Çeçen Kültürü

Çeçen Dili ve Folkloru, Halk Dansları, Efsaneler, Öykü ve Masallar ile çeşitli kültürel bilgiler…

Diaspora

Türkiye ve diğer dünya ülkelerinde yerleşmiş Çeçenler ile yerleşim alanlarına ait bilgiler ve fotoğraflar…

Kitaplık

Çeşitli dillerden Türkçe’ye çevrilerek yayınlanmış, Çeçenler ve Çeçenistan ile ilgili kitaplar…

Şarkı Sözleri

Sevdiğiniz Çeçence şarkıların sözlerine buradan ulaşabilir, dinleyebilir ve indirebilirsiniz.

Şiirler

Çeçen edebiyatından örnekler ile Çeçenler’e adanmış şiirler…

Ana Sayfa » Kitaplık

Çeçen Direniş Tarihi

Bu yazı 11 Aralık 2008 Perşembe  tarihinde yazıldı. Şimdiye kadar 2.179 defa okundu.. Yorum Yok
Çeçen Direniş Tarihi

Kitabın Adı: Çeçen Direniş Tarihi
Yazar: Tarık Cemal Kutlu
Yayınevi:Anka Yayınları
Yayın Yeri – Yılı: İstanbul, 2005
640 Sayfa, Karton Kapak

 

 

Tanıtım:

Çeçen Direniş Tarihi, yalnızca bir direnişin tarihi değildir. Çeçen ulusunun umumî ve hatta millî tarihidir. Kitapta Çeçenler’ in Kafkasya topraklarındaki etkinlikleri, rolleri, kökeni, kavimsel şeceresi, yetiştirdiği liderleri, başka uluslarla olan ilişkileri, vatanlarına saldıran düşmanlara karşı yüz yıllarca gösterdikleri direnişi, zengin bir kaynakçaya müracaat edilmek sûretiyle işlenmiştir.

Sayı itibariyle zaten az olan Çeçen ulusu, dört bir yandan gelen saldırgan kavimlerle boğuşmaktan, siyasal, sosyal ve kültürel bir tarih yazmaktan yoksun kalmıştır tarihi yazmak değil, ister istemez yaşamak zorunda bırakılmıştır. Çeçenler’ in yaşayarak yazdığı tarihi ise, Çeçen olmayanlar kaleme almıştır.

Yeteri kadar olmasa da Çeçen tarihçileri ve bilim adamları kendi kavmî kültürlerini tespit mücâdelesinde asla geri durmamışlardır.

Değerli araştırmacı Tarık Cemal Kutlu, bu çalışmasında, Türk halkına Çeçenleri tarihleriyle tanıtma amacını gütmüş, onların bilinebilen en eski zamanlarına kadar inmiştir.

Okuyucu kitapta kendisi için müşkül gelecek pek çok yer adı, kişi adı vs. ile karşılaşacaktır. Hatta değişik bir alfabe görecektir. Modern Batı Türkçe’ sine göre Çeçence’ deki sesler çok fazladır. İmlâsı ve yazılış şekli aynı olmasına rağmen bir sesin uzatılması veya kısaltılması Çeçence’de kelimenin anlamını tamamen değiştirebilmektedir. Bundan dolayı yazar, kitaba bir de Çeçence-Rusça-Türkçe alfabe eklemiştir.

Kitabın Önsözü:

Çeçen Direniş Tarihi, yalnızca bir direnişin tarihi değildir. Çeçen ulusunun umumî ve hatta millî tarihidir. İncelediğim ve yararlandığım pek çok kaynak doğrudan doğruya Çeçenler’ i anlatmamaktadır. İlgili konu içinde Çeçenlere bir miktar, hatta çok az yer vermektedir.

Çeçen tarihçileri ise, ulusal tarihlerini yazamamanın sıkıntısını yaşamıştır. Egemen devlet olan Rusya, koloni halkları yazarlarının, aydınlarının, düşünürlerinin özgür iradelerini ve çabalarını tıkamıştır. Vatanları dışına çıkmış mahdut sayıdaki Vaynax (Vaynah) aydını ve yazarı da Kafkasya halklarını umumî olarak ele alma ihtiyacını hissetmiştir. Bu durum Çeçen halkının Kafkasya’ daki etkinliğini ve rolünü yansıtmaya yetmemiştir. Tabiatiyle dış dünya Çeçenler’ in kimliği ve neciliği hakkında bilgi sahibi olamamıştır.

İşte ben bu eserimde doğrudan doğruya Çeçenler’i anlattım. Kafkasya topraklarındaki etkinliklerini, rollerini, kökenini, kavimsel şeceresini, yetiştirdiği liderlerini  yazdım. Başka uluslarla olan ilişkilerini, vatanlarına saldıran düşmanlara karşı yüz yıllarca gösterdikleri direnişi kaynaklara müracaat etmek suretiyle işledim.Sayı itibariyle zaten az olan Çeçen ulusu, dört bir yandan gelen saldırgan kavimlerle boğuşmaktan, siyasal, sosyal ve kültürel bir tarih yazmaktan yoksun kalmıştır. Tarihi yazmak değil, ister istemez yaşamak zorunda bırakılmıştır. Çeçenler’ in yaşayarak yazdığı tarihi ise, Çeçen olmayanlar kaleme almıştır.

Tarihini yazamayan, fakat yaşayıp yaşatan Çeçenler, hem kendisine düşmanlık gösterenler, hem de düşmanlık gösterenlere karşı dostluk eğilimi olanlar tarafından da haksız yere suçlanmıştır.  Çeçenler savaşmaktan, bu suçlamalara yazılı kaynaklarla cevap verememişlerdir.

Yeteri kadar olmasa  da  Çeçen tarihçileri ve bilim adamları kendi kavmî kültürlerini tespit mücadelesinden asla geri durmamışlardır. Denizde vurgun yiyen dalgıç misali, 23/24 Şubat 1944 sürgünü de anımsanınca, Çeçenler’ in varoluş mücadelesindeki sebatına, incelendiği zaman hayran kalmamak mümkün değildir.

XIX. Yüzyıl’ın ikinci yarısından itibaren çalışmaya başlayan ve gittikçe artan Çeçen bilim adamlarının hizmetleri son derece değerlidir ve unutulacak da değildir. Fakat bu çalışmaların hepsi Rus dili iledir. Günümüzde Çeçence bir yazı dili olarak gelişmiştir. Bilim dili olarak işlenmesine ise meydan verilmemiştir. Ama Çeçence’ nin bilim dili olarak gelişme potansiyeli vardır.

Çeçenler ve diğer Kafkasyalılar bölgede yabancı ulusların saldırılarına uğramadan yaşayabilmiş olsalardı, görkemli bir uygarlık vücuda getirebilirlerdi. Toprak altında gizli duran tarihsel uygarlığın gün ışığına çıkabilen örnekleri, bu bölge insanlarının gelişen ve değişen uygarlıklara hiç de yabancı olmadıklarını kanıtlamaya yetmektedir.

Beşerî yatkınlık ve elverişlilik Çeçenler için maalesef bazı zamanlarda ve dönemlerde kendi aleyhlerine dönüşmüş saldırganların zafer kazanmalarına veya savaş kaybetmemelerine sebep olmuştur. Çünkü Çeçen direniş tarihinde yenilginin başlıca sebeplerinden birisi, bencilliğin, bireyselliğin, hasetin, çıkarcılığın öne geçmesidir. Her dönemde, belirtilen sebeple özdeşleşmiş Çeçen hainleri olmuştur.

Kafkasya uluslarının orijinaliteleri  ile araştırılması, yazılması ve duyurulması beşer tarihine “insanlık” ve “uygarlık” dersi vermek için yeterli kaynak teşkil eder. Zaten onları bugünlere ulaştıran bir diğer korunma kalkanı da budur. Bunu reddedenler, bundan mahrum bulunanlar Çeçenler’ i de, Kaflasyalılar’ ı da asla ve asla anlayamazlar.

Kitabımda Türk halkına Çeçenler’ i tarihleriyle tanıtma amacını güttüm. Onların bilinebilen eski zamanlarına kadar indim. Karşımızda sorulup cevaplanamayacak daha pek çok soru vardır. Konuyla ilgili bilimsel çalışmalar arttıkça ve araştırmacıları çoğaldıkça kuşkusuz cevapsız kalan sorular da aydınlanacaktır.

Okuyucu kitapta kendisi için müşkül gelecek pek çok yer adı, kişi adı v.s. ile karşılaşacaktır. Hatta değişik bir alfabe görecektir. Modern Batı Türkçesi’ ne göre Çeçence’ deki sesler çok fazladır. İmlâsı ve yazılış şekli aynı olmasına  rağmen bir sesin uzatılması veya kısaltılması Çeçence’de kelimenin anlamını tamamen değiştirebilmektedir. Bu kelimeleri Türkçe imlaya göre yazdığımızda aynı gibi görünür. Örnek:

Çeçence: Xozha  Türkçe: Hoca  Anlamı: Hoca, Molla, Hace
Çeçence: Xozha  Türkçe: Hoca  Anlamı: Dev
Çeçence: Xhozha  Türkçe: Hoca  Anlamı: Koku
Çeçence: Xhozha  Türkçe: Hoca  Anlamı: Bakıyor (Şimdiki Zaman Fiili)

Tabiatiyle kitaba bir de Çeçençe-Rusça Türkçe alfabe ekleme ihtiyacını duydum. Çeçence alfabe sistemine uyarladığım kelimeleri öne aldım. Türkçe alfabeli olanları da hemen ondan sonra parantez içinde yazdım. Bazan yer ve kişi adları Rusça’ ya göre yazılmış olabilir. Parantez içinde Çeçence ve Türkçesini yazdım. Amaç okuyucuyu yormak değildir. Amaç, Türkiye’ de henüz bâkir ve bilinmeyen bir  dil ile ulus hakkında ilk ciddi eser olması münasebetiyle sağlıklı bilgi vermektir.

Gençlik ve üniversite yıllarımdan itibaren Çeçenler’ i ve Kafkasyalılar’ ı incelemek ve araştırmakla bu yıllara ulaştım. 1970-1978 yıllarında Kuzey Kafkasya dergisindeki yazı işleri müdürlüğüm ile birlikte çalışmalarım tamamen Kafkasya ve bilhassa Çeçenler üzerine kaydı.  İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Son Çağ Tarihi Öğretim Üyelerinden Profesör Dr. Ahmet Cevat Eren (Ölm. 19 Mayıs 1978) merhum, Türkoloji mezunu olmama rağmen, bu ilgim üzerine beni doktora öğrencisi olarak kabul buyurmuştu. Onun ölümünden sonra doktora çalışmalarını bıraktım. Fakat çalışmalarım aralıksız devam etti. Satın aldığım, edindiğim, Sovyet turist kafileleri ile getirttiğim eserlerle, küçük çapta bir kitaplığa sahip oldum. Osmanlı ve Türk tarihleri ile kitaplığımı daha bir  zenginleştirdim. Yıllarca notlar aldım. Son Çeçen – Rus Savaşı (11 Aralık 1994 – 31 Ağustos 1996) çıktığında İstanbul Çeçen – Kafkas Dayanışma Komitesi’ nin  malî ve organize işler dışında danışmanlığına getirildim. Hemşehrilerimin dışında beni seven pek çok  dostum, arkadaşım, tanışım, hakkımda referans verenim, inananım, güvenenim oldu. Konuyu bilmek ve öğrenmek isteyen çok uzak dostlar bile  beni teşvik etti, yol gösterdi. Hatta artık eseri bir an önce bitirmem yolunda ciddî, ama çok iyi niyetle azarlayanlarım oldu. Çeçen asıllı biri olarak  bu ulusun tarihini yazmak artık benim için bir borçtu. Ve bugün ben, bir an için de olsa sevgi ile bakan o hiç tanımadığım ve kimler olduğunu bilmediğim insanlar da dahil olmak üzere şimdi, yüzlerini bile anımsayamadığım bütün bu meçhul, ama dost insanlara müteşekkir olduğumu ifade etmek isterim.

Çalışmalarımı teşvik bakımından bana daima güvendiğini ve saygı gösterdiğini ifade eden aziz arkadaşım Baysın Başak Cerrahoğlu ile eşi Yasemin Hanımefendi’ ye sonsuz minnettarlığımı belirtirim.

Şöyle bir geri döndüğümde, T. C. Başbakanlık Arşivi’ ndeki araştırmalarımda bana yardım eden, destek veren güzel insanları hatırlıyorum: Şimdi âlemi ebedîde olan merhum Mehmet Aksoy Bey (1943 – ölm. 12 Temmuz 1993) kardeşime, kendilerine sıhhat ve afiyet dilediğim Necati Aktaş, İbrahim Sivrikaya, Tevfik Temelkuran Beylere teşekkür ederim.

Pek çok Rusça eserden yararlanırken çalışmalarıma sabırla ve coşku ile destek veren çok çalışkan, fedakâr, feragatlı güzel insan muhterem Musa Ramazan Bey ağabeyime hasseten minnettarım

Çeçen – Rus Savaşı sırasında organize olan Çeçen – Kafkas Dayanışma Komitesi’ nin Genel Başkanı kardeşim ve hemşehrim Fazıl Özen Bey’ in şahsıma olan güvenine minnettarım. Doğrusu onun olgunca ve tereddütsüzce bulunduğu desteklerine teşekkür etmek az gelir. Komite üyelerinden sayın Nihat Çeçen, Atıf Güney, Dr. Halil İnal, Cefanur Ahtıhan, Uğur Teke, Yiğit Işık beylere daimi teşekkürlerimi sunmaktan onur duyarım.

Bana olan güvenini hiçbir zaman kaybetmeyen kardeşim Ömer Faruk Kutlu’ ya, geceler ve gündüzler boyu rahat çalışabilmem için huzurumu sağlayan cefakâr ve vefâkâr eşim Meryem Kutlu’ ya teşekkür etme zevkini tadıyorum.

Bu eserimin basılması hususunda bana bütün gayretiyle destek verip yardımlarını esirgemeyen son zamanlardaki en yakın dostum, aziz kardeşim, çalışkan insan Ali İhsan Aksamaz bey ve Göksel Ulutabak beye minnettarlık borcumu ödeyemem. Son olarak eserin basılmasına vesile olan Anka Yayınları’nın sorumlularına da teşekkürü borç bilirim.

Tarık Cemal KUTLU

Fatih/İstanbul

Bu kitabı satın almak için tıklayınız…



Bir yanıt bırakın!

Aşağıya bir yorum ekleyin veya kendi sitenizden trackback yapın. İsterseniz RSS ile de yorumları takip edebilirsiniz.

Yorum yazmadan önce lütfen kuralları okuyunuz...

500 karakter kaldı.

Yorum yaparken kullanabileceğiniz etiketler:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bu sitede Gravatar kullanabilirsiniz. Ayrıntılı bilgi ve üyelik için Gravatar sitesini ziyaret ediniz.


Sitene Sahip Çık!