Çeçen Kültürü

Çeçen Dili ve Folkloru, Halk Dansları, Efsaneler, Öykü ve Masallar ile çeşitli kültürel bilgiler…

Diaspora

Türkiye ve diğer dünya ülkelerinde yerleşmiş Çeçenler ile yerleşim alanlarına ait bilgiler ve fotoğraflar…

Kitaplık

Çeşitli dillerden Türkçe’ye çevrilerek yayınlanmış, Çeçenler ve Çeçenistan ile ilgili kitaplar…

Şarkı Sözleri

Sevdiğiniz Çeçence şarkıların sözlerine buradan ulaşabilir, dinleyebilir ve indirebilirsiniz.

Şiirler

Çeçen edebiyatından örnekler ile Çeçenler’e adanmış şiirler…

Ana Sayfa » Çeçen Kültürü

Vainakh Töreleri – Edi İsaev

Bu yazı 27 Eylül 2009 Pazar  tarihinde yazıldı. Şimdiye kadar 2.199 defa okundu.. 1 Yorum
Vainakh Töreleri – Edi İsaev

Edi İsaev tarafından Çeçen adetleri, gelenek ve görenekleri hakkında kaleme alınan “Vainakh Töreleri (Vainakhskaya Etika)” isimli önemli bir kitaptan bazı özetleri sizlere sunuyoruz.

Bir yazar, bir yayıncı ve Çeçen Devlet Üniversitesi’nde bir tarih profesörü olan Edi İsaev kitabını Çeçen gençler için yazmış. Kitabının önsözünde yazar: “Vainakh törelerinin, bilge insanların gerçek ideallerini yansıtan bir şifre” olduğuna vurgu yapıyor.

Kitap eğitici bir nitelik taşıyor. Kitabın birinci bölümünde Epikür’den Konfiçyüs’e, A.S. Makarenko’dan L.N.Tolstoy’a kadar farklı zamanlardan farklı düşünürlerin etik değerler hakkındaki düşüncelerine yer verilmiş. Kitabın ikinci bölümü tamamıyla Çeçenlerin etik kurallarına ayrılmış durumda ve son bölümde ise İslami etik normlarına değinilmiş.

Aşağıda yer alan materyaller Edi İsayev’in “Vainakh Töreleri” isimli kitabında yer alan Çeçen gelenek ve görenekleriyle ilgili kısımlardan özetlenmiştir:

Teyplerin Özellikleri

16.yy’dan bu yana Çeçenler farklı ataerkil aile yapıları ya da “teyp”ler (topluluk, camia, Arapça ‘taifa’ grubu) içerisinde yaşamaktadır. Her bir teypte kendi içerisinde bir soy ağacına yada “tar”lara bölünür. Bu soy ağaçlarının birleşmelerinden teypler ortaya çıkmıştır. Bu soy ağaçları içerisindeki her bir birey kendi “tar”ının kurucu atasının ismini bilir. Ayrıca her bir Çeçen’in en azından atalarından en az 20 kişinin ismini bilmesi gerekir.

Toplamda 135’ten fazla Çeçen teybi vardır. Bunların içerisinde yer alan 20’den fazla teyp farklı zamanlarda ve farklı koşullarda Çeçenler arasına katılarak Çeçenleşmiş gruplardır.

Her bir teybin uyması gereken bir toplumsal düzen vardı ve teyp içerisinde en üstte yer alan erkek, bir otorite olarak bu kurallara uyulmasını sağlardı. Uyulması gereken bu toplumsal kuralların özgürlük, serbestlik ve birlik olarak adlandırabileceğimiz kalbin derinliklerinde yer alan prensipleri vardı. Bu kurallar ayrıca karşılıklı yardım, yaşlılara saygı ve kadınlara nazik davranma gibi konuları da içerirdi. Bu kurallar günlük yaşam içerisinde adetler gibi kendisine yer bulmaktaydı. Bu kuralları ihlal eden birisi kadın ya da erkek olmasına bakılmaksızın teyp ahalisince kınanırdı. İnsanlar yol kenarlarında suçlu adına “lanetleme yığını” olarak adlandırdıkları yerler seçerler, yol boyunca geçerken de taş atarlardı. Her bir topak ya da taş parçası yığınla ilgili olan adam ya da kadının ismiyle ilgili olarak kınama sözcükleriyle süslenirdi.

Prof.Edi İsayev, “Vainakh Töreleri” isimli kitabında, teyplerin bugün hala varlıklarını sürdürdüğünü, çünkü gençlerin yetiştirilmesinde bu toplumsal kuralların büyük rol oynadığını savunmaktadır.

“Yah” İnsandaki İyi Ahlak

Çeçen destanları (illi), şarkıları, masalları ve kısa hikayeleri çoğu kez şu cümle ile biter: “Hiçbir anne ‘yah’(iyi ahlak)tan yoksun bir çocuğu dünyaya getirmesin”.

I.Aliroyev ve D.Medzhidov isimli Çeçen profesörler “Çeçen Halkının Adetleri, Gelenek Görenekleri ve Toplumsal Kuralları (Grozny 1992)” isimli kitaplarında şöyle ifade etmişlerdir: “Ne zaman bir kişinin ‘yah’a sahip olmadığını duyarsanız, bu, o kişinin sözlerinde topluma saygı olmadığı anlamına gelmektedir. Bir kişiyi ‘yah’tan yoksun olduğu şekilde tasvir etmek, onun insan olmadığını söylemek gibidir. Bir kişinin ‘yah’a sahip olduğunu belirtmek, o kişi için yapılabilecek en büyük övgüdür. “Yah”lı bir kimse kendisine özenilecek bir modeldir. O kişi Vainakhların kendi toplumsal kuralları içerisinde olumlu gördüğü tüm özelliklere sahip demektir.”

“Yah” (yüzde kızarma, teveccüh, edepli görünüş) tam olarak dayanıklılık, metanet, kahramanlık, mertlik ve cesareti içerir ancak bunları özetlemez.

Rusya Federasyonu’nun Vainakh Halk Bilimi Öğretmeni ünvanlı koleksiyoncusu Adam Dolatov, Vainakh halkının geleneksel etik kurallarının derlendiği ‘Yahian Kostash’ (Terbiye ve Haysiyetin Israrı)ın ilgili bölümlerine dikkat çekerek: “Kendiniz ve halkınız için en değerli olan şeyden istifade edin. ‘Yah’ınızı koruyun. Asla namusunuzu ve haysiyetinizi kaybetmeyin… Sizler birer fanisiniz. Ancak fiziksel ölümünüzden asla korkmayın. Gerçekten korkulması gereken tek şey namussuz, haysiyetsiz, maneviyatsız, inançsız ya da ‘yah’sız bir hayattır. Bunları kaybeden, özgürlüğünü de kaybeder…”

“Yah”ın diğer unsurları alçak gönüllülük, ölçülülük, cömertlik, diğer insanların ihtiyaçlarına duyarlılığı ve birde halkın onayladığı işlerde, sporda ve savaşta en iyi sonuç için emek harcamayı ve başkalarına yardım etmeyi ve ödüller için alçakgönüllülükle son sırada beklemeyi içerir.

Vainakh aile kuralları ebeveynlerden çocuklarına yavaş yavaş rekabetçi özellikleri aşılamasını ister. “Yah” insanların sahip olduğu en üst rekabet edebilirlik olarak varsayılır.

Kardeşlik Yemini

Bir Çeçen atasözü “Saygıdeğer bir adamın her zaman arkadaşları vardır” der. Kardeşlik yemini dostluğu en yüksek seviyeye çıkarır. Çeçenler asırlardır bu eski adetlerine hürmet ederler. İnsanların sözlü eserleri, peri masalları ve efsaneler ile bu etik kural bir nesilden diğerine geçmektedir.

Kardeşlik yemini çok uluslu Çeçenya’da insanlar arasında ilişkiler kurulurken dikkate alınmaktadır. Akrabalık gibi bir saygı doğurur ancak arkadaşlar arasında olmasından ötürü daha mükemmeldir. Nezaketsizlik ya da kabalık bir erkek kardeşe yönelik  bağışlanabilir ama bir arkadaşa yapılmış ise asla affedilmez.

Arkadaşlık nasıl akdedilir? Üç tür kardeşlik vardır. Birincisi arkadaşların ya da yaşlıların önünde yemin merasimi; ikincisi dürüstlüğü sembolize eden bir kap sütten içmektir. Altın bir yüzük arkadaşlığın “paslanmaması” için sütün içine atılır. Üçüncüsünde ise kanlar karıştırılır, kardeş olmayı isteyenler parmaklarını keser ve kan damlalarını karıştırır. Bu ritüellerden birisinin sahnelenmesinin ardından yeminli kardeşler keçeden yapılma pelerinlerini ve diğer eşyalarını kardeşlik yeminini sembolize etmek üzere değiştirirler. Sahnelenen ritüelden her iki tarafın tüm akrabaları ve kardeşleri haberdar edilir.

Dağlıların adetleri ve yaşam stilleri hakkında bilgi sahibi olan ünlü Rus yazarlar Alexander Pushkin, Mikhail Lermontov ve Lev Tolstoy, kardeşlik yemini geleneği hakkında yazmıştır. Lev Tolstoy pek çok dağlıyla arkadaşça ilişkilere sahipti ve bunları kardeşlik yemini olarak tanımlıyordu. Yeminli kardeşi Sado Miserbiev hakkında şunları yazmıştı: “Sadakatini kendi hayatını riske ederek kanıtladı ama bu onun için önemli değildi, onun için bu bir zevk ve adetti..”. Sado Miserbiev’in gerçek dostluğun bir simgesi olarak Lev Tolstoy’a bir kılıç hediye ettiği bilinmektedir. Çeçenler silahlarını yalnızca dostlarına hediye ederler. Bu kılıç şimdi Moskova’daki Lev Tolstoy Müzesi’nde sergilenmektedir.

Çeçenler ve Çalışma Konusundaki Düşünceleri

Çeçenler “khianal” (çok çalışmakla elde edilen bir şey) kavramına çok değer verirler. Hatırlanamayacak kadar eski zamanlardan beri Çeçenler yaratıcı çalışma arzusunu son derece takdir etmektedir. Çeçenler, daha çocukluklarının ilk günlerinden itibaren çocuklarını çok çalışmaya saygı duymalarını sağlayarak yetiştirmeye çalışırlar. Çok eski bir kısa hikaye tam olarak bu konuya değinmektedir:

Baba oğlunu çağırarak 1 ruble para verir, “git ve bunu nehre at” der. Oğlu hemen söyleneni yapar. Bir süre sonra baba oğlundan bu kez 10 ruble ile, daha sonra 100 ruble ile aynı şeyi yapmasını ister.  Oğlan istenileni yerine getirir. Ama artık oğlunun kendi parasını kazanmaya başladığı dönem gelip çatmıştır. Parasını kazandığı ilk gün babasını memnun etmek amacıyla parayı babasına götürür, ancak babası yine oğlunun ilk kazandığı rubleyi de nehre atmasını ister. Oğlu içerleyerek, “Çok çalışıp kazandığım bir parayı nasıl nehre atmamı istersin?” diye sorar. Baba: “Oğul, ben sana 111 ruble verip nehre atmanı söylediğimde, zihnin hiç bulanmadı ama, ben de o paraları çok çalışıp kazanmıştım” şeklinde bir cevap verir. Bu cevapla oğluna birisinin çok çalışıp kazandığı paranın değerini öğretmiş olur.

Çok eski Çeçen geleneklerinde birlikte çalışılarak yapılan işe duyulan saygı vurgulanır. Örneğin, hasat zamanı mahsulleri kaldırmak ya da ailede geçimi sağlayan kişinin kaybedilmesinden sonra aile bireylerinin beraber çalışması. Bu dağlık ülkenin insanları taş evlerini birlikte inşaa ederler, çocuklar dahi yetişkinlerin yanı sıra yer alarak toplumun tüm fertleri el uzatır.

Edi İsaev’in “Vainakh Töreleri” isimli kitabında bahsettiği asırlık bir gelenek olan “belkhi”ye bakalım, hiç kimse çağrılmamış olsa bile, kendilerine yakışır biçimde heves ve istekle yardıma ihtiyacı olan komşularına destek olmaya gelinmelidir. “Belkhi” yardım, merhamet ve şefkat içeren, ortak iyilik için bilinen bir çalışma türüdür. “Belkhi” kavramı bilinmeyen zamanlardan beri Vainakh yaşam tarzının bir parçasıdır. İyilik yapma, kardeşçe fedakarlık ve dostluk felsefesini benimser. Böylesi özelliklerin sergilendiği pek çok duruma şahit olmuşuzdur. Sadece 1991-1993 yılları arasında Nozhai-Yurt bölgesindeki heyelanlardan sonra yaşananları anımsatalım.

Ülkemizin, İnguşetya’nın ve Dağıstan’ın binlerce vatandaşı yaralılara yardım etmek için geldi. Benzer olaylar Dağıstan ve Ermenistan’da yaşandığında da yardıma ilk koşanlar Çeçenler oldular. Benzer örnekler çoğaltılabilir. Bu merhamet ahlakı sonsuza dek Çeçen ve İnguş gelenekleri içerisindeki yerini koruyacaktır. Hala dağlarda yükselen boylu poslu kuleler bugünkü Çeçenlerin atalarının armağanlarıdır. Onları “halkın kutsal kuleleri” olarak adlandırmak mümkündür. Ve insanlar fedakarlıkların ve iyiliklerin kuleleri ayakta ve ruhlarında kalsın diye “belkhi”yi gerçekleştirmeye devam edecektir.



1 Yorum »

  • Mustafa dedi:

    Tabi bu geleneklerin ve ruh yapısının,karakterin korunabilmesi yaşaması Çeçenlerin çeçenlere yakışır şekilde yaşamasına bağlı olsa gerek.Bugüm Türkiye’de bütün herkes bir yaşam biçimine doğru yönlendirilmektedir.Dolayısıyla Çeçen ve başkaları benzer davranışlar sergilemektedir.Çeçenin ayrı olduğunu gösterir bir emare yoktur.Bazen kendisinin çeçen olduğunu söyleyenler insanların zihinlerinde oluşturdukları çeçene benzemediklerinden kötü örnek bile olabilmektedir.Çeçen gibi yaşamalı vesselam.

Bir yanıt bırakın!

Aşağıya bir yorum ekleyin veya kendi sitenizden trackback yapın. İsterseniz RSS ile de yorumları takip edebilirsiniz.

Yorum yazmadan önce lütfen kuralları okuyunuz...

500 karakter kaldı.

Yorum yaparken kullanabileceğiniz etiketler:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bu sitede Gravatar kullanabilirsiniz. Ayrıntılı bilgi ve üyelik için Gravatar sitesini ziyaret ediniz.


Sitene Sahip Çık!