” diyerek birbirlerine müjdeliyorlardı. Denetime çıktığında askerler hemen üstünü başını düzeltiyor, ayakkabılarını parlatıyor, düzenli sıra oluyordu.
Kutuzov:
-Rahat, rahat edin. Sizin rahat olmanızdan başka bir şey istemiyorum. Boya cila zamanı değil şimdi. Bin bir zahmet çekmiş, savaştan gelmiş askerin en çok dinlenmeye ihtiyacı var. Güç toplayıp, düşmana yeniden saldırmak için dinlenin, rahat edin diyordu.
Bu iltifatkar sözleri asker arasında yayıldı. Askeri ayakta tutmayın. Yola çıkacağımız zaman denetim yaparım diyordu.
Alayı ile gelmekte olan Çeçenskiy Kutuzov’u görmeyi çok istiyordu. Çeçenskiy Kutuzov’u rütbesiz, beyaz bir kasket takmış, boynunda bir atkı, ardında maiyeti ile atının üstünde gördü. Kutuzov Kazakları görünce yüzüne bir gülümseme yayıldı. Kazak askerlerini ve onların savaşçılığını pek beğenirdi. Kazaklar, pusu kurar, saldırır, ve düşmanı imha ederek süratle geri çekilmeyi beceren yılmaz savaşçılardı. Onların adını duymak bile, düşman askerinin yüreğine korku salıyordu. Kazaklar aniden saldırıp düşman ne olduğunu anlayıncaya kadar hızla kaybolurdu. Kutuzov el sallayarak Kazakları selamladı. Hep bir ağızdan “urraa....” sesi yayıldı.
Komutanlarının iki yanında at sürerek, teğmen Motlev ve yaşlı Kazak Sitnikov ilerliyordu. Yaşlı Sitnikov Kutuzov’un komutasında daha evvel savaşmıştı.
-Artık şimdi, esaslı savaşacağız Napolyon la. Kutuzov’u iyi tanırım. Tam benim düşündüğüm gibi savaşıyor.
Motlev sabırsız bir şekilde
-Çok geri çekildik.
Aleksandr Çeçenskiy de teğmen Motlev gibi sabırsızlanıyordu.
-Savaşa çabuk girsek bari.
-Olur olur. Göreceksiniz eskisi gibi dedi Sitnikov.
Çeçenskiy Kazak alayında göreve başladığı son iki günden beri içinde bir ferahlık duyuyordu. Sebebini bilmiyor ve açıklayamıyordu. Birden sebebini anlar gibi oldu. “Kendi halkımın, Çeçenlerin arasında gibi hissediyorum kendimi.” diye düşündü. Bazı varlıklıların, kendini beğenmiş kibirli halleri onlarda yoktu.
Savaşçılıkta bunlarla kimse yarışamaz. “şimdi tam yerine düşmüşüm” diyerek gülümsedi. “Bunlarla birlikte savaşa gitmek mesele değil artık”
Artçı birliklerin düşmanı meşgul eden çatışmaları devam ederken, ordu Moskova ya doğru geri çekilmeye devam ediyordu. Smolensk* şehrinin düştüğünü duyan Kutuzov:
-Moskova nın anahtarlarını aldılar dedi.
Gerçekten de Fransız ordusu Moskova ya iki yüz kilometre mesafedeydi.
Napolyon’un mareşalleri, ordunun kışı Smolensk te geçirmesini önerdi. Fakat Napolyon ordunun ilerlemesini sürdürdü. Şimdiye kadar bu büyük ordudan yüz elli bin kişi kayıp verilmişti. Gün güne düzen bozuluyordu. Bu yüzden Napolyon bir an evvel Rus ordusuna saldırıp onu yok etmek istiyordu. Napolyon Rus ordusunun başına Kutuzov’un getirildiğini duyunca;
-O kuzeyin yaşlı tilkisidir.
Diyerek övdü.
B O R O D İ N O :
Kutuzov’un kurmayları, savaşı Borodino köyü civarındaki bir saha da kabul etmeye karar verdiler. Kutuzov burada kesin bir sonuç almayı düşünüyordu. Somolenskten Moskova’ya giden yollar buradan geçiyor.
Gorki köyünde yüksekçe bir tepe vardı. Buradan Koloç suyunun yüksek yarları, ön tarafta uzanan ova ve Borodino köyü, sağ tarafta ki Semenovskaya köyü olduğu gibi görünüyordu. Semenovskaya köyünün yan tarafında bir orman, iki köyün arasında da kurganni denilen hafif bir yükselti vardı.
Bu düzlüğü savunmak kolay görünüyor. Mevzilenen piyade ve süvari birlikleri için, düzlüğe giren düşmana saldırmak kolay olacaktı. Dereler yedek kuvvetlerin gizlenmesine, orman da gözcü yerleştirmeye uygundu.
Başkomutan Kutuzov hazırlıkları denetledi ve onayladı. Gorki köyünde ki tepeye Başkomutanlık karargahı kuruldu. Milis kuvvetleri ve Miloradoviç’in süvari tümeni yetişti. Tahkimat kuvvetlendirildi, askerler mevzilere yerleştirildi. Kazak askerleri Miloradoviç’in grubunda yedeğe alınarak sağ tarafa yerleştirildi. Bagration’un grubu da sol tarafa yerleşti.
Ortada Doxturov’un grubu vardı. Kutuzov Napolyon’un ortadaki gruba saldırmasını istiyordu. Sonra iki yandan saracaktı.
Napolyon ordusunun öncüleri ormandan çıkınca Rusların yaptıkları tahkimatları gördüler. Napolyon’a bildirdiler. Napolyon kendisi gelip dürbünle Rusların tahkimatlarını ve savaş düzenini inceledi.
Napolyon, Şvardinskiy mevzilerine saldırı başlattı. Sonra, piyadeler ve Myurat*ın süvarileri savaşa girdi. Topların gürlemeleri kulakları sağır ediyor, dumandan bir yer görünmüyordu. Top mermileri piyadelerin ortalarına düşüyordu. Düşman bir an durakladı. Büyük toplarını ateşlemeye başladı. Bir saat kadar top atışı sürdü. Sonra tekrar saldırı başladı. Top atışlarına rağmen Fransızlar, mevzilere kadar dayandı. Süngü savaşı başladı. Gusarlar ve Kazaklar kılıçlarını çekti. Fransızlar ikinci defa geri atıldı. Kısa bir süre sonra yeniden iki kanada birden saldırdılar. Düşman sıraları dalgalar halinde geliyordu. Napolyon hiç acımadan askerlerini ateşin üzerine sürüyordu. Kayıplarına hiç aldırmıyordu. O, Rus ordularını bir an evvel yok etmeyi tasarlıyordu. Rusya sınırını geçtiğin- den beri böyle büyük bir savaşa can atıyordu.
Şimdi Rus mevzilerindeydiler. Karşılarına Grenedarlar (uzun boylu, güçlü süvariler), başlarında Bagrationla birlikte zırhlı süvariler, Fransızların karşısına çıktı. Zırhlılar ağır kamalarla , grenedarlar mızraklarıyla Fransızları geri püskürttüler.
Bagration tehlikeli bir yer fark etti. Eski Smolensk yolu korumasız açıkta bırakılmıştı. Düşmanın oradan sızması ihtimali vardı. Durumu Kutuzov’a bildirdi. Açık kalan kısım hemen tahkim edildi.
Fransızların bir kısmı Koloç suyunun beri yakasına geçerek köprü başını tuttular. Bir karşı saldırıyla geri püskürtülerek, köprü imha edildi. Polonya süvarileri başka bir yandan saldırıyordu. Napolyon bu saldırıdan korunma yolları düşündü. Önce Smolenskiy deki ve kurganni deki mevzi ve istihkamları vurmayı düşündü. Ama Kutuzov bunun farkındaydı. Fransızlar her yerde geri atıldılar.
Savaş biraz durakladı. Fakat bu duraklama çok sürmedi. Kulakları sağır eden top gürlemeleri yeniden başladı. Karşılıklı kıyım beş saatten fazla sürdü.
Napolyon’un hesabına göre, Rus askeri, son erine kadar yok edilmesi gerekiyordu. Ancak aldığı haberler böyle değildi. Bagration’un mevzilerine ateş kusan dört yüz top durmadan mermi yağdırıyor, Napolyon sık sık,
-Ateş... ateş..... diyordu.
Yağmur gibi yağan mermilerin altında, Bagration atının üstünde, bir o yana bir bu yana koşturuyordu. Askerlerini cesaretlendiriyor, onun göründüğü yerde “urraa..” sesleri yükseliyor ve düşmana korku salıyorlardı. Askerler komutanlarına saygı ve güven duyuyorlardı. Suvorov la birlikte Alpleri geçmiş, Fridland da Preysiş te, Eyla da şimdi de burada süren bu korkunç savaşta, en zor ve en tehlikeli şartlarda savaşan cesur bir komutandı. O emrettiği zaman askerleri ateşe atılmaya hazırdı. Düşman ara vermeden top atışına deva m ediyordu. Emir subayı komutanın yüzünün birden solgunlaştığını gördü. Yanına koştu. Bagration:
-Bir şey yok diyerek, bacağındaki ağır yarayı gizlemeye çalıştı. Fakat atından kendi başına inemedi.
Top atışları birden kesildi. Mavi elbiseli Fansızlar sel gibi akıyordu. Ruslar, top mermileriyle düşman sıralarını bozuyordu. Fakat Fransızlar yinede ilerlemeye devam ediyordu. İki ordu karşı karşıya geldiler. Birbirlerine girerek dövüşmeye başladılar.
Çok kan kaybeden Bagration, atından düşmek üzere iken birkaç subay aşağı indirerek, savaş alanının dışına çıkardılar. Erat dan bir iki kişiden başka gören olmadı. Fakat haber hemen duyuldu. Onun intikamını almak ister gibi vuruşan askerler çok zayiat verdirerek Fransızları geri püskürttü.
Napolyon planlarının tutmadığını gördü. Ortaya saldırmak için güç toplamaya yeltendi. Fakat onu da gerçekleştiremedi. Kutuzov hemen merkeze Kazakları sürdü. Arka yanda Kazakları görününce, Fransızlar da bir bozgun başladı. Napolyon da bu bölgeye yedeklerini sürdü. Kutuzov’un da beklediği buydu. Çeçenskiy’in 1. Burskiy alayı da gönderilen Kazakların içindeydi.
Rus süvarileri Koloç suyunun öte yakasın da ki ormandan çıkmaya başladı. Şimdiye kadar savaşa katılmadığı için adeta elleri kaşınan Çeçenskiy nin havaya kaldırdığı kılıcı parlıyordu. Kazaklar kabaran bir sel gibi saldırdı. Çeçenskiy ve arkadaşlarının kılıçları düşmanı biçmeye başladı. Çeçenskiy’nin gür sesi duyuluyordu.
-Vurun arkadaşlar. Kaçırmayın.
Kaçan Fransızların peşinden giden Rus askerleri, mezarlığın öte yanında kendilerini büyük bir Fransız birliğinin beklediğini gördüler. Onların içinde Napolyon un muhafızları da vardı. Ruslar onları görünce geri döndüler.
Çeçennskiy askerlerine yetişti. Atını bir Kazak’a verdi. Komutanın yanına giderken, Kazak ardına yetişti.
-General Platov sizi çağırıyor efendim.
Kazak general kısa boylu, zayıf yapılı biriydi. Kazak birliklerinin komutanıydı. Korku nedir bilmeyen bir adamdı. Savaşı yiğitlikle de, hile ile de olsa kazanmasını bilirdi. Kazaklar onu hem sevip sayar, hem de onunla gurur duyarlardı. Çeçenskiy varınca çabuk ve kısa bir emir verdi.
-Bölüğünle Rayevskiy nin bataryasına hemen yetiş.
-Derhal efendim.
Çeçenskiy birliğiyle hemen yola çıktı.
Kutuzov’un Kazakları Fransızların peşine gönderdiğine iki saatten fazla bir zaman oluyordu. Napolyon bir kısım kuvvetlerini geri çekmek zorunda kaldı. Böylece Kutuzov’un birliklerini değiştirme fırsatı oldu. Düşman öncekinden daha şiddetli Rayevskiy nin bataryasına saldırmaya başladı.
Çeçenskiy nin alayı gusarlar ve piyadelerle beraber savaşıyordu. Bu kargaşada çok kayıp veriliyordu. Alayın yarıdan fazlasını kayıp veren Kazakalar, yorgunluktan kılıç sallayamaz bir hale gelmişlerdi. Çeçenskiy, hemşerisi Bagration un neden yaralanıp sedye ile savaş alanı dışına çıkarıldığını şimdi burada daha iyi anladı. Her salladığı kılıç Bagration ‘un yaralanmasına karşılıktı. Her vuruşunda yalnız düşmanı öldürmüyor, hemşehrisinin intikamını alıyordu.
Her yer düşman ölüleriyle doldu. Atlar basacak yer bulamıyordu. Napolyon çok fazla kayıp vermesine rağmen, sağ kalanlarını savaş alanına sürüyordu. Hava kararınca, Napolyon Rusların mevzilerden ayrıldığını anlayabildi. Ruslar Şvardandskiy mevzilerini parçalamıştı. Napolyon kurmaylarıyla buraya geldi. Yanan ateşlerin ışığında yerde yatan binlerce ölü asker ve tahrip edilen toplarını gördü. Manzara kimsenin tahammül edemeyeceği kadar kötüydü. Fakat dünyayı fethetmek üzere yola çıkan Napolyon’un yüreği etkilenmedi bile.
Zafer hala çok uzak görünüyordu. Napolyon bu arada;
-Esirleri getirin diye emretti.
Napolyon Rusların savaşa devam edip edemeyeceğini öğrenmek istiyordu.
Mareşallerden biri;
-Esirler yok efendim.
Napolyon sinirlendi. Kime çatacağını, kimi suçlayacağını bilemiyordu.
-Yarın büyük toplarımla, ben onları yere sererim.
Göremediği düşmanı tehdit etti.
İkinci günün sabahında, çok kötü şeyler gördü. Bununla ilgili olarak; Kolenkur hatıralarında şunları yazacaktı: “Napolyon çok savaşlar yapmıştı, fakat bu savaştaki kadar çok kayıp vermemişti.” Tahrip olmuş büyük topların yanında duran altmış kadar asker ve üç dört subay görerek hayretle sordu;
-Siz ne yapıyorsunuz orada?
Bir subay cevap verdi.
-Burada durmamız emredildi bize.
-Çabuk kendi alayınıza katılın dedi Napolyon.
Subay eliyle etrafını göstererek;
-Alayımız burası efendim.
Napolyon anlamadı. Yine tekrar etti.
-Şimdi alayınıza katılın.
Subay öne çıkarak,önce söyledikleri söyledi.
-Alayımızdan sağ kalanlar bu gördükleriniz efendim. Bu siperleri almak için ikinci defa hücum ettiğimizde, karşıdan açılan ateş sonucunda bir bölük kadar kaldık.
Napolyon ses çıkarmadan atını sürdü gitti.
Bu esna da Kutuzov, bir Kazağın, üzerine halı serdiği bir koltuğa oturmuş, savaş bilgileri alıyordu.
Albay Volseron, General Barklay’ın yanından geldi. Orada, ordunun çok fena bozguna uğradığı haberini getirdi. Kutuzov söylenenlere inanmadı. Çok fena sinirlendi.
-Barklay’a Başkomutan ın savaşın gidişatından habersiz olmadığını söyle. Onun orada göremediğini ben buradan görüyorum. Düşman yenilip geriliyor. Onun yanında savaşanlar Rus askeri. Yarın hücuma geçip yurdumuzu düşmandan temizleyeceğiz. Ortalığa korku verici haberler salmasın.
O sırada General Rayevskiy geldi.
-Askerlerimiz sapasağlam duruyorlar. Düşman artık saldıramıyor dedi.
Bu sözler Başkomutanı rahatlattı. Komutanların sözleri asker arasında çabuk yayılır. Yeneceklerine inanmaları gerek. Savaşta moral çok önemlidir. Korku ve telaş bozgun yaratır. Rayevskiy devam etti.
-Böyle belirsiz hallerde dayanıklı olan kazanır. Bu gün yapılan savaşta da düşman bir sonuç alamadı. Bu durum askeri umutlandırıyor.
Kutuzov emir subayına seslendi.
-Sen git generallere bildir.Yarın hücuma geçeceğiz.
Bunu duyan askerler, subaylar sevindi.
Napolyon ise bu gün çok sinirliydi. Bir esir ele geçirememişlerdi.
Borodino savaşına “generallerin savaşı” denildi. Bu savaşta Fransızların kırk üç generali öldü. Napolyon hatıralarında Borodino savaşı için; “Moskova ya varmadan önce yaptığım savaş şimdiye kadar yaptığımız savaşların hepsinden çetin bir savaştı.” Diye yazıyordu.
O gece Kutuzov Moskova önlerine çekilmeye karar verdi. Gece yarısına doğru, ne kadar çok kayıp verdiğini o da anladı. Geri çekilip , destek birliklerinin yetişmesini bekleyecek ve tekrar saldıracaktı Kutuzov.
* Smolensk: Moskovanın batısında bir yer.
* Myurat: Napolyon’un generallerinden.