ROMAN ANASAYFA

ALEKSANDR ÇEÇENSKİY

Bölüm 13

*    *     *

İkinci gün Kutuzov çekilmeye başladı. Kalucskiy sivil savunma birlikleri komutanı Ostavkey de bulunan tuğgeneral Şepelev geldi. Kutuzov onu arabasına, yanına oturttu. Şepelev sordu;

-Moskovaya çekilme kararı mı aldınız efendim.?

-Evet. Yedek kuvvetler lazım. Benim amacım savaş kazanmak değil,. Düşmanı topraklarımızdan sürüp çıkarmaktır. Tanrının yardımıyla bunu başaracağız. Senin sivil savunmacılar nasıl?

-Fena değil.

-Buraya gelmen hayır mı?

Şepelev, tek bir ere bile ihtiyacı olan Kutuzov’a bunu nasıl söyleyeceğini bilmiyordu. Söylemese de olmazdı. Sınıra yakın bölgelerde yaşayanlar her an isyan edebilir. Üstelik Fransız soyguncular, Kalucuskiy vilayetinin uzaktaki köylerine kadar ulaşıyor.

Kutuzov Şepelev’in boş yere gelmediğini anladı.

-Söyle söyle, niye geldin.

-Bu durumda söylemeye cesaret edemiyorum efendim.

-Bir şey olmaz. Birbirimizi ilk defa görmüyoruz. Söyle sen.

-Biliyorsunuz. Benim vilayetim de hiçbir askerim yok. Sivil milislerimiz  de silahsız. İhtiyaç olacağını düşünerek, bir iki bölük istemeye gelmiştim. Bizim vilayetimiz sınıra savaş bölgesine  yakın. Zaman zaman soyguncuların, hırsızların saldırıları oluyor.

-Bir iki bölük eksik fazla olmuş benim için bir şey değiştirmez. Fazlamız yok amma.

Arkasında ki emir subaylarından birine seslendi.

-Platov’u bana çağır.

Biraz sonra Platov geldi.

-Matyev İvanoviç , Şepelev’e iki Kazak bölüğü ayır.

Çok geçmeden Feld Mareşal in arabasının yanında iki bölük yerini aldı. Bunlardan biri Çeçenskiy nin bölüğü, diğeri  Temirov un  bölüğü idi. İkisi birleştirilse bir bölük etmezdi.



D  E   N   İ   S      D  A  V   İ  D  O  V  :

Çeçenskiy arkadaşı Temirov la birlikte generalin yanında yemek yemiş dönüyorlardı. Sohbet etmeye başladılar.

-Hiç akılda hayalde olmayan bir yere gideceğiz.

-Ordu harp ediyor. İkimiz hiçbir tehlikesi olmayan, Yuğnov şehrini korumaya gidiyoruz.

Yuğnov şehri yakınlarında bir Kazak köyü vardı. Köy muhtarı subayları yemeğe götürdü. Onlar yer içerken, muhtar bir ara dışarı çıktığında, muhtarın oğlu;

-Ormandakilere katılacağım amma babam izin vermiyor.

Binbaşı Temirov uzun bıyıklarını sıvazlayarak sordu;

-Kimmiş o ormandakiler.

Savaştan kaçmış askerler. Ormanda yaşıyorlar. Birliklerinden ayrı düşmüş düşman askerlerine saldırıp, silah ve eşyalarını soyan bir araya gelmiş bir grup. Sık sık onlarla ilgili haberler geliyor.

-Kısa bir süre önce öğrendim. Gusarlarıyla düşmana baskınlar düzenleyen bir Davidov var.

Çeçenskiy’in Davidov soyadı dikkatini çekti.

-Davidov mu dedin?

-Evet adını da söyledi amma, şimdi hatırlayamadım.

-Denis olmasın?

-Evet, evet dedi ev sahibinin oğlu.

Çeçenskiy sevinçle ayağa kalaktı. Yüksek sesle;

-Benim Davidov’u bulmam lazım. Onu nerde bulabilirim?

-Ben bilmiyorum. Babam bilir.

Ev sahibi geri döndüğünde Çeçenskiy hemen sordu:

-Arkadaş bu Davidov’un birliği nerede olabilir?

Ev sahibi biraz düşündü.

-Şu an da nerede olduğunu bilemem. Smolensk büyük yer. Bir yerde sabit kalmıyorlar. Ben bir atlı gönderir baktırırım.

Davidov bir yerlerden izinsiz, kimseden habersiz birliğiyle buralarda gezmez. Başkomutanlık tarafından görevlendirilmiş olabilir. Durum böyleyse Davidov’a katlmayı düşündü Çeçenskiy.

-Çabuk gönder öyleyse. Bu iş bizim için çok önemli.

Ev sahibi dışarı çıktı. Kısa bir süre sonra geri döndü.

-Bir adam gönderdim .

-Çok iyi sağ ol.

Sabahleyin, muhtar gönderdiği adamın geri döndüğünü Çeçenskiy’e bildirdi. Çeçenskiy hemen atını sürdü geldi. Davidov’a giden adam anlattı:

-Davidovla ben kendim görüşmedim. Oradakiler anlattılar. Tokarev köyündeki düşmana saldırmış, onları bozguna uğratmış. Sarevo Zaymiş  e doğru gitmişler, diyorlardı.

-Yolu tarif edebilir misin.

-Tabi gösteririm  komutan.Yalnız atımı değiştirmem gerek.  Komşunun kini alır şimdi gelirim.

-Tamam gecikme öyleyse.

Güneş yükselmeden , Çeçenskiy köylüyle birlikte Sareyevo Zaymiş’e doğru yola çıktı. Öğleden sonra büyük bir esir grubuyla karşılaştılar. Levazım yüklü arabaları, ve esirleri getiren gusarlara   sordu;

-Davidov’u nerde bulabilirim.

Gusar subayı, Çeçenskiy’i tanıdı.

-Çeçenskiy sen mi sin. Nasılsın?

-Evet benim. İyiyim. Davidovu  nerede bulabilirim, biliyor musunuz ?

Subay yakındaki ormana giden yolu gösterdi. Orman içindeki küçük bir alanda onu buldu. Nice savaşlarda birlikte dövüşen iki arkadaş , görüştüklerine sevindiler.  Davidov ,burayı nasıl bulabildiğini sordu.

-Araya araya, sora sora buldum. Ya sen nasıl ve niçin buralardasın?

Davidov gülümsedi. Piposunu bir iki çekiştirdi.

-Çoktandır buraya gelmeye çalışıyordum. Sonunda general Bagration, başkomutana bir rapor yazdı da  bana izin verildi. Birliğimiz yeterli sayıda olsaydı iyi şeyler yapabilirdik. Ee, beni neden arıyorsun?

-Buralarda olduğunu dün öğrendim. Seni görmek, neler yaptığını öğrenmek istedim.

-Sen neler yapıyorsun.

-Hiçbir şey yapmıyorum. Gördüğün gibi  boş dolaşıyoruz. Şepelevden bize gelen hayır bu işte. Şepelev Başkomutana geldi.  Benimle Temirov’un bölüklerini getirip, Yuğnov şehrine yerleştirdi. Hiçbir iş yapmadan oturuyoruz.

-Bölüğün mevcudu tam mı?

-Borodino savaşından sonra yarısı kalmadı. Bak bir şey söyleyeceğim. Nasıl karşılarsın bilmiyorum. Bizi de kendi birliğine katabilir misin? Bunu düşünerek geldim.

Davidov yamçısına yaslandı. Biraz düşündü.

-Feldmareşal den izin istesek kabul etmez. Şepelev’e verdiği birliği geri de almaz. Başka çare düşünürüz.

-Yasalara kurallara uymayan bir şey mi düşünüyorsun?

-Biraz kurallara aykırı gibi. Sana anlatayım. Bak şimdi. Ben Şepelev’in  emrine girer gibi yaparım, sizinle birleşiriz.

-Böyle olur mu ya?

-Olur sanırım. O zaman gösteririz Fransızlara. Başlangıçta, buralılar bizi Fransızlara benzetmişler. Gusar giysileri biraz da onları andırıyor. Şimdi o elbiselerimizi çıkardık. Biraz Kazaklar da var bölüğümüzde. Feldmareşal eksiğimizi tamamlamak için verdi Kazakları.



*     *     *

Çeçenskiy gittikten sonra Davidov düşünmeye başladı. Elindeki kuvvetle düşmanla büyük bir çatışmaya girmesi mümkün olmuyordu. Yuğnov da ki milislerle birleşseler bile onların sayısı da azdı. Ayrıca, bu çatışmalarda savaşta pişmiş tecrübeli asker gerekliydi. Çeçenskiy ile Temirov’un adamları  bu işe çok uygun olurdu. Çeçenskiy’e anlattığı gibi, hileye başvurmaya karar verdi.

General Şepelev’e özenle bir mektup yazdı. Emrine girmeye hazır olduğunu bildirdi. İki Kazak bölüğünün de kendisiyle birleştirilmesini istedi. Davidov’un büyük bir savaşta kahramanlık göstermek isteğiyle yanıp tutuştuğunu bilen genç subay sordu;

-Bu yazdıklarımızdan dolayı pişman olmayalım sonra.

-Niye pişman olalım.

-General bizi bir yere kıpırdatmazsa sonra?

Davidov gülümsedi.

-General Şepelev’i çok zamandır tanırım. Kötü adam değildir. Emirlerinden dışarı çıkmıyor görünür, biz bildiğimizi yaparız. Hayır pişman olmayız. Haydi git mektubu ver. Gecikmeden de geri dön.

Davidov birliği ile Yuğnov şehrine geldi. Kaluga ya gönderdiği subay gecikmişti. Davidov bir gününü sıkıntıyla bekleyerek geçirdi. İkinci gün sabahleyin gönderdiği subay geri döndü. Evrakı Davidov’a uzattı. Davidov  General in yazısını okudu.

-İş istediğimiz gibi oldu. Milisler ve iki Kazak bölüğünü bizimle birleştirmiş.

Davidov sevindi.“Şimdi büyük işler yapacağız”diye düşündü. Çeçenskiy’e haber göndererek,  Znamensk te kendisiyle buluşmalarını bildirdi. Sabahleyin, Davidov’un  büyüyen  birliği yola koyuldu. Düşmandan  aldıkları   silahlarla milisleri silahlandırdı. Büyük planlar yapıyordu Davidov. Çoğu kere düşmanın sayıca üstün olmasından dolayı düşmana saldıramıyordu. “Şimdi artık zor değil sizinle dövüşmek” diye düşündü, kendi kendine.

Znamensk düzlüğünde Kazak bölükleri bekliyordu. Doğrusu bölük de denemezdi bunlara. Burskiy bölüğünde altmış Tepteyarskiy bölüğünde yüz on kişi vardı. Borodino savaşında kaybettiklerini tamamlayamamışlardı. Davidov’un geleceği yolu gözetlemeye giden Kazak dört nala geldi.

-Geliyorlar.

Çeçenskiy ile Temirov hemen birliklerini hizaya soktu. Çok geçmeden Davidov geldi.

-Merhaba Kazaklar. Birliğimle birlikte, sizinle olmaktan sevinç duyuyorum. Bu günden sonra, düşmana karşı Partizan* savaşı yapacağız. Gerçi siz bu savaşı gayet iyi bilirsiniz. Pusuya yatıp, aniden saldırıp yok eder, hemen ortadan kayboluruz. Gülümseyerek etrafa  bakındı.

-Anlaşıldı mı?

-Anladık, diye bağrıştı Kazaklar. 

Davidov un birliği yola çıktı. Sabaha karşı Vyuzma şehrinden çıkmak üzere olan büyük bir düşman birliği olduğunu öğrendiler. Davidov artık rahatlamıştı. Üç yüz savaşçısı vardı. Düşman iki üç kat fazla olsa da saldırabilirdi. Fransızlar şehirden çıktı. Doğru partizanların üzerine geliyordu. Yanlarında Rus esirler ve kırktan fazla araba ile ilerliyorlardı. Vakit geçirmeye gelmezdi. Düşman bundan faydalanabilirdi. Davidov hemen saldırı emri verdi.

Partizanlar kahramanca dövüşerek dört yüz düşman öldürdü. Beş yüz kişi esir aldılar. Bunların içinde biri kurmay beş subay vardı. Altmıştan fazla Rus esir serbest bırakıldı.

Kazaklar arabaların üstündeki yükleri hemen kontrol ettiler. Bağırışları duyuldu.

-Burada peksimetler var.

-Burada da sıcak tutacak elbiseler var.

-Bu arabada yulaf var.

-Öyleyse aç kalmazsın. (öbürleri gülüyordu)

-He..he..  erken gülüyorsunuz. Atlara nasıl iyi geldiğini görürsünüz.

-Ben gülmüyorum.

Partizanlar çok geçmeden esirleri ve kıymetli ganimetlerini alıp ormanda kayboldular.

Fransızlardan kurtardıkları esirlerin çoğu partizanlara katılmak istiyordu. Nerede niçin esir edildiği araştırıldıktan sonra uygun bulunanların isteği kabul edilerek birliklere alındı.

Yulay adlı bir Başkır, kötü bir Rusça ile kızıyor söyleniyordu;

-Ben bir yere gitmem. Ben düşmanla dövüşmeye geldim. Yayımı kaybettim ama,  tüfek atmayı öğrenirim. Kılıç sallamasını bilirim.  Beni de yazın.

Bir Kazak cevap verdi.

-Sen yaralısın. Burayı revir mi sanıyorsun?

-Yaramı bu? Yaralı ayağını önemsemez açtı. Eliyle bir araya gelmiş Fransızları göstererek;

-Ben bunları kandırmaya çalışıyordum. Bir şeyim yok benim.

Çeçenskiy’nin aklına bir zamanlar  Ravyevskiy’nin söylediği bir söz geldi . “Başkırlar en yabani bir atı bile kement atarak yakalarlar.”

Başkır’a sordu:

-Kement atmayı biliyormusun?

-Bilirim gospodin komutan. Öğrenmek mi istiyorsun?

-Evet öğrenmek istiyorum.

-Ben öğretirim sana. Çeçenskiy’in isteğiyle Başkır Yulay onun bölüğüne verildi.

Esirler Yuxnov şehrine, silah ve mühimmat Znamensk’egönderildi. Orada bırakılan milislerin, bu mühimmata çok ihtiyacı vardı. Partizanlar orada daha fazla oylanamadan Gjadsk şehrine doğru yola koyuldu.

* Partizan: Aralarında gönüllü sivillerin de bulunduğu, gerilla tipi savaşan gruplar.