Arşiv Belgeleri

Tozlanmış raflardaki Arşiv Belgeleri…

Çeçen Kültürü

Çeçen Dili ve Folkloru, Halk Dansları, Efsaneler, Öykü ve Masallar ile çeşitli kültürel bilgiler…

Çeviriler – Makaleler

Çeşitli Çeviri ve Makaleler…

Röportajlar

Ekibimizce Yapılmış Çeşitli Röportajlar…

Şarkı Sözleri

Sevdiğiniz Çeçence şarkıların sözlerine buradan ulaşabilir, dinleyebilir ve indirebilirsiniz.

Ana Sayfa » Arşiv Belgeleri

TBMM Ş.Urfa Milletvekili M.Niyazi Yanmaz’ın Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı ve Çeçenya Üzerine Sözleri (2000)

Bu yazı 20 Kasım 2012 Salı  tarihinde yazıldı. Şimdiye kadar 2.566 defa okundu.. Yorum Yok
TBMM Ş.Urfa Milletvekili M.Niyazi Yanmaz’ın Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı ve Çeçenya Üzerine Sözleri (2000)

Türkiye Büyük Millet Meclisi 21.Dönem’de (18 Nisan 1999 – 14 Kasım 2002) görev yapmış Fazilet Partisi Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz’ın Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı’na ilişkin kanun tasarısı hakkında Fazilet Partisi grubu adına yaptığı konuşma ve Çeçenya değerlendirmeleri.

Fazilet Partisi Grubu adına, Şanlıurfa Milletvekili Sayın Niyazi Yanmaz; buyurun efendim.

(FP sıralarından alkışlar)

FP GRUBU ADINA MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 503 sıra sayılı kanun tasarısının 8 inci maddesiyle ilgili, Fazilet Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak amacıyla söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu yasa tasarısı, geçtiğimiz gün burada yasalaşan Bakû-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı Anlaşmasının tamamlayıcısı, bütünleştiricisi niteliğinde bir yasa tasarısıdır. Biz, tabiî, Fazilet Partisi Grubu olarak bu yasa tasarısını tasvip ediyor ve destekliyoruz.

Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra ortaya çıkan bağımsız devletlerdeki büyük petrol ve doğalgaz rezervleri ile ticaret potansiyeli, bütün egemen devletlerin bölgeye olan iştahını kabartmıştır. Bu konjonktürde, Türkiye’nin de önemi, gerek coğrafî konumu gerek Ortaasya’daki Türkî cumhuriyetlerle tarihî ve kültürel bağlarından dolayı büyük ölçüde artmıştır. Türkiye, bu önemli kaynakların dünyaya açıldığı noktada, bir enerji kavşağı haline gelmiştir.

Enerji konusu, Türkiye açısından değerlendirilirken, birbirinden bağımsız düşünülmeyecek şu boyutlar göz önünde bulundurulmalıdır: Ülke ihtiyacı, bu kaynakların dünya pazarlarına aktarılmasında Türkiye’nin payı ve kazancı, bölge istikrarı, Ortadoğu, Kafkasya ve Ortaasya politikalarımız, Avrupa Birliği üyeliği süreci.

Başta, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkeleri olmak üzere, bütün devletler, bu potansiyelden en büyük payı almak için çalışmalarını yoğunlaştırmışlardır. Bu çerçevede, öncelikle, Hazar petrolleriyle ilgili mega proje, 1994 yılında ortaya çıkmıştır. Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi SOCAR’ın yüzde 10 hissesi bulunmaktadır. Basında yer alan son bilgiler, Azerbaycan Devlet Başkanı Ebulfeyz Elçibey’e karşı yapılan darbenin de arkasında, daha fazla pay kapma çabasında olan petrol şirketlerinin olduğu yolundadır. AMACO, Pennsylvania Oil, California Oil gibi Amerikan şirketleri, konsorsiyumun yüzde 50’den fazla payına sahiptir. Bilahara, İngiliz British Petroleum, Amerikan AMACO şirketleri birleşmiş ve en büyük ortak haline gelmişlerdir.

Konsorsiyumda, başlangıçta Türkiye’nin payı 1,75 iken, sonradan 6,75’e çekilmiştir. Bu işten kazanç sağlamak için, ya üretim kuyularını ya iletim yollarını ya da pazarı kontrol altında tutmak gerekir. Bunun için, iletim yollarının kontrolü, yani, boru hattının topraklarımızdan geçmesi, bizim için elzemdir. Maliyeti, yaklaşık 2,5 milyar dolar olan boru hattı projesiyle ilgili çeşitli alternatifler bulunmaktadır. Bu alternatiflerdeki büyük uluslararası problemler yüzünden, Baku- Novorossisk hattı gündeme gelmiştir; ancak, 2007 yılından sonra rantbl hale gelecek olan ve 40 000 ton kapasiteye ulaşacak olan petrolün boğazlardan geçmesi, Türkiye için büyük risktir. Boğazlar sorunu yanında, bu yolun tercih edilmesi, petrolün ve Türkî cumhuriyetlerin, Rusya’nın denetimine girmesi demektir ki, bu da, Türkiye’nin çıkarlarına uygun değildir. Ortadoğu petrollerinde Avrupa ülkelerinin hâkimiyeti, Amerika Birleşik Devletlerinden fazladır. Dolayısıyla, Amerika Birleşik Devletleri, Kafkaslarda ele geçirdiği hâkimiyet şansını kaybetmek istemeyecektir.

Yukarıda bahsedilen alternatiflerin gerçekleşmesi, başta Çeçenistan olmak üzere, bölge devletlerinin tutumuna da bağlıdır. Çeçenistan, boru hattının topraklarından geçmesini istememektedir; Rusya’nın Çeçenistan’a saldırısının arkasındaki önemli sebeplerden biri de budur. Gürcistan Cumhurbaşkanı Eduard Şevardnadze’ye suikast girişimi ile Rusya yanlısı Ermenistan Başbakanı Levon Ter Petrosyan’ın Parlamento içerisinde suikaste kurban gitmesi de bu çerçevede değerlendirilebilir; ancak, Rus-Çeçen savaşı, Novorossisk şansını bitirmiştir.

Değerli arkadaşlar, Bakü-Supsa-Gürcistan hattı, Bakü-Novorossisk’in devredışı kalmasından sonra, çekişme Supsa ve Ceyhan arasında geçmeye başlamıştır. Bakü’den Gürcistan’ın Supsa limanına uzanan halihazırda bir boru hattı bulunmaktadır. Türkiye, bu hat karşısında, boğazların riske edilemeyeceğini ve tedbirler alacağını ortaya koymuştur.

Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattıyla petrolün Akdenize indirilmesi, Türkiye’nin savunduğu bir projedir. Bu proje, Bakü-Tiflis-Ceyhan arasında döşenecek boru hattıyla petrolün Akdenizden dünya pazarlarına ulaştırılmasıdır. Bu konuda, British Petroleum-AMACO, Türkiye’den yana tavır koymuştur. Bunun nedeni, petrol arama sahalarında doğalgaz bulmasından kaynaklanmaktadır. Bölgede en büyük alıcı, Türkiye’dir. British Petroleum- AMACO, bu önemli pazarı kaybetmek istemediğinden, Mavi Akım Projesi de bu kararın alınmasında etkili olmuştur.

Amerika Birleşik Devletlerinin Ortadoğu’daki planlarının yanında, Türkiye’nin istikran ve Avrupa Birliği üyeliği hedefine katkı sağlayacak Kafkas boru hatları konusunda Amerika Birleşik Devletleri ile Türkiye’nin işbirliği, Türkiye’nin tamamen Amerika Birleşik Devletlerine bağımlı olmasını istemeyen Avrupa’yı harekete geçirmiştir. Avrupa Birliğinin, Türkiye’nin adaylığına yeşil ışık yakma girişimleri buna yöneliktir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen, tamamlayın efendim. Açıyorum mikrofonunuzu; lütfen bitirin.

MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ (Devamla) – Bill Clinton’m,Türkiye Büyük Millet Meclisinde yaptığı konuşmada “bölge enerji kaynaklarını, yeni kurulmuş bağımsız devletlerin kendi ayakları üzerinde durmalarını sağlayacak ve Türkiye’yle Avrupa’nın büyümesine yardımcı olacak şekilde güvenlik altına almalıyız” demesi bunun en açık göstergesidir.

Değerli arkadaşlar, bütün bu çalışmalar yapılırken dikkat edilmesi gereken en önemli şey, çevreye zarar vermemek ve tabiatın dengesini bozmamaktır; aksi takdirde, elde ettiğimiz enerjiyi kullanabileceğimiz yaşanabilir bir dünya bulamayabileceğimizi hatırlatıyoruz.

Değerli arkadaşlar, başta da ifade ettiğim gibi, biz, Fazilet Partisi Grubu olarak, bu yasa tasarısını tasvip ediyor, destekliyoruz ve ülkemize hayırlı olmasını diliyoruz.

Saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

TBMM Tutanak Dergisi- 23.06.2000 – Birleşim:116 – Cilt:37 – Sayfa: 41-42-43

©Waynakh Online

YASAL UYARI
Sitede yer alan materyallerin tüm hakları Waynakh Online’a aittir. Bu materyaller (haberden/makaleden/tercüme eserden sadece alıntı yapılsa dahi) ancak kaynak gösterilerek ve aktif link verilerek kullanılabilir.



Bir yanıt bırakın!

Aşağıya bir yorum ekleyin veya kendi sitenizden trackback yapın. İsterseniz RSS ile de yorumları takip edebilirsiniz.

Yorum yazmadan önce lütfen kuralları okuyunuz...

500 karakter kaldı.

Yorum yaparken kullanabileceğiniz etiketler:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Bu sitede Gravatar kullanabilirsiniz. Ayrıntılı bilgi ve üyelik için Gravatar sitesini ziyaret ediniz.