Arşiv Belgeleri

Tozlanmış raflardaki Arşiv Belgeleri…

Çeçen Kültürü

Çeçen Dili ve Folkloru, Halk Dansları, Efsaneler, Öykü ve Masallar ile çeşitli kültürel bilgiler…

Çeviriler – Makaleler

Çeşitli Çeviri ve Makaleler…

Röportajlar

Ekibimizce Yapılmış Çeşitli Röportajlar…

Şarkı Sözleri

Sevdiğiniz Çeçence şarkıların sözlerine buradan ulaşabilir, dinleyebilir ve indirebilirsiniz.

Ana Sayfa » Çeviriler - Makaleler, Haberler

Rubati Mitsayeva’nın Avrupa Parlamentosu’ndaki Konuşması

Bu yazı 28 Mart 2009 Cumartesi  tarihinde yazıldı. Şimdiye kadar 2.434 defa okundu.. Yorum Yok
Rubati Mitsayeva’nın Avrupa Parlamentosu’ndaki Konuşması

18 Mart 2009 Çarşamba günü Avrupa Parlamentosu’ nda düzenlenen Çeçenya konulu özel toplantıda yapılan konuşmaların metinlerini sizlerle paylaşmaya devam ediyoruz. Çeçen Cumhuriyeti İçkerya Hükümeti Polonya Temsilcisi 1.Yardımcısı Rubati Mitsayeva’ nın konuşmasının deşifre edilmiş metni.

Bayanlar ve Baylar!

Yüksek Konferans!

Öncelikle bana bu kürsüden konuşma imkanı verdiğiniz için içten teşekkürlerimi sunmama izin verin. Önemli bir mesajı bu konferansın dikkatine sunmak istiyorum. Ulusum dünyanın en eski uluslarından biridir. Kafkas ırkı, adlarını eski atalarımız Kafkaslardan alırlar. Ulusumuzun düşünce tarzı şiddeti reddeder. Bu düşünce tarzının bir diğer özelliği başka insanlara saygı duymaktır ve bu nedenle Çeçen halkı sınıf farklılıklarını ya da saldırgan savaşları hiç bilmemiştir. Bu, tarihimizin önemli bir özelliğidir. Çeçen halkı her zaman özgürlük için savaşmıştır. Bugün, daha önce hiç olmadığı ölçüde, fiziksel yokedilme ve manevi bozulma tehdidiyle karşı karşıya bulunuyoruz. Suçlular, sizin kayıtsızlığınız ve insanlık karşıtı Rusçuluk idelojisidir.

Bir başka mesaja daha dikkatinizi çekmek istiyorum. Çeçenler ve Ruslar bir mıknatısın uçları kadar birbirleriyle uyumsuzdur. Bir arada yaşamaları için hiçbir manevi ve mantıksal unsur mevcut değildir. Çeçen ulusunu Rus alanı içinde tutan tek etken şiddettir. Biz şiddete karşı savaşıyoruz; sizin yaşamınızı düzenlediğiniz gibi biz de kendi yaşamımızı düzenleme hakkımız için savaşıyoruz.

O halde,  isteklerimiz içinde kabul edilemez olan nedir? Ulusların geleceklerini emanet ettikleri önderler bir dereceye kadar anlaşılabilir. Gerçekten de Rusya nükleer güce sahip bir ülkedir ve Avrupa’nın rahatı Rusya’nın kaynaklarına bağlıdır; ama bunlar yokedilmekte olan bir ulusun kaderi karşısında kayıtsız kalmayı haklı çıkaramaz. Avrupa devletlerinin 1930’lu yıllarda izlediği benzer politikalar, Avrupa uluslarını İkinci Dünya Savaşı’na sürüklemiştir.

Avrupa Rusya’nın nükleer savaş gücünden korkmamalıdır; Rusya bunu size karşı kullanamayacak kadar korkaktır. Korkması gerekenler bizleriz; biz Çecenler. Bunun nedenini size açıklayacağım.

İkinci Rus-Çeçen savaşının patlamasıyla Rus Devlet Duma’sında siyasetçi Vladimir Zhirinovsky Rusya hükumetinden Cohar (Grozny) şehrine karşı nükleer bomba kullanılmasını talep etti. Benzer örneklerden oluşan uzun listenin içinden iki olayı ele alacağım.

3 Ocak 1995’te Çeçen Cumhuriyeti’ne karşı başlatılan savaş sırasında gerçekleşen iki hava saldırısında, Shali’de bir araba yedek parça pazarı parça etkili bombalarla vuruldu. Kurbanlar arasında 100′ den fazla ölü vardı. Shali Bölge Hastanesi çalışanlarının belirttiğine göre, ölenlerden 55 tanesi Shali’dendi; ayrıca 186 kişi de yaralanmış ya da zarar görmüştü. Sivil halka yönelik bu zalim saldırının tam bilançosu halen çıkarılmış değildir.

İkinci örnek, Grozny Merkez Pazar Yeri’ne balistik roketler kullanılarak yapılan hava saldırısıdır. Bu saldırının bilançosu 118 ölü ve 400 yaralıdır.

Her iki olayda da yasaklanmış kitle imha silahları kullanılmıştır. Neden? Şimdi bu soruyu cevaplayacağım.

Öncelikle Rusya, uluslararası topluluğun Çeçen halkının öldürülmesine ne derecede sessiz kalacağını görmek istiyordu. İkinci olarak, Çeçen halkının iradesini, devlet terörizmi yöntemleri ile korkutmak suretiyle felç etmeyi amaçlıyordu.

Bu devlet, terörden doğmuştur ve özü terör olarak kalmıştır. Bu devletin değişen rejimlerinin özü ve bu terörün adı Rusçuluktur. Biz bu terörist devletin parçası olmak istemiyoruz.

Bizler Asyalı insanlar değiliz. Çeçenler Avrupalı bir ulustur. Uygar uluslar çifte standartlı olmamalıdır. Bu amaçla, Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Antlaşması’nın 2. Maddesi’ni okuyorum:

“Bu sözleşmeye göre soykırımın anlamı, bir ulusal, etnik, ırksal ya da dini grubu tamamen ya da kısmen yoketmek amacıyla aşağıdaki fiillerden herhangi birini işlemektir:

a) Grup üyelerinin öldürülmesi;

b) Grup üyelerine ciddi olarak bedensel veya akılsal zarar vermek;

c) Gruba, tamamen ya da kısmen yokoluşuna neden olacağı hesaplanmış yaşam koşullarının kasten dayatılması;

d) Grup içi doğumları önlemeye yönelik önlemlerin dayatılması;

e) Gruba ait çocukları zorla başka bir gruba nakletmek.”

Çecen halkı, bu sözleşmede belirtilen maddelerden sonuncusu hariç hepsine maruz kalmış bulunmaktadır. “Sadece 10 yaş altı çocuklar, 65 yaş üzeri erkekler ve kadınlar mülteci olarak kabul edilir” –  bu cümle, Kuzey Kafkasya Birleşik Kuvvetler Komutanı General Kazantsev tarafından, tüm dünyanın dikkatine televizyondan bildirilmiştir. Bölgenin yönetiminde bütün iktidar ve otorite General Kazantsev’e verilmişti. Rusya’nın bu tür uygulamaları sonucu, Çeçen halkı, nüfusunun üçte birini kaybetmiştir.

Nüfusu 1 milyon olarak tahmin edilen Çeçen ulusu içinde 40,000’den fazla çocuk sakattır.

Çeçen halkı bugün, hiçbir dünya halkı tarafından kabul edilemeyecek toplumsal koşullar içinde yaşamaktadır.

Çeçen halkını yok etmek amacıyla üzerlerinde psikolojik ve tıbbi deneyler yapılmıştır. Bu deneylerin yapılabilmesi için Rusya ülkemizi kapalı alan ilan etmiştir.

Sizlere, Shelkovskaya’nın bir köy okulunda, onlarca kız öğrencinin, ve yalnızca kız ögrencilerin yakalandığı garip psikolojik hastalığı hatırlatmak isterim. Bugün hala kimse bu sır dolu olayı tutarlı bir şekilde açıklayamıyor.

Kremlin tarafından ortaya konulan “anlaşmazlığın Çeçenleştirilmesi” olarak adlandırılabilecek görüş, soykırımı bir grup Çeçenin diğer Çeçenleri ortadan kaldırması olarak ifade etmektedir.

Avrupa bugün farkında olmalı ki Çeçenler Rusya’nın üzerlerinde bir zafer kazanması durumunda, Sovyet sonrası cumhuriyetlerin ve Doğu Avrupa’nın halklarının karşı karşıya kaldığı darbenin tek başlarına hedefi haline gelmiş oldular. Bu noktada, Guney Osetya ve Abhazya bölgelerinin ilhakı sözkonusudur.

Çeçen meselesi, Rusya’nın içişlerini ilgilendiren bir sorun değildir. Bir halkın yokedilmesi, bir devletin iç sorunu olamaz.

Uluslararası camianin, özellikle Avrupa topluluğunun Rusya’dan birinci talebi, Çeçen topraklarında işlenmiş savaş suçlarının araştırılması olmalıdır. Bu gerçekleştirilmediği takdirde, Nuremburg Mahkemesi’ne benzer bir mahkeme kurulmalıdır.

İkinci olarak, Avrupa, Çeçen Cumhuriyeti İçkerya Anayasası uyarınca meşru bir hükumetin seçilmesi amacıyla özgür seçimlerin yapılması için Çeçen ulusuna yardım etmelidir. Çeçen halkı ile Rus yöneticiler arasında yüzyıllardır süregelen çatışmayı çözümlemenin başka hiçbir yolu yoktur. Bu çatışmayı çözüme kavuşturacak özgül mekanizmalar ilk başkanımız Cohar Dudaev’in önerisinde belirtilmiştir. Bu önerileri yüksek konferansın dikkatine ayrıca sunacağım.

İlginiz için teşekkür ederim.

***

Rusya ile Çeçen Cumhuriyeti İçkerya arasında gelecekteki ilişkilerin kavramsal ilkeleri.

Rusya ve İçkerya arasındaki 436 yıllık çatışmada; bu tarihsel süreç içerisinde Çeçen ulusuna ve Çeçen Cumhuriyeti İçkerya’ ya karşı Rusya tarafından işlenen suçlar:

Çeçen halkını yok etmek,

Çeçen Cumhuriyeti İçkerya devletini yok etmek,

topraklarını ve doğal kaynaklarını ilhak etmektir.

Bu amaçlarla Rusya tarafından tekrarlanmakta olan askeri saldırılara; bu saldırının daha önce benzeri görülmemiş boyutlarda bir acımasızlık arzediyor olmasına ve neden olduğu onarılamaz zararlara rağmen,

Çeçen Cumhuriyeti İçkerya Hükumeti ve halkı, gerek İçkerya devletinin kurulması gerekse de uluslar ve devletler arasındaki her türlü karmaşık sorunun çözümünde uluslararası hukuku esas alıyor ve gelecek ilişkiler için aşağıdaki ilkeler temelinde askeri çatışmaya barışçıl bir çözümün yolunu açıyor:

1- Çecen ulusu ve Çeçen Cumhuriyeti İçkerya devleti, yuzyıllardan beri kendilerine karşı işlenen suçların ağırlığı, iki taraf arasındaki ilişkilerin uyuşmazlığı, Rusya Federasyonu (Rusya) devletinin gayrımeşruluğu ve bu devletin temel hukuk normlarını ve demokrasiyi ihlali nedenleriyle hiçbir koşul altında Rusya Federasyonu’ nun bir parçası olamaz.

2- Uluslararası garantörler (BM, ABD ve AB) çerçevesinde, ve tarafların sözleşmeden doğan yükümlülükleri uyarınca, Çeçen Cumhuriyeti İçkerya, Birleşik Devletler Topluluğu’nun (CIS) eşit haklara sahip bir üyesi olabilir. CIS üyeliği uyarınca, Çeçen Cumhuriyeti İçkerya ekonomisinin temel sektörlerini (petrol ve gaz üretimi, rafine edilmesi ve ulaşımı) on yıllık bir süre için CIS’e entegre etmeyi kabul eder. Rus tarafı ya da diğer CIS üyeleri, Çeçen Cumhuriyeti İçkerya’ ya karşı sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmedikleri takdirde ayrılma hakkı vardır.

3- Rusya, CIS ülkeleri ve uluslararası topluluğa mensup ülkelerle geniş işbirliği, her alanda ayrı antlaşmaların konusudur.

Şiddetli ve yıkıcı bir savaşın ardından uluslararası topluluğa eşit koşullarda üye olmak, Çeçen Cumhuriyeti İçkerya devletinin demokrasi ve uluslararası hukuk ilkeleri temelinde kurulmasını gerektirir. Bu en zor aşamadır ve BM, ABD ve Avrupa’nın aşağıdaki biçimlerde yardımlarını gerektirir:

1- Rus askerlerinin işgal altındaki Çeçen topraklarından geri çekilmesi konusunda yardım.

2- Tarafların yükümlülüklerini yerine getirmelerinin gerçek garantörleri olarak, önyargısız ve komplekssiz gözlemcilerin varlığı.

3- Serbest seçimin hazırlığına ve uygulanmasına katılım.

4- Halkın elinde bulunan askeri teçhizat ve silahların geri alınması için kredi sağlanması.

5- Bölgelerin ve tesislerin mayından arındırılması.

6- Çevre rehabilitasyonu.

7- Şiddetin tekrar başlamamasının garantisi.

8- Uluslararası terör ve örgütlü suçların yeniden ortaya çıkmaması için uluslararası işbirliği.

9- Savaş mağdurlarına tıbbi ve insani yardım.

Askeri çatışmaya getirilecek barışçıl çözümün ve karşılıklı işbirliğinin Rusya için doğrudan ve koşulsuz yararları şunlar olacaktır:

1- İktidar mücadelesi ve devlet inşası sürecinde RF içinde istikrarın sağlanması.

2- Tartışmalı sorunların çözümünde hukuki normlara geçiş. Böylelikle Rusya’nın itibarı artacak, uluslararası toplum, RF yurttaşları ve CIS içinde güvenilirliği yükselecektir.

3- Savaş için gerekli bel bükücü askeri harcamaların azalması sonucu ekonomik istikrarın gerçekleşmesi.

Bu sayılanlar, doğrudan yararların sadece birkaçıdır. Bu doğrudan yararların yanında birçok dolaylı yararlar da sözkonusudur ki bunların sağlayacağı fayda doğrudan yararlardan çok daha büyüktür.

Rusya’ nın saldırgan tutumunun devamlılığı durumunda, hem Rusya hem de uluslararası toplum karşılarında yaşları 17 ile 50 arası, evlerini ve geçim araçlarını kaybetmiş, ruhları savaşla yaralanmış, iyi silahlanmış, savaşmayı bilen, umudunu yitirmiş, dünyaların Yaratıcısı’nın adaletine inanç konusunda fanatik, bir kötülükler dünyasında utanç içinde yaşamaktansa bir kutsal savaş içinde ölümü tercih eden 500,000 erkek bulacaklardır.  Çeçen ulusu bir bütün olarak, karşılaşılacak bütün sıkıntıları göze almış ve bağımsızlık özlemi içinde birleşmiş durumdadır.

Çeçen Cumhuriyeti İçkerya Devleti ve halkı, Kafkasları şöyle görmek istiyorlar;

1. Askeri olmayan bölge

2. Nükleer silahlardan arınmış bölge

3. Tek bir para birimi ile siyasi ve ekonomik işbirliği bölgesi

4. Barışçı bir doğa koruma bölgesi

5. Dünya kültürü, tarihi ve dilleri için bir araştırma ve çalışma bölgesi

6. Dünya dinlerinin bölgesel merkezi

Bu noktaların herbiri bilimsel ve teknik çalışmalarla desteklenecek ve bütün insanlık adına fayda anlamına gelecektir.

Uluslararası topluluğun bir vekil-üyesi sıfatıyla Çeçen Cumhuriyeti İçkerya şu emellerini beyan eder;

-Halkın haklarının savunucusu olacak ve tüm yasal normlara bağlı kalmanın garantörü olacaktır.

-Bir devlet olarak Çeçen Cumhuriyeti İçkerya ve bir ulus olarak Çeçen halkı, hiçbir tarihsel anlasmazlığa veya dünyanın herhangi bir devleti ve ulusuna yönelik herhangi bir talebe sahip değildir.

-Çeçen Cumhuriyeti İçkerya tüm dünya ülkelerine ve halklarına her alanda karşılıklı işbirliğine hazır olduğunu ilan eder.

Ulusların hakları ve özgürlüklerinin korunması ve çatışma çözümü alanlarında uluslararası bir garantörün yokluğu koşullarında, Çeçen Cumhuriyeti İçkerya ve halkı, insanlığın dünya dinleri olarak şekillenen manevi potansiyeli üzerinden barış ve uyum arayışına kendini adamıştır.

İnsanlık, 21inci Yüzyıl’a yaratarak değil yok ederek girmektedir. Geçtiğimiz 10 yılda geniş jeopolitik bölgeler insanların haksız yere katledildiği, imha edildiği , bölgesel çatışmaların ve suç artışlarının olduğu yerler haline geldi. Bu durum, sınırlı doğal kaynaklar, artan nüfus, kırılgan demokrasiler ve insanların manevi yoksulluğu ve hak ve özgürlükler için etkili bir uluslararası garantörün yokluğu koşulları altında gerçekleşmektedir.

Rus – Çeçen savaşının barışçıl çözümü, 21’inci Yüzyıl’a girme eşiğindeki insanlığın çok fazla ihtiyaç duyduğu küresel barışın gerçekleşmesine yardımcı olabilir.



Bir yanıt bırakın!

Aşağıya bir yorum ekleyin veya kendi sitenizden trackback yapın. İsterseniz RSS ile de yorumları takip edebilirsiniz.

Yorum yazmadan önce lütfen kuralları okuyunuz...

500 karakter kaldı.

Yorum yaparken kullanabileceğiniz etiketler:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Bu sitede Gravatar kullanabilirsiniz. Ayrıntılı bilgi ve üyelik için Gravatar sitesini ziyaret ediniz.