MOHMAD SULAYEV
SÖYLE YILDIZ
Çok sevdiğin öldü diye
Kara haberini aldım,
Baştan ayağa yandım ateşle,
Kırıldı kolum kanadım.
Nereye açar sevda?
Yetişirmiyim koşsam ardına?
Unutmak onu yapamam
Ama görememde bir daha.
Üzüntü çökertse beni,
Çığlık çığlığa haykırsam,
Ağlasam duymaz ki,
Sonsuz uykuya dalan.
O yıldıza bakardı geceleri,
Hayran, şaşkın, dikkatli.
“-Çok garip, derdi sessizce-
Hep parlayacak ölüm alsa da bizi.”
Küçüçük bir çocukken de,
Tanırdı kutup yıldızını…
O öldü, ama hala gurbette,
Görüyorum yıldızın parıltısını.
Binlerce yıldan beri,
O yıldız göz kırpmakta,
Söyle, yıldız! Dünden bugüne
Nicelerin sevdası yitti boşlukta…
***
Yüreğimi
Böleceğim
Bin parçaya,
Her birini bir güvercin yaparak,
Salacağım,
Dünyanın dört bir yanına;
Doymak istedim dünyaya,
Yetiremedim gönlümü
Doyamadım!
Vermek istedim
Dünyaya.
Veremedim
Yüreğimi, dünyanın
Her yanına!
***
Vuruyor sabahın nuru
Yeni bir güne.
Duruyor buğusuyla gözlerimde
Dün gecenin karanlığı.
Kaygılarla çırpınırken yüreğim
Garip bir eziklikle,
Dinsin diye içimdeki fırtına
Bakıyorum dağlara.
Oysa, onlar da diyor ki bana:
Suçlu değiliz biz
İnsanların kaygılarından yana.
***
ARGUN
«Said BADUYEV’e»
Derin
Coşkun
Kaynıyorsun
Argun!
Geceliri
Söyleşip,
Gündüzleri
Eyleşip,
Dağlarla
Delişip,
Taşlarla
Savaşıyorsun!..
Hızlı
Coşkun
Akıyorsun
Argun.
***
TATLI SÖZ SÖYLE
Sevdiğini görürsen,
Bırakıp giderken seni,
Tatlı söz söyle ardından
Mutluluk dile,
Hiç kırgınlık duymadan.
Onu sevdiğin için
Öğrettiği için, sana sevmeyi.
***
TEPE
Vadide pırıl pırıl mavi göl,
Yanı başında yüksek bir tepe
Bakıyor göle,
Dimdik, sessiz, gururla
Gölün aynasında gördükçe dağı,
İmreniyor can atıyor
Yurt yuva kuran halkları
İzledikçe eteklerinde.
Olasımı, unutmak sizi
Uzaklarda bile?
Çocuk yüreği gibi temiz,
Rüyalar kadar güzel,
Mavi göl, yüksek tepe.
***
Çağırıyorsun beni-duyamıyorum,
Sağırım yaşamın gürültüsüne,
Yıllardır sesini alamıyorum,
Gidiyorum en önde, nefes nefese!
Yolumdan sapamam, bu olaaksız,
Çoktandır yankılanan gönlümde,
Çocukken duyduğum yurdumun sesi
Bir an olsun dinmedi yüreğimde.
O, götüren çağıran beni,
Parlak ölümsüz yıldız,
Her an bağlıyor beni kendine,
Gece rüyamda bile…
***
DENİZE
Ey! Çılgın mavi deniz
Benzersin insanın yüreğine.
Yürek gibi sınırsız,
Dipsiz delişmen,
Yürek gibi değişken,
çarparsın yamaçlara!
Güneş gülünce gökyüzünde,
Bin güneşle parlayarak gülersin.
Güneş,
Çekince bulutları yüzüne,
Fırtınalar estirir
Yırtınarak inlersin!
Ateşkessiz bir kavga,
Birliktesiz bir dostluk
yaptığın doğa.
Kendisini görüyor sana bakınca!..
Tutmuyor bir anın bir anını
Ama suskun, ama delice
çırpınıyorsun yine!
***
Vatanım çağırıyor usanmasız,
Karnım tok başka seslere.
Durursam, kalbim duracak zamansız,
Gidiyorum varmam gereken yere.
Suçluyosun beni, duyamıyorum;
İsteme gücümün yetmediğini!..
Mutlu bilse bile, insan kendini
Değildir, özlüyorsa memleketini!
***
Dağlarda
Gün doğarken penceremden
dışarı baktığımda
pamuk gibi yumuşak,
Omuzlarıma sıcak
güneş yansıdı
Kuşlar cıvıldaştı
dışarı çıktığımda.
Rüzgar,
aldığı gibi beni kapımdan
Anında uçurdu su kıyısına,
Söyleştim dağlarla,
Sevdiğimin gözleri gibi-parlak bir nur,
Gözlerimi kamaştırarak,
kıvılcımlarını vurup,
Haykırarak dediki;
-Baksana etrafına!
Gömülme yatağına
güneş doğarken.
Seyret şu dağları
sevgiler yolla!
Çılgın gibi dört bir yana koşarken
Topla karıncaları,
cıvıldaşan kuşları
bırakma yuvasında!
Haykır avaz avaz!
Geçsin insanlar uzaklardan
dönüp dönüp bakarak!
Ne güzel şey,
Ne güzel şey yaşamak!






