Arşiv Belgeleri

Tozlanmış raflardaki Arşiv Belgeleri…

Çeçen Kültürü

Çeçen Dili ve Folkloru, Halk Dansları, Efsaneler, Öykü ve Masallar ile çeşitli kültürel bilgiler…

Çeviriler – Makaleler

Çeşitli Çeviri ve Makaleler…

Röportajlar

Ekibimizce Yapılmış Çeşitli Röportajlar…

Şarkı Sözleri

Sevdiğiniz Çeçence şarkıların sözlerine buradan ulaşabilir, dinleyebilir ve indirebilirsiniz.

Ana Sayfa » Çeviriler - Makaleler

Zurab Markhiev: İnguşetya’daki Gizli Gazeteci

Bu yazı 23 Ekim 2010 Cumartesi  tarihinde yazıldı. Şimdiye kadar 2.552 defa okundu.. Yorum Yok
Zurab Markhiev: İnguşetya’daki Gizli Gazeteci

Zurab Markhiev, 1999 yılında İkinci Rus-Çeçen Savaşı başladığında Grozny’de ikamet etmekteydi. Pek çokları gibi o da komşu İnguşetya’ya kaçarak bir süre mülteci kampında yaşadı ve sıklıkla yabancı gazetecilere Çeçenya’da bir rehber olarak yardımda bulundu. Grozny’de büyüyen birisi olarak kentin her köşesini avucunun içi gibi biliyordu. İşte böyle bir dönemde Markhiev gazetecilik yapmaya karar verdi.

2006 yılında onu İnguşetya’da bir muhabir olarak Regnum Haber Ajansı için işe aldım. “Amin Polonkoev” takma adı altında çalışıyordu. Haberleri gerçeklere dayalı, detaylı ve tam zamanındaydı. İnguşetya hükümeti de “Polonkoev”in çalışmalarından ötürü rahatsızlık duymaya başladı. İnguşetya Devlet Başkanı’nın sözcüsü gerçek kimliğini açıklamamı talep ettiyse de ben bunu açıklamayı reddettim. Ama bir aydan daha kısa bir süre içerisinde istihbarat servisleri Markhiev’in gerçek kimliğini tespit etti. Rusya Federasyonu Güvenlik Servisi’nin (FSB) dört subayı onu Nazran’da kaçırdı. Akrabalarının ve benim elimizden gelenin en iyisini yapmamıza rağmen ortaya koyabildiğimiz tek şey onun maskeli adamlar tarafından kaçırılmış olduğuydu.

Markhiev 18 saat sonra serbest bırakıldı. Anlattığına göre, ölüm ya da işbirliği seçeneklerinden birisini tercih etmeye zorlandı. İmzaladığı bir sözleşme ile FSB ile işbirliği yapmayı ve sessiz kalmayı kabul etti. Haftada bir kez FSB danışmanı ile buluşmaya ve ancak onun tarafından onaylanan haberleri bildirmesi konusunda görevlendirilmişti. Markhiev yaklaşık bir üç yıl daha “Amin Polonkoev” olarak çalışmayı başardı, elbette FSB tarafından onaylanmış haberleri bildirerek; ancak diğer taraftan farklı takma isimlerle gerçek duruma ilişkin sansürsüz haberleri de duyuruyordu. Markhiev sayesinde Rusya devleti, askerleri ve güvenlik güçleri tarafından işlenmiş onlarca suç ortaya çıktı. Ama oynadığı bu oyun son derece tehlikeliydi.

2008 yılı yazında Markhiev’in arkadaşı, tanınmış insan hakları savunucusu Zurab Tsechoev, FSB tarafından kaçırıldı. Markhiev’in konuyla ilgili yazdığı haberi uluslararası arenada yoğun bir tepki doğurdu ve arkadaşı serbest bırakıldı. Ancak gözaltında iken gördüğü işkenceler nedeniyle Nazran’da bir hastanede yoğun bakımda tedavi altına alındı.

Tsechoev bilincini toparlar toparlamaz Markhiev ile görüşmek istedi. Tsechoev, FSB’nin Markhiev’in isyancıları desteklediği şeklinde yazılı bir beyan vermesi için kendisine işkence yaptıklarını anlattı. Tsechoev, Markhiev’e ortadan kaldırılacaklar listesinde olduğunu ve bu nedenle derhal ülkeden ayrılması gerektiğini söyledi.

Markhiev şimdi Avrupa’da bir mülteci kampında yaptığı sığınma başvurusunun neticelenmesini bekliyor. Kaldığı yerin koşullarının görüntülenmesini istemediği için Markhiev’le kamptan uzakta bir arkadaşının evinde buluştuk. Elbette güvenlik kaygısı da bir başka nedendi: Hala onu avlamak isteyenler olduğu için ben de onun kaldığı yerin tespit edilmesine yarayabilecek görüntüleri almak istemedim.

Geriye dönüp sürgündeki ve İnguşetya’daki yaşamına baktığında, Markhiev, o günlerin hayatının en güzel anları olduğunu söylüyor: “Eğer Kafkasya’da bir gazeteciyseniz, aynı zamanda insan hakları savunucusu da oluyorsunuz. Bilgi gizlendiğinde ve medya erişimi kapalı olduğunda, bir suçu işlemek daha kolaydır. Eğer bugün yüzlerce insan öldürülmüşse, ben bu suçu yazdığımda yarın belki 10 kişi öldürülecek.”

Sürgünde yaşıyor olmasına rağmen, Markhiev, İnguşetya ile olan bağlantılarını kesmemiş. Halen Prag merkezli bir haber ajansı için takma isimlerle haberler ve analizler yazıyor.

Eylül 2010 – Pulitzer Center
Fatima Tlisova

*Bu makale Fatima Tlisova’nın Kuzey Kafkasya’da gazetecilere yönelik sansürü konu edinen “Kafkasya’da Gazetecilik ve Sansür: Anlatılmayan Hikayeleri Ele Almak” isimli projesi kapsamında yayınlanmıştır.



Bir yanıt bırakın!

Aşağıya bir yorum ekleyin veya kendi sitenizden trackback yapın. İsterseniz RSS ile de yorumları takip edebilirsiniz.

Yorum yazmadan önce lütfen kuralları okuyunuz...

500 karakter kaldı.

Yorum yaparken kullanabileceğiniz etiketler:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Bu sitede Gravatar kullanabilirsiniz. Ayrıntılı bilgi ve üyelik için Gravatar sitesini ziyaret ediniz.