Arşiv Belgeleri

Tozlanmış raflardaki Arşiv Belgeleri…

Çeçen Kültürü

Çeçen Dili ve Folkloru, Halk Dansları, Efsaneler, Öykü ve Masallar ile çeşitli kültürel bilgiler…

Çeviriler – Makaleler

Çeşitli Çeviri ve Makaleler…

Röportajlar

Ekibimizce Yapılmış Çeşitli Röportajlar…

Şarkı Sözleri

Sevdiğiniz Çeçence şarkıların sözlerine buradan ulaşabilir, dinleyebilir ve indirebilirsiniz.

Ana Sayfa » Haberler

Norbert Strade’den “Çeçen Direnişine Açık Mektup”

Bu yazı 24 Ağustos 2009 Pazartesi  tarihinde yazıldı. Şimdiye kadar 2.869 defa okundu.. 1 Yorum
Norbert Strade’den “Çeçen Direnişine Açık Mektup”

Chechnya-sl isimli grubun editörü Norbert Strade son günlerdeki gelişmeler ışığında Çeçen direnişine bir açık mektup yazdı. E-posta ile sitemize ulaştırdığı mektubu yorumsuz olarak sizlerle paylaşıyoruz.

Çeçen Direnişine Açık Mektup

Değerli Arkadaşlar,

Çeçen Cumhuriyeti İçkerya hükümeti ile Kadirov’un kukla rejimi arasında devam eden görüşmeleri analiz etmek zor. Alarm zilleri bir süredir çalıyor olmasına rağmen, içerik hakkında oldukça sınırlı bilgi mevcut. Görüşmelerin ikinci turundan sonra müzakerelerin siyasi süreci ve hukuksal boyutu yayınlandı.

Daha kapsamlı bir analiz gerektiren karmaşık bir konu bu. Ancak şu an için aşağıdaki belli başlı yorumları yapabiliriz:

Çeçenya’nın statüsü ile ilgili tüm tartışmalarda olması gereken temel bir konu var: hükümetlerden bağımsız Çeçen Cumhuriyeti İçkerya’nın varlığı, işgaller, politik bölünmeler vs. Niçin? Çünkü  Çeçen Cumhuriyeti İçkerya, Sovyet yasalarına ve uluslararası kurallara uygun olarak 1991 yılında cumhuriyetlerinin bağımsızlığı için oy veren Çeçen halkının özgür ve demokratik görüşünün bir sonucudur ve 1992 yılındaki anayasa ÇCİ devletinin yasal temelini meydana getirmektedir. Farklı bir deyişle, Çeçen halkının kendi geleceklerine özgürce karar verebilecekleri ana kadar 1992 Anayasası Çeçenya topraklarındaki geçerli yasa olmaya devam edecektir.

Bunun bazı önemli anlamları var.

Birincisi, ÇCİ topraklarının dış güçler tarafından işgali, bu güçlere Çeçenya’nın devlet yapısını yürürlükten kaldırmaya ve Çeçen topraklarını kendi ülkesine dahil etme hakkı vermez. Bu hareket bir yandan uluslararası kuralların ihlali iken diğer yandan Çeçenya’da da hiçbir hukuksal anlam ifade etmez. Diğer bir deyişle, tüm kukla yapılar, uygulamaya konulan “anayasalar” ve “yasalar” hükümsüz ve geçersizdir ve ÇCİ vatandaşları için herhangi bir anlam ifade etmez. Bir başka sonuç olarak ise, ÇCİ vatandaşlarının ya da diğerlerinin dayatılan bu yasadışı yapılanmalar çerçevesindeki herhangi bir hareketleri gayrimeşrudur.

İkincisi, kukla yapılanmalara paralel olarak kurulanları da içeren tüm bu anayasadışı yapılanmalar gayrimeşrudur. Özellikle, “Kuzey Kafkasya Emirliği” olarak adlandırılan yapının otokratik liderinin tek yanlı olarak ÇCİ devletinin ve anayasını feshederek Çeçenya’nın topraklarını kendi sanal devletine dahil etmesi olayı. Bu sanal devletin kuruluşuna ÇCİ Devlet Başkanı’nın öncülük etmesinin hiçbir ehemmiyeti bulunmamaktadır. Devlet Başkanı Çeçenya’nın egemen gücü değildir, ancak egemenliğin hizmetkarıdır ve sonra yapacağını emretmeye yetkisi yoktur. Bu hatalı form operasyonunun esas rolünün, Çeçen direnişini böldüğü, askeri direnişin Çeçenya’daki işgale son vermek olan öncelikli ve anayasal vazifesinin yönünün değiştirmek olduğu ve Çeçen direnişini dünyadan izole ettiği yeterince söylenildi.

Üçüncüsü, aslında ne işgalciler, ne kendi kendine kuruluşunu açıklayanlar, ne de ÇCİ yönetiminin üyeleri ÇCİ Anayasası ile çatışma hakkında sahip değil, öte yandan, hükümetin organları bir bütün olarak ya da bir parçası ile işgalcilerle veya onların yerel kuklalarıyla anlaşmak için Çeçen bağımsızlığını pazarlık etmeye yetkisi yoktur. Eğer yasal ÇCİ yapılarının üyeleri bu kuralı ihlal ederse, otomatik olarak yetkilerinden vazgeçmiş ve yasal sorumluluğa sahip sıradan bir sivil fert gibi kendi adına hareket etmiş olurlar.

Mevcut müzakerelerin doğurduğu siyasi sonuçlar şöyle açıklanabilir:

Birincisi, Zakayev’in ÇCİ yönetimi Kadirov’un kukla yönetimini yasal bir yapı olarak tanıdı ve aynı süreç ÇCİ yapılanmasını diğerleri içindeki tek yönetime indirgedi.

İkincisi, bir tür “ulusal birliği” sağlamak amacıyla kukla yapılanmalarla uzlaşmaya yönelik girişimler Çeçenya’da devam eden savaşı “Çeçen iç savaşı”na indirgemekte ve ÇCİ müzakerecileri ÇCİ devletinin yabancı güçler tarafından işgal olduğu gerçeğini reddettiği anlamına gelmektedir. Hepsinden öte, bu müzakere süreci devam eden güncel Rus-Çeçen savaşının yüzyıllardır devam ettiğini inkar etmektir. ÇCİ yöneticileri Çeçen kuklalarla yapılan görüşmelerin de facto olarak Rus yöneticilerle yürütüldüğü anlamına geldiğini iddia etmekte, oysa öte yandan görüşmeler bir Çeçen iç savaşına bir çözüm getirmeye yönelik. Bu her iki iddianın dışında da o siyasi platformda yürütülen görüşmelerin hiç bir anlamı yok.

Üçüncüsü, görüşmelerde 2002 yılında Kopenhag’da düzenlenen kongrenin bir devamı niteliğindeki yeni bir “Dünya Çeçen Kongresi” için çağrıda bulunmak üzere anlaşıldığı açıklandı. Ancak bu yeni kongre farklı bir yapıda olacak. ÇCİ’nin bağımsızlığının ya da ÇCİ’nin meşruiyetinin tartışılmadığı 2002 yılındaki kongrede yayınlanan sonuç bildirisinden bir kısmı yeniden okuyalım: “Kongrenin görüşüne göre, ÇCİ liderliğinin değişmesi ancak Çeçen halkının özgür iradesini ortaya koyması ile mümkündür ki Çeçen topraklarındaki Rus işgalinin varlığı altında bundan söz edilemez”. Üstelik, 2002 yılındaki kongrede kukla Çeçen yapılanmalarının temsilcileri yer almadı, sadece ÇCİ’nin meşruiyetini bir nebze tanıyan Çeçen kökenli birkaç Rus politikacı katılım sağladı. Yapılması planlanan kongrenin ana katılımcıları ise ÇCİ yapılarının temsilcilerinin yanı sıra düşmanla işbirliği içerisinde bulunan rejimin temsilcileri, bir diğer deyişle Rusya Federasyonu’nun temsilcileri. Onların Dünya Çeçen Kongresi’nde yer alması ÇCİ yapılanmalarının Rus düşmanla eşit derecede olduğu anlamına gelmekte. Böylelikle kongre artık (2002 yılındaki kongrenin gündemindeki) Rus-Çeçen çatışmasına bir çözüm bulmaya yönelik ortak Çeçen tavrını bulma amaçlı özel bir Çeçen oluşumu olmayacak. Bunun yerine, şu anki haliyle yanlış bir şekilde Dünya Çeçen Kongresi diye adlandırılan yapı, ÇCİ unsurunun katılımıyla de facto olarak Rus-Çeçen Yuvarlak Masa Toplantısı olacak; Avrupa Parlamentosu yetkilisi Andreas Gross tarafından önerilen ve ÇCİ hükümetince şiddetle reddedilen fikre benzeyen Rusya Federasyonu’na bağlı bir tür “Çeçenya Özel Bölgesi” kurulmasını ele alacak.

Dördüncüsü, ÇCİ temsilcileri müzakere sürecine ilişkin detaylı yorum yapmadı ve esas gayelerini açıklamadı, ancak onların akıl hocası ve müzakereleri başlatan Ivar Amundsen, net sözcüklerle “görüşmelerin nihai amacının Rusya Federasyonu’na bağlı yüksek statüde bir Çeçen özerk yapısı” olduğuna dair “umudunu” açıkça ifade etti. Eğer ÇCİ müzakerecileri şüpheye mahal vermeyecek şekilde bu bakış açısına sahip olmadıklarını açıklamazsa, bu görüşe katıldıkları anlamı çıkar. Tek taraflı birleşmeyi ve Rusya Federasyonu’nun Çeçenya’da askeri zafer kazandığını kabul eden herhangi bir kimse uluslararası hukukun ve Çeçen yasalarının sınırlarını aşmış demektir. Hiç kimse bu kuramsal taktik hareketin herhangi bir ciddi sonuç doğurmadan gerçekleşebileceğini düşünmemeli, Rusya’ya bağlı Çeçen yapılanmalarını da kapsayan hiçbir Çeçen kurumu, Çeçen egemenliğini ve insanların demokratik yollarla kurduğu yapılanmaları sürecin dışında kalmaya zorlayamaz ve böylelikle  süreci bireysel Çeçenler ile Rus işgalciler arasında ve pazarlık konusuna çeviremez. Başka bir deyişle, Rus-Çeçen çatışmasının çözümü için tüm teşebbüsleri ve kahramanlarını geçersiz kılacak.

Her ne kadar Akhmad Zakaev yakın zaman içindeki insan hakları cinayetlerinden ötürü –her iki olayda da kurbanlar Kadirov’un bizzat kendisince ya da kıdemli haydutlarınca tehdit edildikten sonra “ölümleri duyuldu”-  Ramzan Kadirov’u aklama gereği hissetmiş olsa da, dünya işbirlikçi rejim ile uzlaşmanın ilk ciddi sonuçlarının görgü tanığı oldu.

Uzlaşma başarıyla sağlansa bile, örneğin mevcut ÇCİ yetkilileri kukla yapı içerisine dahil edilse, daha ciddi gelişmeler olmayacaktır. Çünkü direnişin askeri kanadı – uzun süredir büyük ölçüde ÇCİ yapılanmalarının kontrolü dışındalar – kuklalarla herhangi bir anlaşma yapmayı reddedecek ve mücadelelerine hız kesmeden devam edecektir. Sadece tek bir sonuç ortaya çıkabilir: “birleşik kukla yapılarının” bu yeni grubu Çeçen direnişiyle mücadeleyi sonlandırması.

Tüm bu ardı arkası kesilmeyen iddiaların arka planında, bu adımı savunan kimselere göre uzlaşmanın hedefi olarak Çeçen probleminin temelinde yatan Çeçenizasyonu (Çeçen’in Çeçen’I öldürmesi) sonlandırılması. Ancak bunun tam aksine, ÇCİ yönetiminin ve mevcut kukla yapının birleşmesi Çeçenizasyondan daha kötü bir model oluşturacak ve tüm durum bir üst seviyeye çıkacaktır.

Taşıdığı tüm anlamlarla müzakere sürecinin izin verilebilecek en aşırı uçları ve taktiksel anlamda gerekli olan politik manevraları çoktan aştığını düşünüyorum. Mevcut Çeçen yönetiminin aldığı resmi kararlarla Rusya Federasyonu’na dahil olma yolunda attığı adımlarla kendisini yok edişine tanıklık ediyoruz.

Bugüne kadar Zakaev/Saralyapov yapısının meşru Çeçen yönetimi olduğunu neden düşündüğüme dair kısa bir açıklama yapmak istiyorum: 2007 yılındaki tek alternative o olduğu için. Başka hiç kimse – Zakaev’in Anayasal eleştirileri dahil olmak üzere- ÇCİ’yı koruyacak gerçekçi bir plan ortaya koymadı. Yeni yapılanmanın kuruluşu esnasında temel anayasal kuralların ihlal edildiği, özellikle Parlamento’nun karar yeter sayısının görmezden gelindiği ve anayasada yer almayan “Başbakanlık” gibi bir makamın ihdas edildiği doğru. Ancak eğer Saralyapov/Zakaev harekete geçmeseydi, ÇCİ vatandaşlarını Çeçen devletinin içinde bulunduğu aşırı kritik durumda temsil edecek bir organize bir yapıdan mahrum olurdu. Tüm bu koşullar altında –tam olarak yasal olmamasına rağmen- bu yapıyı yaratmak mümkündü.

ÇCİ’nin savunucularının görüşlerini değiştirmesinin ve ÇCİ’nin bağımsızlığından vazgeçmelerinin nedenleri üzerinde uzunca bir tahminde bulunmak istemiyorum. Özel bir analizi hak eden pek çok yön ve bakış açısı var. Ancak iki belirgin faktör var:

Birincisi, sürgündeki Çeçen liderler, arasında Batı’nın rezil tutumu nedeniyle “ilkeleri dikkaete almayan gerçekçi politikaların” uluslararası hukuktan önce gelmesi, böylelikle çatışmanın sürmesi ve çözüme mani olunması, ve tüm bu tutum süresince Çeçenlerin Strasbourg ve Brüksel’de sonu gelmeyen ve anlamsız prosedürlerle meşgul edilmesi gibi pek çok nedenden ötürü izole edildiler. Rus tarafı da Çeçen direnişini birkaç kısma ayırma çabalarında başarılı oldu. Batı’da sözlerin tutulmayacağı inancı gibi Rus barış oluşumları ve yanlış-bayrak olayları ve Çeçen tarafındaki genel stratejik analiz eksikliği bu kör süreci kolaylaştırıldı. İzolasyon Çeçen liderleri geride kalan aktif destek sözü vermiş birkaç yüksek profilli insanın ve organizasyonun -içlerinde iyi niyetli ama dar görüşlü planları olan, ayrıca bir de alenen düşmanca davranan ve Çeçen trajedisini kendi karanlık siyasi emelleri için kullanan figürlerin ya da grupların- kollarına götürdü.

İkincisi, stratejik analiz eksikliğinin ve diğer noksanlıkların, hepsinden önce halen varlığını sürdüren “Sovyet” mantelitesi açıkça Çeçen devletinin liderleri arasında ortak konularda birlikte hareket etme beceriksizliğinin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Küçük ve daha küçük yapılanmalar şeklindeki politik bölünmelere şahit olduk, 2007 yılındaki “Emirlik” krizinde eğer tembel tembel oturanlar, Akhmad Zakaev’e kişisel saldırılarla meşgul olanlar ve diğerleri, bunun yerine meşru ÇCİ yapılarını etkin biçimde koruyacak dayanma gücüne sahip olsalardı, ÇCİ liderliğinin yetkilerini aşarak Rusya ile sulh bulmaya yönelik girişimlerine karşı bir düzeltici gibi hareket edebilirlerdi

Şu an bile, pek çok kişi propaganda ve Oslo-Londra sürecinin kahramanlarına karşı kişisel karalama kampanyalarıyla değerli zamanlarını ve enerjilerini boşa harcıyor, odağı onların geçmişteki ve bugünkü hataları ile politik konulardan başka bir yöne çekmeye çalışıyorlar. Bazıları kendilerini son yeni “ÇCİ Hükümeti” olarak ilan etmekten daha iyi bir şey yapamadı. Şimdilik en az iki kişi böyle bir bildiri için yeterli görünüyor. Diğerleri yine kendi mütevazi adamlarını ÇCİ hükümetinin yeni Başbakanı olarak sunma telaşı içerisindeler falan filan.

Bu iç karartıcı sahneler ve sözü geçenler siyasi serüvenlerden hiçbiri acı Çeçen halkını bir sona yaklaştırmayacak, Rus-Çeçen çatışmasının çözümüne bir katkı sağlamayacak.

Öyleyse şimdi ne yapılabilir?

Her zaman Çeçenya’nın uluslararası arkadaşlarının Çeçenlere ne yapması gerektiğini söyleme hakkı olmadığı fikrini savundum, çünkü ülkenizde tek bir egemen güç var. Fakat şimdi soru bir kez daha, bu egemen gücü desteklemek için en iyi destek nadir ve ÇCİ Anayasası’nın geriye kalan koruyucuları nasıl bir liderlik altında biraraya getirilebilir ve örgütsel bir yapı kurulabilir ki Çeçen halkı adına hareket etme ve konuşma yetkisi olsun.

Burada bazı fikirler var:

Seçilmiş Aslan Maskhadov hükümetinin devamı niteliğindeki son yasal ÇCİ yetkililerinin meşruluklarından vazgeçmesinden sonra, arda kalan ÇCİ yapılarının yeni yasal bir hükümet kuracak güçleri yok ve güvenilir makamlar onların ordusundan değil. Öte yandan ÇCİ’nın başlıca destekçileri dayanıyor ve direniş gruplarının her birinin etrafında farklı iddialar var, muhtemelen pek çok kişi uzun zaman önce bu gruplardan birisine katılma isteğini yitirdi. Bunların yanı sıra, kukla yapının alt tabakasında yer alıp, başka bir çıkış yolu bulamadığı için onlara hizmet eden pek çok insanının olduğu ve kendilerini bu sefil durumdan kurtaracak bir yol aradıkları düşüncesi oldukça akla yatkın.

Bu, ÇCİ destekçilerinin en önemli ilke olan Çeçen halkını savunma fikrinde ortaklaşan tüm kesimleri temsil edecek yeni bir yapılanma bulması gerektiği anlamını taşımaktadır.

Şu anda “Ulusal Kurtuluş Komitesi” yapısında tamamen yeni bir oluşumu hayata geçirmek gerekli. Bu yapı mümkün olduğu kadar çok sayıda insanın dahil olduğu, Çeçen anayasası temelinde, Çeçen geleneklerini izleyen “tekdüze” bir organizasyon olmalı ve alternatif eksikliği nedeniyle kendisini başka yapılar içerisinde bulanlara kapıyı açık tutmalı. Platformun sahip olması gereken asgari özellikler:

-ÇCİ ve 1992 anayasası yapısında Çeçen devletinin bağımsızlığını savunmaya,
-Diğer siyasi ve dini yönelimlerinden bağımsız olarak Çeçen devletinin yasallığını savunan tüm vatandaşları birleştirmeye,
-Yeniden olağan seçimler yapılana kadar, geçici bir hükümetin görevlerini yerine getirecek ve Çeçen halkını temsil edecek bir yapıyı kurmaya,
-Savaşan direnişin ardında Çeçenleri birleştirmeye; farklı direniş gruplarını birleştirmek için çalışmaya; Rus saldırganlığına karşı kendini savunacak, Çeçen devletinin bağımsızlığını destekleyecek tüm birimleri birleştirilmiş bir askeri komutayı yeniden kurmak için çalışmaya,
– ÇCİ topraklarında faaliyetlerini sürdüren yasadışı silahlı güçler (kukla Çeçen yapılanması ve FSB’nin Emirliği) ve modası geçmiş “hükümet yapılanmalarının” üyeleri arasında etkin bir şekilde çalışmaya, yasallığa dönüş amacıyla onların çoğuna bir şans vermek mümkün.

Ve son olarak, silahlı direnişi değendirdiğimizde, silahlı mücadelenin öngörülebilir gelecekte kesilmeyeceğini görüyoruz, ancak Rus ve diğer yabancı entrikalarıyla sonsuz ve düşük yoğunluklu bir savaşın içerisine yönlendirildikleri için:

– ÇCİ’nin 1991 yılından bu yana siyasi ve askeri yapısının ayrıca düşmanın siyasi, ekonomik, ve askeri güçleri ile zayıf yönlerinin derinlemesine incelenmesi için gerekli yapılar kurulmalıdır. Ve bu temelde hazırlanacak tam profosyonel bir strateji sayesinde elde edilecek askeri-siyasi zafer ile çatışmaya bir son verilebilir.

Değerli arkadaşlar,

Oslo-Londra süreci pek çok tepkiye neden oldu. Şimdiden Dünya Çeçen Kongrelerine enflasyon yaşandı. Gizli Yuvarlak Masa Toplantısı’nın yanı sıra bazıları kendi kongrelerinin planlarını yapıyor, diğer bölücü toplantılar ile yeni ÇCİ yapıları kurmaya yönelik faaliyetler de başlamış durumda. Şu an yapılanların tam aksine gerekli olan, ÇCİ’nin tüm destekçilerinin kıymetli projelerinden vazgeçmeleri ve temel yapısı yukarıda açıklanan birleşik bir Çeçen Direniş Kongresi’ni hedefleyen çalışmalarla meşgul olmalıdır.

Marsho! (Özgürlük)

Norbert Strade
23.08.2009/ Danimarka



1 Yorum »

  • Çetin Canlı dedi:

    Zakayev’in ÇCİ yönetimi, Kadirov’un kukla yönetimi,Sürgündeki Parlemento,Zakayevi Anayasada olmamasına rağmen Başbakan atayan meclis, Zakayevi görevden alan ve yani Başbakan atayacağını açıklayan Meclis Başkanı, Dünya Çeçen Kongresi diye adlandırılan yapı.Tüm bu yapıları hangi değer yargıları bir araya getirebilir.Bu yapıulardan her hangi birinin Zakayevin yaptığını yapmayacağına kim garanti verebilir.Kafkasya’da savaşan ölen mücahidler,onlar adına karar veren bu yapılar.Komik olmayın.

Bir yanıt bırakın!

Aşağıya bir yorum ekleyin veya kendi sitenizden trackback yapın. İsterseniz RSS ile de yorumları takip edebilirsiniz.

Yorum yazmadan önce lütfen kuralları okuyunuz...

500 karakter kaldı.

Yorum yaparken kullanabileceğiniz etiketler:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Bu sitede Gravatar kullanabilirsiniz. Ayrıntılı bilgi ve üyelik için Gravatar sitesini ziyaret ediniz.