Arşiv Belgeleri

Tozlanmış raflardaki Arşiv Belgeleri…

Çeçen Kültürü

Çeçen Dili ve Folkloru, Halk Dansları, Efsaneler, Öykü ve Masallar ile çeşitli kültürel bilgiler…

Çeviriler – Makaleler

Çeşitli Çeviri ve Makaleler…

Röportajlar

Ekibimizce Yapılmış Çeşitli Röportajlar…

Şarkı Sözleri

Sevdiğiniz Çeçence şarkıların sözlerine buradan ulaşabilir, dinleyebilir ve indirebilirsiniz.

Ana Sayfa » Haberler

Ivar Amundsen’ in Avrupa Parlamentosu’ ndaki Konuşması

Bu yazı 22 Mart 2009 Pazar  tarihinde yazıldı. Şimdiye kadar 1.806 defa okundu.. Yorum Yok
Ivar Amundsen’ in Avrupa Parlamentosu’ ndaki Konuşması

Çeçenya Barış Forumu Başkanı Ivar Amundsen’ in 18 Mart 2009 Çarşamba günü Avrupa Parlamentosu’ nda düzenlenen Çeçenya konulu özel toplantıda yaptığı konuşmanın deşifre edilmiş metni.

“Çeçenya’ daki savaş suçlarını ve insan hakları meselelerini gündeme aldıkları için organizatörlere teşekkür etmek istiyorum.

Ünlü Nobel Barış Ödülü sahibi Elie Wiesel, internet sitesinde şunları söylemektedir:

Bazen müdahale etmeliyiz,

İnsan hayatı tehlikeye atıldığında,

İnsan şerefi risk altına girdiğinde,

Ulusal sınır ve hassasiyetler yersiz ve anlamsız hale getirildiğinde,

Irk, din veya politik görüşlerinden dolayı erkek ve kadınlara kovuşturma açıldığında,

O yer – o zaman

Evrenin merkezi haline gelmeli

Elie Wiesel şu sözleriyle de iyi tanınır:

“Sevginin zıt anlamı nefret değil, duygusuzluktur.”

Bir insan hakları savunucusu olarak, dünyadaki krize yönelik “Uluslararası Toplum” olarak adlandırılan topluluğun duygusuzluğu beni dehşete düşürmektedir. Bu; bireyleri, ulusları ve uluslararası organizasyonları ilgilendiren savaş vahşetlerini, insanlığa karşı işlenen suçları ve hatta soykırıma kadar dayanmaktadır. Bunun nedenlerinden biri politik ara eksikliği değildir – Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi, G20, Uluslararası Mahkemeler ve Uluslararası İnsan Hakları Konvensiyonu var – ve doğru ve yanlış arasındaki farkı çok iyi bilen, çok iyi gelişmiş ve uygar beyinlerimiz var.

Buna rağmen, herhangi krizle karşılaşıldığında kurbanları kurtaracak ve failleri adalete teslim edecek kesin ve kararlı hamleler yetersiz kalmaktadır. Adres eksikliği çoğunlukla “Reel-Politika” olarak açıklanmaktadır. Ben bunu “Ahlaksızlık, Sorumsuzluk ve Alçaklık” olarak adlandırıyorum.

Benim endişem Çeçenya ve bu ülkenin insanları. Çeçenya Avrupa toprağıdır ve bundan dolayıdır ki Avrupa Konseyi’nin açık yetki alanındadır, fakat aynı zamanda Avrupa Parlamentosu için bir meseledir.

Ben Çeçenya Barış Forumu yöneticisiyim ve görevimiz barışın tekrar sağlanması – insan hakları – demokrasi ve yasaların üstünlüğünün Çeçenler için de geçerli olmasıdır; fakat bunun sağlanmasının soyutlanmış bir ortamda olamayacağının farkındayız çünkü bu mesele Rusya ve Kafkasya’da olanlar bağlamında değerlendirilmelidir.

Bu nedenden dolayıdır ki biz de Rusya’daki demokrasinin zayıf durumuna dikkat çekmek istiyoruz. Kremlin buna “Bağımsız Demokrasi” adını vermektedir. Daha doğrusu “Demokrasi Olarak Adlandırılan” ifadesi yerinde olur. Bazı Rusya uzmanları buna “polis ülkesi” ya da “çete ülkesi” olarak değinmektedirler.

Bugün Rusya halkını oluşturan tipik özellikler arasında derin adalet ve yasaların üstünlüğünün eksikliği vardır: Büyük çaplı yolsuzluklar, gazetecilerin, muhalif ve insan hakları savunucularının öldürülmesi, politik muhalefetin bastırılması, etkin basın sansürü ve milliyetçilik ve yabancı düşmanlığının faktörleri. Kremlin’in bir gençlik organizasyonu olan ve 100.000 üyeden oluşan ideolojik takımı Nashi’ nin başkanlık mitinglerine destek veya politik muhalefete rahatsızlık vermek amacıyla kurulması tesadüf değildir.

Terörizm ve Çeçenya’daki savaş da dâhil, tüm bu faktörler bir tehdit ve güçlü bir devlet kontrolünü haklı çıkarmaya yarayan acil bir durum imajını oluşturmaktadır.

Bugün Rus halkı çok tutuculuk ve kasti dengesizlik içindedir. Bu, kendi kendini bir hedef haline getirmiştir; çünkü bu, Kremlin’in politik sonunu getirecek bir numaralı eksiklik olan demokrasinin ve sivil özgürlüklerin bastırılmasına olanak sağlamaktadır – ki böylelikle Kremlin gücünü elinde tutmaktadır. Buradan da sivil özgürlüklerin, yasaların üstünlüğünün, basın özgürlüğü ve çeşitli politik çevreleri içeren gerçek bir demokrasinin bulunduğu dengeli ve açık bir halk Kremlin ve FSB için bir tehdit oluşturmaktadır: Güç aldıkları temel ve kontrol mekanizmalar bu değerlerle yaşayamaz. Batı buna çok dikkat etmelidir ve Rusya’da demokrasinin uygulanması görevine girişmeye başlamalıdır. Çeçen halkı için bağımsızlık ve özerklik için ısrar, iyi bir başlangıç noktasıdır.

Çeçenya’daki acımasız Rus savaşından şu sonuçlara varıyorum:

1. Rusya, BM sözleşmesini ve İnsan Hakları Konvansiyonu’nu ihlal etmektedir

2. Rusya, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ve Konvansiyonu’nu ihlal etmektedir

3. Rusya, Devlet Başkanları Yeltsin ve Maskhadov arasında 12 Mayıs 1997’de imzalanan barış antlaşmasını ihlal etmektedir.

4. Rusya, Çeçenya’daki savaş suçlarından dolayı uluslararası bir mahkemede yargılanmalıdır

5. Rusya, uluslararası hukuku ihlal etmektedir – çünkü Çeçenya’da 1991’deki Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra diğer eski Birlik cumhuriyetleri gibi haklı özgürlük ve egemenliğine sahip olmalıydı. Rusya, dolayısıyla birliğin dağılmasının önünü açan Nisan 1990’daki Yüksek Sovyet Kararlarını da ihlal etmektedir.

Son madde açıklama gerektirmektedir.

1991’in sonunda Sovyetler Birliği’nin dağılmasına yol açan sürecin bir parçası olarak, üç göze çarpan karar 3, 10 ve 26 Nisan 1990’da Yüksek Sovyet’ten geçirildi.

Bu kararlar Birlik cumhuriyetlerine izin vermekle kalmadı, aynı zamanda referandum düzenleyip seçim yapmaları, bağımsızlıklarını ilan etmeleri ve kendi anayasalarını, parlamentolarını ve hükümetlerini oluşturmaları için gerçekten teşvik etti. Çeçenya gibi özerk cumhuriyetlere de kendilerini birlik cumhuriyetleriyle değerlendirerek, ilan edilen egemenlik için prosedürü yürütme hakkı verilmiştir. Bu yasaya göre, Çeçen-İnguş Yüksek Sovyeti’ nin 27 Kasım 1990’da diğer birlik cumhuriyetleriyle aynı kefede birlik ve Federasyon antlaşmalarına katılacak olan ve egemen bir devlet olduğunu ilan eden “Çeçen-Inguş Cumhuriyeti Devlet Egemenliği Beyannamesi”ni kabul etti. Beyanname, 1989’da Komünist partinin ilk sekreteri olarak atanmış, Çeçen-Inguş Özerk Sosyalist Cumhuriyeti Sovyet lideri Doku Zavgayev tarafından onaylandı.

Bu tarihten itibaren Çeçenya, ertesi yıl bağımsızlık talep eden diğer bütün Birlik cumhuriyetleriyle aynı yasal derecede egemenliği elinde olan tüzel kişiliğe sahipti. 8 Haziran 1991’de Çeçen Ulusal Meclisi Çeçenya’ nın bağımsızlığını yeniden onayladı. Çeçenya Anayasasını 12 Mart 1992’de kabul etti.

Çeçenya, Birlik cumhuriyetlerinin yetkililerinin yeni bir birlik antlaşması imzalamak için 20 Ağustos 1991’de Moskova’da yapılacak olan toplantıda da bulunmuştur. Bu, Rusya başbakanı Boris Yeltsin’in Sovyetler Birliği’ni dağıtma hamlesinin bir parçasıydı. Fakat bir gün önce, 19 Ağustosta Sovyet cumhurbaşkanı Gorbachov çarpıcı bir şekilde Karadeniz’deki villasında darbe ya da “kararlı bir devrim hareketi” yapılarak tutuklandı. Amaç Sovyetler Birliği’nin feshinin engellenmesiydi ve katı tutucu komünistler bu hareketin failleriydi. Birçok insan, buna rağmen, Gorbachov’a yapılan darbenin aslında bizzat kendisi tarafından – Birliği dağılmadan kurtarmak için ümitsiz bir girişim olarak – düzenlendiğı şüphesine kapılırlar. Perestroika ve Glasnost ile kontrolünden çıkan ve düşündüğünden çok daha ileri giden bir süreci başlatmıştır.

Aynı etkiyi oluşturacak bir antlaşma başlıca Birlik cumhuriyetleriyle Aralık başında imzalandı, bu kez Çeçenya yoktu. 26 Aralık 1991’de Sovyetler Birliği’nin Yüksek Sovyet Cumhuriyetleri Konseyi, Birliğin dağıldığını ilan etti ve kendi kendini de feshetti.

Sovyetler Birliği varlığını sona erdirdi.

Vladimir Putin olayı şu şekilde ifade etti: “Son yüzyılın en önemli jeopolitik felaketi.” Ben bunun tüm zamanların en önemli politik mucizelerinden biri olduğunu söylerdim.

Rusya yasadışı olarak Çeçen topraklarını kendi anayasasına 1993’te ekledi ve yine yasadışı olarak 1994’te Çeçenya cumhuriyetine karşı savaş başlattı. Yeltsin bunu: “Anayasal bir düzen oluşturmak için” olarak açıkladı. Yaklaşık 100.000 Çeçen öldürüldü ve şehirlerde harabe olana kadar bombalandı. Ne var ki Ruslar da büyük kayıplar verdiler ve savaş Rusya’da giderek popülerliğini kaybetmeye başladı. 1996’daki yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi, Yeltsin geri çekilme kararı aldı ve cumhurbaşkanı Yeltsin ile Çeçenya’ nın yeni seçilmiş cumhurbaşkanı Aslan Maskhadov arasında bir barış antlaşması 12 Mayıs 1997’de imzalandı. Antlaşmayı imzalayan taraflar gelecekteki çatışmalarda şiddete başvurmamak üzere karşılıklı vaatte bulundular.

Bu Antlaşma da Çeçenya’nın bağımsızlığının bir kanıtıdır. Bu, iki ülkenin en baştakileri tarafından imzalanmış bir antlaşmadır ve uluslararası bir çatışmayı sonlandıracak tüm özellikleri kendisine barındırır. Gerçekten de bu, Çeçenya’nın egemen bir devlet olarak yasal statüsünün Rusya tarafından başka bir şekilde tanınmasıdır.

Dört ay önce, 27 Ocak’ta Çeçenya’da genel seçimler vardı. Yeni parlamento oluşturulmuştu ve Aslan Maskhadov cumhurbaşkanı seçilmişti. Seçim, seçimi “özgür ve adil” olarak niteleyen OSCE tarafından gözlenmişti. Yankılara bakılırsa, Sovyet Birliği’ndeki yapılmış bütün seçimler arasında “bağımsız ve adil” olan tek seçim bu olabilir!

Yeltsin, seçimden bir kaç gün sonra 2 Şubatta Çeçen cumhurbaşkanlığını kazandığı için tebrik etmek üzere Maskhadov’a bir mektup gönderdi. Cumhurbaşkanından cumhurbaşkanına, bir devletten bir devlete – bu Çeçenya’nın egemenliğini Rusya’nın güçlü ve başka bir şekilde tanınmasıdır!

Bütün bunlar dikkate değerdir çünkü seçim Mart 1992’deki Dudaev’in cumhurbaşkanlığı sırasında Çeçen Parlamentosu tarafından kabul edilen Çeçen anayasasını temel almıştır. Bu anayasanın 1. fıkrası şu şekildedir:

Çeçen cumhuriyeti, Çeçen halkının özgür iradesi tarafından oluşturulmuş egemen, demokratik ve yasal bir devlettir. Ülkeyi ve ulusal zenginlikleri ilgilendiren en yüksek haklara sahiptir; iç ve dış politikaları bağımsız olarak belirler, ülkesi sınırları içerisinde geçerli olan anayasa ve kanunları kabul eder. Çeçen Cumhuriyeti  İçkerya devlet egemenliği bölünmezdir.

Sonuç olarak cumhurbaşkanı Maskhadov’a gönderilen tebrik mektubu, gerçekleştirilen seçimin ve seçimin dayanağı olan anayasanın açıkça tanınmasıdır.

İki yıl sonra, 1999’un sonbaharında cumhurbaşkanı Yeltsin, Rus gizli polisi FSB’nin en üst kıdemlerinden gelen Vladimir Putin’i kendine yeni bir başbakan edindi. Tanıştırma sonrasında Yeltsin, “Kendileri, cumhurbaşkanı olarak yerime geçecekler” ve “Putin, Çeçen sorununu iyi yönde çözecek” dedi. Son söylenen cümleye karşılık olarak Putin şöyle cevap verdi: “Evet ve biz sonuncusunu yapacağız – o boktan evden onu çekip dışarı atmak zorunda kalsak bile”

İşte yeni atanmış bir başbakandan bazı politik sözler!

Eylül 1999’da gece Moskova’daki bazı apartmanlar ve diğer bazı şehirlerdeki patlamalar, 294 masum sivil Rusların ölümüne neden oldu. Putin, suçu Çeçen ayrılıkçılara yüklemekte geç davranmadı ve küçük Kafkas komşusuna karşı askeri bir mücadele için elinden geldiği kadar seferber oldu.

Ne var ki ortada patlamaların, o zamanlarda daha hiç tanınmayan Vladimir Putin’i, bahar 2000’deki cumhurbaşkanlığı seçiminde sağlama almak amacını taşıyan, Çeçenya’ya karşı yeni bir Rus savaşını bahanesi oluşturan ve FBS tarafından bizzat yapılan çirkin bir operasyon olduğunun çok fazla kanıtı vardır. Arkadaşlarım Anna Politkovskaya ve Alexander Litvinenko bu konu hakkında çok yazdılar ve bundan dolayı da öldürüldüler. Eski başbakan Sergej Stepashin, Çeçenya’ya karşı yapılan ikinci savaşın aslında FSB tarafından Mart 1998 kadar erken bir tarihte planlandığını ifşa etti.

Çeçenya’ya karşı savaş sürdürüldü, Yeltsin yeni yıl arifesinde istifa etti, Putin vekâlet eden cumhurbaşkanı oldu ve birkaç ay sonra cumhurbaşkanlığını kazanacak kadar da tanındı. Şunu da eklemek gerekir ki, Londra’daki Times gazetesi Putin’e seçim sonuçlarını garanti etmek için büyük çaplı seçim hilelerini belgeleyen ilginç bir makale yayınladı.

FSB, kendi adamlarını istedikleri yere yerleştirdi!

Çeçenya tarihi, hem daha uzun bir süreçte hem de daha güncel bir bağlamda baskı ve sonu gelmeyen bir acıdır. Bugün savaş hala bitmemiştir. Çeçenya, bir Rus kukla rejimi ve tarafından yönetilmektedir ve orada acil bir durum vardır. Kayıp insanlar, işkence, tecavüz, yasadışı öldürmeler ve gazetecilerin susturulması, insan hakları savunucuları ve tanıklar artık orada sıradan hale geldi. Çeçenler korku ve baskıya maruzlar ve adalet arayacak herhangi bir yolları yoktur.

Bayanlar baylar – işte bu bizim gündemimiz! İşte bu bizim sorumluluğumuz! Avrupa Konseyi ve Avrupa Parlamentosunun, bizim de coğrafi bölgemizde barışı, insan haklarını, insan şerefini ve yasaların üstünlüğünü sağlayacak komisyonu var. BM birkaç yıl önce “Koruma Sorumluluğu” başlıklı bir belgeyi kabule etti. Çeçenleri korumak için sorumluluğumuz var; Çeçenleri, bağımsızlıklarını, politik ve yasal haklarını korumak için görevimiz var.

Bizlerin gerçekten de müdahale etmemizi gerektiren üç tane boyut var:

1. Çeçen vatandaşlarının bugünkü şartları.

2. Kafkaslardaki jeopolitik istikrar.

3. Dünya barışını sağlamak için çok gerekli olan – Rusya’daki acil durumu sonlandırmak ve Rusya’da demokrasiyi inşa etmek için Çeçenya’da istikrar ve bağımsızlık bu sürecin anahtarıdır.

Çeçenya’da gerekli olan şey özgür ve adil bir seçimdir, böylece Çeçenler kendi hükümetlerini seçebilir. Bu, 1997’den beri – yaklaşık 10 yıldır- yapılmadı. Daha sonraki tüm “seçimler” ve bir referandum da dâhil olmak üzere alay konusu gibi hileyle yapıldı.

1997’deki seçimlere OSCE ağırlığını koyarak dâhil olmuştu ve böylece özgür ve adil bir sonuç garanti edilmişti. OSCE – elbette – yineden dâhil edilmelidir. Çeçenya yabancı güçler tarafından işgal edilmiştir ve onların işbirlikçileri tarafından da yönetilmektedir. Bu şartlar altında orada adil bir seçim olamaz. O halde Rusya, ister Çeçenya’nın, isterse Avrupa Konseyi’nin Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonu’nun yasal çerçevesini ilgilendirsin, bütün uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmelidir.

Cumhurbaşkanı Dmitri Medvedev, geçen sene görevine başlamasından kısa bir zaman sonra CNN’e şunu demiştir: “Her insanın özgür iradesini kullanma hakkı vardır.”

Doğru olan yaklaşım işte budur ve Avrupa, bunun Çeçenya’ da olması için uygun bir kararlılıkla ısrar etmelidir.

Avrupa Konseyi’ni ve Avrupa Parlamentosu’nu, Rusya’nın Çeçenya’ daki bütün yükümlülüklerini yerine getirmesi için açık ve uygun bir politika oluşturmak üzere davet ediyorum. Kararlılık, etik yükümlülük ve politik irade yoksunluğundan dolayı herhangi bir Avrupa insanının kurban edilmesinin kesinlikle herhangi bir özrü olamaz.

Teşekkür ediyorum. “

18 Mart 2009

Avrupa Parlamentosu

Brüksel/Belçika



Bir yanıt bırakın!

Aşağıya bir yorum ekleyin veya kendi sitenizden trackback yapın. İsterseniz RSS ile de yorumları takip edebilirsiniz.

Yorum yazmadan önce lütfen kuralları okuyunuz...

500 karakter kaldı.

Yorum yaparken kullanabileceğiniz etiketler:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Bu sitede Gravatar kullanabilirsiniz. Ayrıntılı bilgi ve üyelik için Gravatar sitesini ziyaret ediniz.