Xurri – Urartu – Vaynax Dilleri Arasındaki Eski Kelimelerin Benzerlikleri
Baysultanov Dadàš (Çeçen parlamanter).
Xurrit-Urartoyñ-Vaynēxan iesqhal (glossariy),
Daymoxk gazete, no: 22 (10915), Groznıy 1993.
Çeviren: Tarık Cemal Kutlu
Çevirmenden açıklama: Yazar makalesini Kiril kökenli Rus alfabesinin Çeçenceye uyarlanmışıyla kaleme almıştır. Pek çok kelimenin karşılıkları Rusça olarak verilmiştir. Biz kelimelerin karşılıklarını Türkçeyle verdik. Türkçedeki 29 harf, Çeçen yazı dilini karşılamamaktadır. 17 Mart 1992 tarihinde Çeçen Cumhuriyet Parlâmentosunun kabul ettiği Lâtin kökenli Modern Çeçen Alfabesini esas aldık. İtalık köşeli parantez içinde ufak tefek eklemeler de yaptık. Çevirdiğimiz yazıdaki Bk.tan maksat, makalenin Çeçence ve Çeçenlere hitaben yazılmış olmasıdır ve bakılması gereken yer de zikredilen kelimeler olmaktadır. Biz de zaten bu kelimelerin karşılıklarını verdik. Metinde Kısaltmalarda gösterilen açıklamalar ise Türkiye insanına hitaben çevrildiği için tarafımızdan eklenmiştir.
KISALTMALAR
Akk. Akkadca
Äq. Äqqi (Aux = Auh) diyaleği
As. Asurca
Çeç. Çeçence
krş. Karşılaştırınız
mit. Mitoloji
olsz. e. Olumsuzluk edatı
Süm. Sümerce
şhs. a. Şahıs adı
Ur., Urartuca
Xur., Hurrice
yr. a. Yer adı (topomim)
Latin kökenli alfabeye göre Çeçence kelimelerin sesleri bu metinlerde şöyledir:
ÇEÇENCE TÜRKÇE
‘ (I veya J) ع —
A, a — (Kapalı a (a+ı) arası)
Ā, ā Bir buçuk ses uzunluğunda
okunacaktır.
Ă, ă Açık a; Türkçedeki a gibi.
C, c (Tr.deki C, c) değildir). TS, ts okunacaktır
Ċ, ċ: ţ + s > ţs: ċ =
(ﺲ +ﻄ ) = (цІ < ц +
І ) Bir üst
satırdaki C, c’den daha sert, vurgulu
Ē, ē Bir buçuk ses uzunluğunda
okunacaktır.
K, k ﻙ K, k
Ќ, ќ — (K’nın ince ve serti)
Q, q; ķ ﻖ Ka, ka
Qh, qh — (Ka’nın kalın ve serti)
Ţ, ţ ﻁ tı —
Ū, ū Bir buçuk ses uzunluğunda
okunacaktır.
X, x ﺥ hı Hı (hırıltılı)
Xh, xh ﺡ ha Ha (gırtlak)
ZH, Ž ﺝ cim C, c — TCK.]
Xhala a, oxha a liyr du, (Yukarıda da, aşağıda da ölürüz,
Dollu huma hallàk die vay! Her şeyi yok edelim var olan!
Dāxa, mella a xan yu, Hayli zaman elbet yaşayacağız,
Dollu huma guldie vay! Toplayalım her şeyi var olan!)
Babil-Xurri Destanından.
M.Ö. III. Bin yıl
Noxčmaxkalıların geçmişini iyi bilen bilim adamlarımız eski bir kroniğe dayanarak, “ ‘Ēla Šami, ilk olarak Noxčivanera’dan ülkemize gelmiştir” diye söz başlar. Aynı kronik, “Noxčuo (Çeçen, -TCK) boylarının ‘Ēla Šami’den dallanıp genişlemiş olduğunu pekiştirir.
Keza, çok eski bir Gürcü kroniği olan Kartlis Tsxovreba’da da şunlar kayıtlıdır: “Kavkas halkının Torgamas’ı vardır. O, Assur sınırından Tegeran adı verilen yerden Kavkasya’ya gelmiştir. Kavkas, Torgamas’ın oğluymuş (1). Kavkas’ın oğlundan da Dzurdzuk olmuştur. Dzurdzuklar da (Vaynăxlar) işte bu Dzurdzuk’un neslindendir.” Bunun böyle olduğu veya olmadığı bir tarafa, şu veya bu şekilde Vaynăxların güney çıkışlı ve Ön Asya tarihinin kendisine mahsus bir sonucu olduğu gerçeği ile karşılaşıyoruz. Başlangıcı ise Urartu- Xurrilere doğru uzanmaktadır. Saman ve toprak harcının bulunmadığı, fakat ustalarının çivi yazısı ile kazıdığı taş tabletlerle levhalardaki metinlerde ve şekillerde, Vaynăxlarla ve Vaynăxçayla örtüşen sayısız kelime, yasa, put-tanrı adı, yer adı ve etnonim mevcuttur. Bu durum bizim ilk atalarımızın, Ön Asya’daki Subnat (Tigran) ile Arca xi (= Artsa xi, Yevfrat) vadilerinde, karanlık dönemlerde kurulan uygarlıklarla, akrabalıklarla ilişki içinde bulunduğuna inandırmaktadır.
“M.Ö. 4000 yılında Ön Asya’ya önce Sümerlerin geldiğini belirtmeliyiz. Onların arkasından Akkadlar, Elamlar ve sonra da Xurriler gelmiştir. Sümer, Akkad, Elam, Xurri! Bunlar İlk Çağlarda kurulan ilk devletlerdir.
M.Ö. III., II., I. bin yıllarında bu devletlerin arasındaki münasebetlerin nasıl olduğunu bilemiyoruz. birbirleriyle ilişkide olan bu devletlerin her birinin ayrı bir dili mevcuttu. Hepsinin put-tanrıları olmuştur. Tanrıların hepsini tümü benimsemiştir. Önce Sümer krallığı Akkadları egemenliğine alıyor, ardından Akkadlar Elamlara karşı zafer kazanıyor, sonra Elamlar Sümer krallığını tutsak ediyor. Xurrilerin Akkad kalelerini ele geçirmesi izliyor. İç içe devam eden savaşlar Sümerleri tarihten sildi. Onların ardından Xurriler, sonra Elamlar ve Akkadlar (Assur-Babil) yok oldu.
XURRİLER
M.Ö. III. Bin yılında onlar ilkin kuzey Asya’ya Kuzey Kafkasya dağlarından gitmişlerdir. Xurrilerin atalarına Subari adı verilmektedir. Subarilerin yaşadıkları ülkeye Xurove denilmekteymiş. M.Ö. XXIX — XX — XVIII yüzyıllarda Ön Asya’nın her bir tarafına yayılmışlardır. Şimdiki Türkiye’ye, İran’a, Irak’a, Şam’a, Filistin’e, Livaneye… Bunların boyları Kipru’ya (Kıbrıs), İtalya’ya, Kafkas ötesine kadar ulaşmıştır. Muhtelif zamanlarda Aššur, Ninova, Yamxad, Xayas, Azzi (Ermenilerin çok eski atalarının ülkesi), Xetta, Babil, Mısır onların egemenliğinde kalmıştır. Subari, ‘Arapxa, Alape, Mumme, Babanixi, Kudmuxi, Šeraše, Nuxašši, Bušše, Madanie, Axše, Alze, Xaleb, Arbela, Diriznu, Karkemiš, Nuza, Alalax, Togarma, Terka Xurri prenslerinin egemenlikleri altında imiş. M.Ö. Xurriler iki devlet kurmuştur: Xurri ve Mitanni.
XURRİLER ve MİTANNİLER
Assurca xurra veya xara “Mağara” anlamına gelmektedir. Esasen İli, “Huara” — Xaraların tanrısı imiş. Buna göre Xurri (Xurruoy) –Xaračoy “Mağara insanları”, dağ insanları”, “dağlılar” ile anlam birliğine erişir.
Huri (Xuri), İli imiş, yani tan tanrısı imiş. Karşılaştırınız: Hurri ~ ‘Üyrie “Tan yerinin ağarması, güneş doğmadan önceki ve sonraki zaman”. Bu şekilde değerlendirildiğinde Xurri (Hurri) “Doğudaki insanlar” anlamına gelmektedir. Bakınız Hurlä‘a mexkariy . Hurraların başşehri Urpa imiş. Mitannilerinki ise Vaššugane. Urpa’nın yeri tam olarak belli değil. Vaşşugane ise şimdiki Resul‘ayn denilen yerdedir. Assurlular Mitannilere Xanigalbad, Mısırlılar Naxiria (İki mehir ülkesi veya năxların ülkesi) derlermiş.
M.Ö. XIII. Asırda Assurlular, Xattilerin ve Mısır’ın desteğiyle Xurri ve Mitanni ülkesini zapt etti. O zaman Xurriler Dayni, Tuali, Xabxi, Lulume, Lulube,
Ximme, Subre, Salua, Xaleb [Xhalpa, TCK.], Zamua, Nuxašši; bu topraklarda Xurrilerin şu taypları (taife, boy, klan) şu yerlerde ve şehirlerde yaşamışlardır: Arzaške, Enzite, Elu, Kizre, Terke, Elula, Tarxanabe, Elxişe, Ubera, Kubanaše, Šeše, Šilaya, Gilzane, Kuriri, Diauxi, Andiu, Kumaxi, Entuini, Eriaxi. Bu yerler kök olmak üzere M.Ö. IX. Asırda Urartu Devleti kurulmuştur. Bu ülkeye Uruatri-Nairi denmekteymiş. Uru, Xurrilerin İlisinin, yani put-tanrısının adı olmaktadır. Nairi veya Naxiria aynıdır.
URARTU
Urartular çeşitli isimlerle anılmaktadır. Uraštu (İli veya Ura tanrısının öküzü), Urartiynaš, Urartiyna, Nairi (Naxiria), Šüyra “geniş, engin, vâsi” gibi. Urartular kendilerine Biani demekteymiş. Ura tanrı adının aynı zamanda burada bir boya izafe edilmiş olması da mümkündür. Urartuların Alarodi adında bir boyunun bulunduğunu hatırlamak gerekir.
M.Ö. IX — VII asırlarda Urartular Ön Asya’nın en güçlü devletlerinden biri olmuştur. Topraklarında şu prenslikler, köyler, kaleler vardır: Šüyra, Xurra, Musasir, Nuxaši, Mitani, Kulxa, Ardina, Subari, Canara (Tsanara) , Xarberd, Diauxi, Kilxi, Babanixi, Mani, Arme (Naxiri şehri), Meište, Batu, Muršu, Xaleb. Sümer, Xurri ve Elamlara olanlar üzerinde yoğunlaşmış gibi burada tarih yenilenmektedir. M.Ö. 605 yılında Medler ve Babilliler, Assurya’yı pay ettiler. Medler Mana’yı (Matie) ele geçirdiler. Bu arada Assurlular,
Skytler ve Kimmerler Urartu’yu yıktılar. Axamenitlerden olan Persler, Media ile Mani’yi zapt etti. Bir kısım Xurri-Urartu boylarını İranlılaştırma işlemi başladı.
M.Ö. V.-IV., III. asırlarda şu prenslikler bir araya geldi: Xaldi, Sisikoy, Kaxeti, Nuxaši, Matiani, Sanara (şehir, Gardaba), Šešeti, Naxičevan (şehir ve ülke adı), Xabel, Ariš (şehir). Bunların boyları (Eroy, Gargaroy, Ganaxoy, Kolxaš, Tušinaš, Tualoy) yeni devletlerde ve topraklarda bir araya gelmiştir:
Armenia’da, Kolxidia’da, İberia’da, Albania’da, Skytia’da, Sovramatia’da, Alania’da, Atropatenia’da (Azerbaycan). Noxčmatyanaš (Noxčaš ve Mottiyanaš) kendi sınırlarını belirlemiştir. Bunların içinde Kistler, Sadolar, Äqqiler… bulunmaktadır. Arap kaynaklarının tespit ettiği üzere, M.S. VIII- XIII. asırlarda Noxčmatya topraklarında boylar ortaya çıkmaktadır: Adoy, Avxaš, Albazduqhoy, Anoy, Arvanoy, Artoy, Aršoy, Asoy, Asxoy, Axşoy, Baynax, Bartoy > < Bartloy, Vanoy, Vandloy, Vaxšoy, Gerdoy, Geloy, Ghotoy, Ghunduqhoy, D‘ayxoy, Keštoy, Qelad‘doy, Ќaynažoy (Tr. Harflere göre Ќaynacoy), Mazighutoy, Malxoy, Martnax, Martoy, Meda-Adoy, Nazroy, Nartnax, Našxoy, Naxašoy, Našoy, Nožišiy (Tr. Harflere göre Nocişiy), Sadoy, Saqqoy, Sartoy, Sibroy, Siyloy, Suberoy, Tašxoy, Txanax, Xoy, Šeynažoy (Tr. Harflere göre Şeynacoy), Širvanoy, Ċērasaqqoy, ‘Adoy, ‘Edoy.
Hurri – Urartu dillerine akraba olan dilin Vaynăxça olduğu bilim adamları tarafından belirlenmiş bulunmaktadır.
Sovyet rejimi şimdiye kadar bunun geniş biçimde açıklanmasını, ifade edilmesini, araştırılmasını gizli tutmuştur. “Çeçen ulusunun azıcık nüfusuyla dünya kültür tarihine kazandıracağı hiçbir şey olamaz. Bu sebepten onların, yani Vaynăxların tarihin derinliklerinde arayabilecekleri hiçbir şey yoktur,” Diye düşünmüşlerdir.
Bütün imkânsızlıklara rağmen, komünizmin bu tür tezlerine karşı, çalışmalarının içine serpiştirmek suretiyle ilk defa Vaynăx dillerinin geçmişine inen Profesör Yunus Dešeriyev’e ve onun çalışmalarına arka çıkan Profesör Kati Čokayev’e kucaklar dolusu saygılar olsun! Onların ardından bu konuya eğilen Sayt Xhamzat Nunuyev’e, bilim adamı Xhasan Bakayev’e ve Dalxan Xožayev’e de teşekkür borçluyuz.
Xurri – Urartular taş levhalara, “Bu çivi yazısı levhalarını bozacak olanlara, üstünde yazılmışları unutacaklara kargışlar ola!” diye kazımışlardır.
Vayn dic ca dina dayn antaš
Vay bic ca bina gēnara day
[Unutmadık geçmişteki noksanlıkllarımızı,
Unutmayız tarihteki atalarımızı elbette!
3 — 4 bin sene önceki dil değişmiş. (Bu kadar zaman içinde değişmemesi de mümkün değil zaten.) Bununla birlikte kelimelerin anlamları, dilin gramatikal yapısı büyük ölçüde korunarak gelmiştir. Xurrice ile Urartucanın kolay anlaşılması için kelimeleri önce alfabetik sıra ile yazacağız. Sonra Rusça, daha sonra Çeçence karşılığını vereceğiz.
-A-
aba Ur., b.ş.e kanmak, bş.den tatmin olmak; Çeç. ‘āba b.ş.e kanmak, bş.den tatmin olmak.
ad Ur., baba; Çeç. dā “baba”.
ada Ur., sahip, malik, iye; vazife, görev; Çeç.
dā “sahip, malik”; Çeç. yürtdā “muhtar”.
adaru Ur., korku duymak; Çeç. ‘āduo “Korkudan şoka girmek.”
agubi Ur.,tahkim etmek, berkitmek. Çeç.ōga (bi) “set, duvar, bölme duvar”.
aguri Ur., kazıdı; Çeç.ēgira “kazıdı”.
a-ie Ur., bitirme; emir; ikamet yeri; Xurove (i); Çeç.
Dattax-ie, Giln-ie ile karşılaştırınız.
akalu Ur., yemek yemek, atıştırmak; Çeç. qalla “lokma lokma yemek”
akare Ur., dere, vadi; Çeç. āqharie “ovalardaki minik tepecikler.”
al (ar) Ur., kıyasla, oranla, nazaran; Çeç. pien-al “duvar kadar”, hinc hincc-al-c şimdiye kadar”.
alalay Ur., ekin biçme şarkısı alatu Ur., endişe etmek; Çeç. bāla “endişe etmek, kaygılanmak”.
alayni Ur., tahakküm; Çeç. ōlan, ōlalla “egemenlik, tahakküm etmek”.
‘albe Ur., çok, pek çok; Çeç. krş. ‘alelay “ normalinden çok çok fazla ve büyük olan bir şey için çıkartılan nida,” ayrıca Babil şarkısının adı Alelay (Alloy) ile karşılaştırınız.”
aldu (ulaxan) Ur., köle; Çeç. yalxuo “uşak, hizmetçi”, lay “kul, köle”, Yalxuoyñ moxk Y. a. Yalhoların toprakları”.
algane Ur., tepe; Çeç. gū “tepe”, Gūnie “Yer adı”.
ali Ur., demek, söylemek; Çeç. āla “demek, söylemek”.
ali Ur., ne, hangi, ki o, nasıl; Çeç.
(Karşılaştırınız:)al sa dac, al däjaxk yac “ne canı var, ne kemikleri”.
alie ( < > oylie) Ur., bahsetmek, konuşmak; Çeç.āla “demek, söylemek, bahsetmek”.
alištu Ur., prens eşi; Çeç. ēlan stū “prensin eşi, prenses, kraliçe”
allay Ur., prens; Çeç. ēla “prens”.
allay Ur., sahibe, sözü geçer hanımefendi; Çeç. ēla yu “hanım sultan”.
alsuini Ur., yüce, ulu; Çeç. siylaxh “şerefli, saygı değer”, alsamie “ daha, fazla, ziyade”.
alu Ur., şehir, kasaba, iskān yeri; Çeç. evla “köy”, ‘oylie “dinlence yeri” am Süm. yaban öküzü; krş. Çeç. am voxha a dac “dengenin bozulması gerekmez” > (deyim, görgü bakımından).
an Ur., gök, sema; Çeç. an “ufuk”. anari Ur., tarla, alan, saha, yazı; Çeç. ārie “dışarı, yazı, step”.
andani Ur., bölge, yan, cenah; Çeç. dünie “dünya”.
aniku Ur., bağımsız; Çeç. āna yist “ufuk çizgisi”, pāna “ıssız” ile karşılaştırınız.
apin Süm.; epinnu Akk.; apinu Xur.; Çeç. (Karşılaştırınız: Çeçen boyu Čhiebarluocadaki:) ipurz “kara saban” ile.
ar Ur., burun; Çeç. mar “burun”.
ar Ur., yüz, çehre, sima; Çeç. marš “surat, çehre”.
araxit (parit, upet) Ur., inek; Çeç. yiet “inek”.
arcibi (artsibi) Ur., kartal; Çeç. ärzu “kartal”.
ardidu – ardipxa Ur., şehir; Çeç. arie “step, kır, yazı, dışarısı.”
ardini Ur., çekirge; Çeç. ardang “sürü”.
Vaynăxların vaktiyle Ardinoy adlı bir boyu
varmış. Artie Xur., şehir, kasaba, Ardi tanrı.
ari Ur., tahıl ambarı, silo; Çeç. (Karşılaştırınız:)sayra, āra “harman dövmek”.
aru Ur., vermek; Çeç. (Karşılaştırınız:)dala, yala “vermek”
arze Ur., Çocuk, yavru, bebek; oğlan çocuk; Çeç. ţorza (ﻩﺰﺮﻮﻁ) ile krş. [ţorza (ﻩﺰﺮﻮﻁ) 1-3-4 aylık kadar olup sürekli ağlayan çocuk; 2- Yaşça büyük birisinin sürekli sızıldayanı, ağlayan çocuğa benzetilerek —TCK.]
asa Ur., bırakmak; Çeç. visa, disa “kalmak, terk etmek”.
ase Ur., erkek, adam; Çeç. stag, sag “adam”.
ase Ur., kalkan; Çeç. āsa “şerit”.
ase Ur., ne vakit, ne zaman; Çeç. maca (matsa) ne zaman.
asi Ur., dana; Çeç. ēsa “buzağı”.
ast (u) Ur., karı, eş, hanım; prenses; Çeç. stie “dişi”, Stū “prenses, kraliçe”.
asta Ur., yöneltmek, doğrultmak, sevketmek; Çeç. lasta (?).
asu Ur., yerine getirmek, gerçekleştirmek; Çeç.
(Karşılaştırınız:)xhaža, xhožu “bak,” bakıyorum” (iş için)
aşan (vax, ax) Ur., erkek kardeş, birader Çeç. vaša “erkek kardeş”.
ašipu Ur., üfürükçü, cinci, büyücü; Çeç. äšpaš “yalan, yalancılık.”
atu Ur., kemirmek, hırpalamak; Çeç. ātarš “kıymıklar.”
atu Ur., kırmak, imha etmek, yok etmek, öldürmek, Çeç. āta “dövmek, pataklamak; ezerek cezalandırmak”.
atu Ur., yıkmak, harap etmek; Çeç. āta “dövmek, pataklamak,; ezerek cezalandırmak”.
atu-be Ur., on bin; Çeç. İtt b‘e “on yüz (= bin)”
atxu Ur., kurmak, yapmak, dikmek, inşa etmek; bk. Çeç. hottuo “dikmek.”.
aule Ur., bir tarafa, bir yana; Çeç. ullie yanında, yanına, yakınında.
aur Xur., parıltı, parıldama; Çeç. nur “nur.”
axt Ur., kız kardeş, hemşire; Çeç.Axti (Axhti) özel isim, kişi adı.
aya Ur., bulunmak, olmak, var olmak, yakın olmak”; Çeç. ya, yu “var olmak, bulunmak” Meselā “Cigaxh yañ a yu iza: “Var olmasına gerçekten orda var (dişil için) veya O dişil (hanım, kız, veya y cinsiyetli bir şey) gerçekten orada bulunuyor.”
aybar Ur., aygır; Çeç.ayghar “aygır.”[-ayghar kelimesi Çeçenceye Kumukçadan geçmiştir.-TCK.] aynii (> < Meni ~ meni) Ur., kimler ? Çeç. mil – mila “kim kim ?”
-B-
bab Ur., kapı, avlu Çeç. Boba (özel isim.)
balti (balte) Ur., güçlü, kuvvetli, kudretli; Çeç.
Bilta (köy adı)
balu (baru) Ur., kāhin; Çeç. Balu (özel ad, kişi adı)
barat Ur., birlik, ittifak; Çeç. bart “birlik, ittifak.”
batu Ur., hane halkı; Çeç. Batu (özel ad, kişi adı)
bauše Ur., kelime, söz, sözcük; Çeç. dõš “kelime, söz, sözcük”
bedi Ur., kenar, sahil, kıyı, yaka; Çeç. berd (kenar, sahil, kıyı, yaka)
bin Ur., oğul, erkek evlat; Çeç. ber (çocuk)
biranie (ibiranie) Ur., tüm, tam olarak; Çeç.berraš, derraš “hepsi, tümü, tamamı”
B‘aynili (doğrusu: Baynili) Ur., “şövalyeler ülkesi”?; Çeç. b‘a (“ordu, askerî, kuvvetler”), bien “yuva, aile ocağı” veya “tanrılar yuvası (?)”.
buob (bob, bab) Ur., cıkrık, bucurgat; krş. Çeç. b‘ov “kule”
bura Ur., köle, kul; Çeç. Burin-Moxk [Yalxolara ait topraklar; -Yani Uşakların diyarı— TCK.]
burgane Ur., kermen, germen, müstahken yer; Çeç. Borghanie, Birighala “yer adları”
buštu Ur., prenses; Çeç. bu (?), -stu “prenses”, Buštu öz. ad.
buzi Ur., kurt yavrusu; karşılaştırınız: Çeç. borz “kurt”
-C- = ( TS ); (Ц) (Alm. Z)
cupani Ur., “şarkı adı”; Çeç. Ċuba
(ЦIубa, ﻪﺑﻭﺳﻂ)
-Ċ- = (ЦI) (Alm. Ż, daha vurgulu)
Ċupxha
(Цıупхьа, ﻪﺣﭙ ﻭﺳﻂ )
Çeç.yr a. Capani.
-D-
dabaxa Ur., kurban kesmek; Çeç. dabagha “deri tabaklamak.”
daganu Ur., tane, tohum, çekirdek, nüve; Çeç. duga “pirinç.”
D‘ar Ur., hiddet, öfke, gazap; Çeç. daró, dēra “hiddetli, öfkeli, gazaplı.”
du (Xur., tan) Ur., yapmak, Çeç. dañ, duo “yapmak, kılmak, işlemek.”
duon Ur., hukuk, töre, yasa, söz hakkı; Çeç. eskiden Mexk-qiela’nın {senato] kararlarına duon dermiş. Ayrıca bk. duy “yemin, ant.”
durba Ur., isyan etmek; krş. Çeç. durbaxhiyta “tozunu attırmak.”
-E-
e Ur., kanal; Çeç. el (al) “ark, ırmak, kaynak, menba, pınar.”
ea Ur., ve; Çeç. a “ve; … da, … da; he …, hem …” Liza a, Ruslan a daxara ciga “Oraya Liza da, Ruslan da gitti.”
ea Ur., ya …, ya …; veya, veyahut; Çeç. ya “ya …, ya …”
ebani Ur., diyar, memleket, ülke; krş. Çeç. toponimlerle: Eibana, Biena.
ekalu Ur., büyük kasaba, şehir; Çeç. yoqqa ghāla, yoqqa evla “büyük şehir, büyük kasaba.”
ekuruxi Ur., hür, serbest; Çeç. kura “bağımsız, müstakil; kibirli.”
ekue (ekca) Ur., orada; Çeç. ecca, eccie “orada, şurada.”
epeli Ur., kanal; Çeç. āpari “tahta oluk.”
ep-eli Ur., kral, prens; Çeç. ēli “prens, feodal, bey.”
-G-
gabgaru Ur., kuşatmak, muhasara etmek; Çeç. gõ bar “etrafını çevirmek, kuşatmak” (-gõ bar > guo bar “kuşatmak.” –TCK.-)
garameni Ur., ünlü, tanınmış; Çeç. ghar välla “ünlü tanınmış.”
gargani Ur., aceleyle, telaşla koşmak; krş. Çeç. ghagh, qalqa “zırh”
garu Ur., dal, budak, kol; Çeç. gar “urug, boy, nesil, kuşak”, ga “dal, kol.”
garu Ur., müstahkem mevki; krş. Çeç. xeró “nöbetçi”, xerdañ “nöbet tutmak.”
ge [gie] Ur., şarap deposu; Çeç. ge (ţörmig) “karın (işkembe.)”
golu Ur., saray, müstahkem; Çeç. ghala “kale.”
gulu Ur., yatışmak, teskin olmak; Çeç. ghõlie “sağlıklı olmak.”
-İ-
iese Ur., ben; Çeç. as, asa ben [Erg.]
izidu Ur., yönetmek, hükmetmek; Çeç. az dañ “ünlemek, ses etmek.”
iziduş Ur., emretmek, buyurmak; Çeç.ōzan duoš “ünleme sözü.”
ikku Akk. kanal.
ilam (ulam) Ur., ebediyet; Çeç. ula “yaşadığımız günden sonraki üçüncü gün.” krş. ālem.
ili Ur., tanrı, ilāh; Çeç. Çeçencedeki illi “şarkı, türkü” ve Dēli “tanrı” kelimesi de bundan çıkmış olabilir.
in Ur., kaynak, pınar, menba; Çeç. āl, il “koyu kahve rengi.”
inxu Ur., kırmak, parçalamak; krş. Çeç. ghibavaqqa “dövüp hışını çıkarmak.”
ir du (idda, ildi) Ur., idareci, yönetici, hükümdar; Çeç. ēla vu “prenstir, beydir, hükmedendir.”
is-puse Ur., saadet, bahtiyarlık; krş. Çeç. irs “saadet, mutluluk, baht, talih, devlet.”
išise Ur., gerekenden çok, fazla; Çeç. išttanie “beleş, bedava.”
išpuyse Ur., saadet, bahtiyarlık; Çeç. irs, irsie “saadet, mutluluk, baht, talih.”
is-taru Ur., döner kule, döner taret; Çeç. is-ţara “gayret harcamak; taret.”
išttane Ur., beleş, bedava; Çeç. išttanie “beleş, bedava.”
ištine Ur., için; -a doğru; Çeç. ? [ištinie veya ištta “öylesine.”-TCK.]
-K-
ka Ur., aslan pençesi; Çeç. ka, kana “el içi, aya, avuç.”
kali Ur., istiap ölçüsü, içine sığım ölçüsü; Çeç. gali “çuval.”
kantiš Ur., tahıl, hububat; krş. Çeç. kēnaš “başaklar, buğday başakları, üzüm salkımları”, ќa “buğday.”
kapi Ur., kuru şeyler mahsus hacim ölçüsü; krş. Çeç. kiep “a) şekil, biçim; b) kalıp.”
kar Ur., yaygaracı, şamatacı; Çeç. ќar ќar “geveze, çenebaz, çalçene.”
karadu Ur., yiğit, asker; Çeç. kura “kibirli adam.”
karam Ur., bağ (üzüm için) Çeç. kanie “üzüm asması.”
karbi Ur., kaya, kepez; Çeç. qēra “kaya, kepez.”
karini Ur., zapt etmek;. Çeç. kara dālo “ele geçirmek, zapt etmek, feth etmek.”
kedanu kutu Ur., anlamak, idrāk etmek;. Çeç. qieta
kira Ur., toprak, yer; Çeç. qa “sürülmüş toprak, sürülmüş tarla”, aqharie “vadi, dere”; As. kakkaru.
kiri Ur., kāse, kap, küp; Çeç. qiyra “toprak kap, çömlek.”
kolama Ur., içine çekmek, emmek, yutmak; Çeç. qälli “lokma lokma yedi”, qalla “lokmalayarak yeme durumu.”
koti Ur., galip; Çeç. şhs. a. Kati ~ Koti; Kotta “yer adı.”
kubuse Ur., miğfer, başlık; krş. Çeç. kuy “şapka, kasket, papak, başlık.”, kurxas “geyik boynuzu yığını”, kuorta “kafa, baş, kelle.”
kue Ur., pekiştirme edatı: ki, ya, yani, hatta, bile; Çeç. kelime sonunda pekiştirme edatı: -qa, vaxar-qa “gitti işte, gitti yani, gitti bile”, dear-qa “getirdi ya, getirdi tabiî, getirdi yani.”
kumme Ur., refah, bolluk; Çeç. antonim (zıttı:) qhiella “yoksulluk, sefalet”, Äq. Xülla; Çeç. öz. ad Kulum.
kuri Ur., ayak, bacak; krş. Çeç. kuog “ayak”, kuskus “ayaklık.”
kuruni Ur., güçlü, kuvvetli, sağlam, zorlu; Çeç. kura “mağrurluk”, kuranig “mağrurlu, kibirli.”
kusitu Ur., kralların giydiği boynuzlu başlık; Çeç.
kuti Ur., yanına varmak, oraya doğru; Çeç. qāča “erişmek, ulaşmak, vasıl olmak”, kadie “çevik, atik, hızlı, hamarat.”
kuy, guni Ur., darbelemek; Çeç. küyga “eline.”
kuyu Ur., yukarıya kaldırmak; Çeç. kuy “şapka, papak, başlık”, kur “tepelik; sorguç”, oyu “kaldırıyor, yükseltiyor.”
kuzu Ur., bezemek, süslemek; Çeç. qharzdañ “renk renk süslemek”, qhorzu kūz “alaca renkli halı.”
-L-
laki Ur., kaynağın önünü kesmek; Çeç. laqhi “suyu kesti, suyun akışını durdurdu”, laqhó “suyun önünü kesmek.”
lakudu Ur., zedelemek, yaralamak; Çeç. āqa “öç almak.”
laxam Ur., ekmek, tahıl, hububat; Çeç. loqhum, loqham “lokma.”
lie Ur., konuşmak, bahsetmek, laf etmek; Çeç. lie “konuşmak, bahsetmek, laf etmek.”
lu Ur., boğa, öküz;. Çeç. lū “karaca.”
lulu Ur., düşman, hasım; Çeç. lur “katı düşman”, lüra “tehlikeli düşman, kan davalılık.”
lulu Ur., komşu, civar; Çeç.lūla komşu, civar”, lūlara “komşudaki, civardaki, çevredeki.”
luom Ur., aslan; Çeç. lom “aslan.”
-M-
maašpu Ur., hür Çeç. maršó “hür”, märša “sağ selamet.”
makulu Ur., bırakmak, salıvermek, serbest bırakmak; Çeç. muqhaluo “serbestlik, bir iş sonrasında dinlenmek.”
makuri Ur., merhamet ederek, teveccüh göstererek (?); Çeç. miekara “kurnaz, sinsi; akıllı, zeki, uslu.”
manu Ur., olmak, bulunmak, var olmak, mevcut olmak, ayakta durmak; Çeç. şhs.a. Manu.
mar Ur., yüz, çehre, sima; Çeç. marš “surat, sima, çehre”, [mar: “burun.”-TCK.]
marine Ur., takviye, tahkim, berkitme; Çeç. destan adı: Zuzu-Maru; ayrıca: mayrie “yiğitçe”, mayr “koç yiğit eş”, mayra “yiğit.”
maryannu Ur., başkan, yönetici, idareci;. Çeç. mayranaš “gözüpek yiğitler, yürekliler.”
maru Ur., boynuzlu hayvanlar (sığır, davar vs.”; krş. Çeç. ma‘ “boynuz.”
maxaš Ur., öldürmek, imha etmek, kırmak; Çeç şhs. a. Maxaš
maše Ur., kendi, kendisine ait: İyelik zamiri; Çeç. šieñ “kendisine ait.”
matu Ur., diyar, ülke, memleket; Çeç. şhs. a. Matu ~ Mata [ayrıca mättig “yer, diyar.”-TCK.]
mat Ur., dağ; Çeç. yr. a. Mat-Lam “Mat dağı.”
me Ur., ama, amma; Çeç.amma “ama.”
me Ur. olsz. e.,: -me, ma; Çeç. olsz. ön e. ma (ma ghuo ciga: gitme oraya)
mese Ur.,haraç; Çeç. mizi, mizil “kuru şeylere mahsus hacim ölçüsü.”
mulki Ur., yönetici; Çeç. mulk dañ “yönetmek, sevk ve idare etmek.”
mundi Ur., dünya; Çeç. dünie “dünya.”
munna Ur., muhacir, mülteci; Çeç. şhs. a. Muna; muhažar “muhacir, göçmen.”
muri Ur., sabit depo, sabit ambar; Çeç. uor “çukur, kuyu.”
mut Ur., hayatın başlangıcı; Çeç. mut, mü(t)a “özsu”, veya şhs. a. Muta.
-N-
nadapu Ur., geri vermek, iade etmek; Çeç. dala “vermek”, d‘adala “geri vermek.”
nasa Ur., çiçek; Çeç. şhs. a. Nasa; nus “evlenmiş yeni gelin”, nuskal “beyaz gelinlik giyip evlenmekte olan gelin.” [nesalla “gelin olma durumu, gelinlik yapma durumu; nesariy “gelinler”- TCK.]
naxa Ur., gitmek; Çeç. vaxa, daxa “gitmek.”
naxu Ur., getirmek, götürmek; Çeç. xhõ “götürmek”, d‘axho “başka yere götürmek”, sxhaxho “beriye doğru getirmek.”
nikidu Ur.,ıslatmak, sulamak; krş. Çeç. nieka dañ “yüzmek.”
nižudu (nižidu) Ur., boğazlamak, bıçaklamak, öldürmek; krş. Çeç.napgha “gıda maddeleri.”
nunu Ur., balık; Çeç.n‘äna “kurt, solucan”; şhs. a. Nunu.
-O-
olu Ur., yakma; Çeç. ālu “alev.”
-P-
paru Ur., sürüp götürmek; Çeç. palpala “hareketli adam, şamatacı adam, telāşe müdürü”
patare Ur., şehir, kasaba; Çeç. kş. adı Pxhatar; yer a. Pxhatar.
pe Ur., altında, altına; ancak, olsa olsa, Çeç. bieñ “yuva”, beñ “ancak, -dan gayrısı, -dan başkası” (iza beñ ca vüodu: ancak o gitmiyor.”)
pen Ur., yüz, çehre, sima; Çeç. pen (pien) tuoxa “duvar örmek.”
pile Ur., kanal; Çeç. il “ırmak” bk. apari “ahşap su oluğu.” [Çeç. piela “su içilen kāse, bardak”-TCK.]
pituli Ur.,zedelemek, yaralamak; krş. Çeç. piţana “arabozuculuk.”
pulus Ur., taşlar üzerindeki yazı; krş. Çeç. pals, palas “halı.”
-R-
rabbana Ur., önder, şef, reis; krş. Çeç. ya Rabbana “İlahî.”
raksu Ur., savaşın derecesi; Çeç.şhs. a. Rasuqha, Ra‘su.
remu Ur., boğa, öküz; Çeç. riema “yılkı, at sürüsü.”
ru Ur.,çoban, sığırtmaç; Çeç. ‘u (= ju) “çoban.”
-S-
sa (ša) Ur., yemek, yiyecek; Çeç. šu “tarla sınır şeridi.”
salam Ur., selamet, esenlik, dirlik, huzur; Araplar bu kelimeyi Xurri ve Urartulardan almışlardır, kelimenin sinonimi “Sanau”dur; Çeç. sa “ışık, ziya.”
saluda Ur., kadın; Çeç. zuda “kadın.”
salzi Ur.,yapı, tesis; Çeç. sal “kermen, küçük müstahkem kale; yığın, yığıntı, döküntü”, salo yañ “korunmak, kendini savunmak”, ќieló yañ “pusu kurmak.”
samadu Ur., Tsarıbekov denilen yerde, bir günde işlenen topraktır; sözlük anlamı “güçlü yöneticiler” demektir. Çeç. sa ma-ddu “canı var oldukça”, şhs. a. Samad.
samae Ur., güneş, güneş ışığı; Çeç. sa “ışık, ziya”, malx “güneş.”
sani Ur., kap, küp; Çeç. surila “toprak testi.” sara (sarru) Ur., kral; Çeç. şhs. a. Sara, Sala
sardap Ur., lānet etmek; Çeç. sardam “beddua.”
satu Ur., almak, zapt etmek, Çeç. sutur “pisboğaz, aç göz”, şhs. a. Satu.
saule Ur., idareci, yönetici, hükümdar; Çeç. şhs a. Sovra, Sovla, Suöla.
selardi Ur., yıldız, gök cismi; krş. Çeç. serló “ışık, ziya, aydınlık”, sieda “yıldız”, Siela [Putların ilāh sayıldığı ilk çağlardaki Çeçen efsanesinde Siela “gök tanrı”dır. Sözlük anlamı da “gök, ışık,
ışılti” demektir.-TCK.]
sera (seri) Ur., ayırmak; Çeç. xier dañ “ayırmak, uzaklaştırmak.”
sexira Ur., aydınlık olmak, apaaçık olmak; Çeç. sa xila “şafak sökmek, tan ağarmak.”
sexira Ur., yönetici, kral; Çeç. şhs. adı: Seghire.
seysaqatxe Ur., yazılı malzeme; Çeç. seysa (?) k(a)xat (xe) “pamuklu kāğıt.” [Makalenin yazarı seysa’nın karşılığını göstermemiştir. Oysa Çeçencede siysaz, siysazdaqqa diye kelimeler vardır. İlki kişiler için “ahlāksız”, ikincisi “lekelemek, leke sürmek, kirletmek” demektir. Siysa stag olursa, “ahlāklı adam” demektir. –z ise olumsuzluk ekidir. Siysa’yı kāğıtla kullanırsak “pamuklu kāğıt” değil, “lekesiz, yazılmamış kāğıt” anlamına gelmesi daha doğru bir yaklaşımdır. Urartular döneminde kāğıt değil, taş tabletler kullanıldığına göre, temiz taşlar üzerine kazılmış yazı” demek her halde geçerlidir. Doğal olarak Çeçencedeki siysa (Kiril harflerle imlāsı сеса’dır) kelimesi ile de uyum sağlamaktadır. TCK.]
siel Ur., gece; Çeç. süyrie “akşam, akşam vakti.”
sim Ur., şan, şöhret, ün; Çeç. siy “şeref, saygı, ta’zim.”
simu (semu) Ur., dinlemek; krş. Çeç. sema xila “uyanık olmak, pür dikkat kesilir olmak.”
sipge Ur., yargıç, hākim; Çeç. sibtie dāló “yüz yüze getirmek, karşılaştırmak, vicahî”, sibat “yüz, çehre, surat.”
sir (i) Ur., talihli olmak, mesut olmak, bahtiyar olmak; Çeç. irs “saadet, mutluluk, baht, talih, devlet.”
siri Ur., ruh, can; Çeç. sa “can, ruh.”
sisuxane Ur., yine, gene, yeniden, tekrar; kr. Çeç. six sixa “sık sık yeniden”, yux yuxa “tekrar tekrar.”
sna Ur., fazla, artık, ziyade; Çeç. sā “kār, kazanç, gelir.”
suinii Ur., herkes, bütün, cümle, hep, tüm, tamam: Çeç. sila “bütün, hep, cümle”, (sila i axča dayina välla: bütün parasını harcayıp tüketti.”)
sure (šure) Ur., geniş, enli, açık, bol; Çeç. šüyra “geniş.”
sure Ur., silah; Çeç. sur “ordu”
surisxi Ur., suvari; Çeç. sur “ordu”, surxuo “şövalye.”
suse Ur., tapma, tapınma, yapı, tesis; krş. Çeç. yr. a. Suze, Šusi čüo.
sussi Ur., bir; Çeç. cxhacca “birer birer.”
suyninaue Ur., ilāhî sular; Çeç. su “su” nāna “ilāhe.”
-Ş-
šali Ur., yıl, sene; Çeç. šo “yıl, sene”, šo šarie “yıldan yıla.”
šanam Ur., yıllar, seneler; Çeç. šo “yıl, sene.”
šarax Ur., kar; Çeç. ša “buz.”
šedu Ur., ruh, canı korumak; Çeç. sa du “canlı, diri, henüz canı çıkmamış olmak.”
šeri Ur., akşam oluyor, akşam suları; Çeç. süyrie “akşam; akşam suları.”
šimtu Ur., kader, alın yazısı; Çeç. sinţe “şah damarı.”
šin [veya ši’] Ur., iki; Çeç. ši’ “iki.”
šiy Ur., insan, adam; Çeç. krş. Nuxaššiy > Nuxčiy > Nuoxčo. “Nuxaššiy: Urartu prensliği; Nuxčiy > Nuoxčo: Çeçen.”
šukure Ur.,çağırmak, davet etmek; Çeç. bk. šukur dañ “şükür etmek.”
šüyra (šure) Ur., geniş; Çeç. šüyra “geniş.”
-T-
tal Ur., ıslatmak, sulamak, Çeç. tātuol “kanal.” tanu, tan Xur., yapmak, yaratmak, vücuda getirmek; Çeç. dañ “yapmak.”
tapat Ur., hüküm vermek, yargılamak Çeç. tap “karar vermek, bir karara varmak.”
tara Ur., boğa, öküz; Çeç. ţargha “yün.”
taran Ur., kudretli, kuvvetli, güçlü; Çeç. taró “zenginlik, servet, bolluk; imkān.”
tari Ur., hakim, hükmü geçmek; Çeç. tar-mar xhal dac Zamradiñ axča “Zamradin’in para durumunun hali anlatılamaz.”
tarmana Ur.,büyük yapı; Çeç. şhs. a. Taram, bk. tari “kutu, sandık.”
tell Ur.,tepe, sırt; Çeç. tüylig: tüola “karınca yuvası: zeminlik toprak dam.”
terdu Ur., koymak, yerleştirmek; Çeç. tardañ “benzetmek.”
tiš Ur., ihtiyar, koca, kart; Çeç. tiš “eski.”
tiu, tiau Ur., söylemek, demek; krş. Çeç. tüyra tiga “masalı yorumlamak.”
tubardu Ur., eline vermek, tevdi etmek (?) Çeç. turpal “yönetici kahraman.”
tun Ur., çay, nehir, ırmak; Çeç. ţün “nemli.”
tungir Süm., yıldız; Çeç. krş. stogar, togar “lamba.”
tuppu Ur., yazı, levha; Çeç.tupi “kumaş parçası, bir şeyin kesiti” Vaynăxlarda Tupča adlı bir isim vardı. Bunun da anlamı “yazıcı, kazıcı, hakkāk demektir. turše-toxa ?.,adamlar, insanlar, halk; Çeç. oymak adı.
turtan.. Ur., komutan, Çeç. turţa “dansta kızı lātife yollu sıkıştırarak dönmeye mecbur eden adam”, ţur “yüksekçe şef.” krş. Xurrilerde de, Vaynăxlarda da dansın yöneticisi.
turu. Ur., yok etmek, imha etmek, öldürmek; Çeç. tuöla (veya tüola) “üstün gelmek, galip gelmek, yenmek.”
tux Ur., tuz; Çeç. tüxa “tuz.”
tuxe Ur., bolluk, varsıllık, bereket; Çeç. toqie “bolluk, bereket.”
-U-
uda Ur., açıklamak, tahlil etmek; Çeç. tida “rüya yorumlamak”, tidó “yorum, tefsir.”
udu Ur., sevgili, cānan; Çeç. şhs. adı: Udu.
ueli Ur., toplantı, meclis; Çeç. uöla “yığın.”
uelidu Ur., toplamak; Çeç. uöla yañ “yığmak.” Ugarit Nuxaš prensliği sınırındaki devlet.
ugaru Ur., duvar, kale duvarı; Çeç. ōga “set, set duvarı”; yr. a. Ugariţie:
ukkul Ur., asıl, esas, temel; Çeç. ukkul “ense kökü; kargı.”
ule Ur., başka, öbür, diğeri; Çeç. ullie “yakın, civar.”
ulidu Ur., düşünmek; Çeç. oyla yañ “düşünmek.”
ulini Ur., kaygılı, endişeli; Çeç. oylanie “kaygıyla düşünceye dalmak.”
ulkuze Ur., hayat, ömür; As. balatu; Çeç. şhs. a. Balata.
ultuni, alkuni Ur., deve; Çeç. emkalu, emkal “deve.”
ulxu Ur., yönetmek, buyurmak, emretmek, idare etmek; krş. Çeç. urx “dizgin”, urxalla “yönetmek, idare etmek.”
um Ur., anne; As. u; Çeç. nāna “anne.”
um Ur., göl; Çeç. ‘am “göl”; şhs. a. ‘Umma, Umma. un (viana) Ur., şarap; Çeç. un “mikrop; mikrobik hastalık.”
upal Ur., ürün, mahsül; Çeç. yalta “ekin.”
upurtu Ur., birine çatmak; krş. Çeç. ghurt “kaos, kargaşalık.”
urpu Ur., kurbanlık getirmek; Çeç. urpie yaxiyta “babasının gittiği yere kadar yolu var.”
ušxanu Ur., ihsan etmek, sunmak; Çeç. išnienna “bedavadan.”
-V-
vabalu Ur., getirmek; Çeç. bk. sxhabalo, sxhadalo “getirmek.”
varat Ur., araba; Çeç. varda “araba.”
vaşap Ur., cadı; Çeç. yiešap “cin.”
via Ur., glmek, varmak, vasıl olmak; Çeç. vea “geldi.”
-X-
xaialane Ur., ele geçirmek, zapt etmek; Çeç. qällina “yutmak.”
xaitabe Ur., ağaç kesicisi; Çeç. xhun “orman”, xay “orman.”
xalile Ur., gök için uygulanan dinsel tören; Çeç. xala vāla “oyun oynamak, dans.”
xalula Ur., en yüksekteki yıldız, ‘arš; Çeç. xala vala “güçlü yukarı.”, xhala vāla “yukarı çıkmak.”
xanaan Ur., Akdeniz; Çeç. xinan an “kıyı, sahil.”
xapalgi Ur., demir; Çeç. krş. pxhar “demirci”, pxhalgha “demir atelyesi.”
xare Ur., yol; Çeç. krş. tayra, kura “yol.”
xaru Ur., Urartu kadını; Çeç. Xuray (hanım adı) xarxarsu Ur., yıkmak, tahrip etmek; Çeç. xalxar dañ “dans etmek, sarsarak oynamak”, yr. a. Xarxor.
xatan Ur., kesmek; Çeç. xādó “kesmek.” xatspde, xaspde Ur., ticaret, alışveriş; Çeç. xaspde “ mal stoklamak.”
xatu Ur., kesmek; Çeç. xādó “kesmek.”
xayu Ur.,almak, elde etmek; Çeç. sxhayaqqa (?)
xaz Ur., duymak, işitmek; Çeç. xaza “işitmek, duymak.”
xazali Ur., işitilmek; Çeç. xaziyla “duysun, duyma durumu”, xezna “duymuş, işitmiş.”
xaz-di Ur., işitti; Çeç. xaziyta “duyulsun, işitilsin, duysun”, xaza “işitme”, xazdañ “işittirmek.”
xelbi Ur., vadi, dere; Çeç. Xuba “türkü adı”, yr. a. Kubin evla “Kuba’nın köyü, Kuba köyü.”
xeradi Ur., asker, muharip; Çeç. ghiera “çete, şebeke, eşkıya çetesi,” ghieyere “çete.”, ghieraxuo “çeteci,” şhs. a. Xayradi.
xeurunna Ur., herkes, her, hepsi, tümü; Çeç. hōranna “herkese.”
xezine Ur., servet, zenginlik; Çeç. xazna “gömü, define.”
xi Ur., -lı, li, lu,, -lü: kelime sonunda parça; krş. Çeç. Šuta-xo-y “Şuta-lı-lar”, Elista-xo-y “Elista-lı-lar.”
xini Ur., oğul (-ğlu); Çeç. qini “elti.”
xu Ur., aşırmak, çalmak; Çeç. qhu “hırsız”, yaxha “alıp götürmek, alıp getirmek”, xhõ “alıp beraberinde götürmek.”
xur Ur., in, mağara; Çeç. xāra “oyuk; içi boş ağac gövdesi.”
xur Ur., sabahın erken; Çeç. bk Avrora. “Gemi adı.”
xuraši Ur., altın; Çeç. bk. deši “altın.”
xurin Ur., Çeç. deši (?) “altın”
xurri Ur., sabah; Çeç. ‘üyrie “sabah.” [bu kelime vurgulama amaçlı olarak da söylenir: ‘ürrie “sabah erkenden” şeklinde, -TCK.]
xusu Ur., atmak, fırlatmak; Çeç. qossa “atmak, fırlatmak.”
xutadi Ur., soru sormak; Çeç. xattar dañ “soru sormak.”
xutan Ur., sormak; Çeç. xatta “sor!”
xutea Ur., dinelmek: Çeç. huotta “dikili durmak, bir şey yapmak için dikili durmak.”
xutea Ur., yalvarmak; Çeç. huotta “bir şey yapmak için dikilmek, dinelmek.”
-Z-
zale Ur., yıl, sene, yaş; Çeç. āzalie “ezelî.”
zal-l Ur., çınlamak, tınlamak; Çeç. zalzal (dañ) “zır zır etmek.”
zamane Xur., toplum, topluluk; ortaklık; Çeç. yr. a. Zamanie; zamanuoy “akrabalar.”
zar Ur., ötücü, öten; Çeç. zarzar “bülbül.”
zaran Ur., çınlamak, tınlamak; Çeç. zar zar dañ “zırıldamak.”
zebi Ur., topaç, pırlangıç; kurt eniği; Çeç. borz “kurt”; yr. a. Zebin irzie “Zebi’nin açtığı tarla yeri”, şhs. a. Sebi
zia Ur., yürümek, gitmek, ilerlemek; krş. Çeç. že že [Tr.alfabeye göre ce ce!] “yürü yürü!”
ziel du Ur., ezmek, üzmek, zulüm etmek; Çeç. zieñ dañ “zarar ziyan vermek.”





