Arşiv Belgeleri

Tozlanmış raflardaki Arşiv Belgeleri…

Çeçen Kültürü

Çeçen Dili ve Folkloru, Halk Dansları, Efsaneler, Öykü ve Masallar ile çeşitli kültürel bilgiler…

Çeviriler – Makaleler

Çeşitli Çeviri ve Makaleler…

Röportajlar

Ekibimizce Yapılmış Çeşitli Röportajlar…

Şarkı Sözleri

Sevdiğiniz Çeçence şarkıların sözlerine buradan ulaşabilir, dinleyebilir ve indirebilirsiniz.

Ana Sayfa » Haberler

Tercüman: “Kurtuluşun Yılmaz Kahramanı Çeçenler”

Bu yazı 23 Nisan 2008 Çarşamba  tarihinde yazıldı. Şimdiye kadar 3.632 defa okundu.. Yorum Yok
Tercüman: “Kurtuluşun Yılmaz Kahramanı Çeçenler”

Kafkas Çeçen Kültür Derneği Başkanı İsmail Erdoğan, dedesi Milis Mülazım Mirza Bey’in Maraş’ın Kurtuluşu’nda büyük başarılara imza attığını belirterek “Dedem, birçok madalya kazandı” dedi.

İsmail Erdoğan, 1976 Kahramanmaraş Çardak Kasabası doğumlu. İstanbul’da beden eğitimi öğretmeni olarak görev yapıyor. Aynı zamanda son bir yıldır Kafkas Çeçen Kültür Derneği’nin başkanlığını üstleniyor. İsmail Öğretmenin kapısını tıklattığımızda ilk dikkatimi çeken misafirperver tavrı oldu. Röportaj sırasında ise Çeçen halkının sorunlarını ve tarihi mücadelesini anlatırken ise cesurca sözcük kullanımı. Erdoğan, Çeçenlerin ne zor şartlar altında yaşadığını belirtiyor sonunda da “Ümidimiz hala tükenmedi” diyordu. Anneannesinin dedesi Milis Mülazım Mirza Bey’in Kurtuluş Savaşı’nda nasıl cansiperane savaştığını dile getiren Erdoğan ile söyleşimize geçiyoruz:

-Atalarınız Türkiye’ ye nasıl yerleşti?
Öncelikle ben Kahramanmaraş’ın Çardak kasabasında doğdum. 1855-1865 yılları arasında gelen kafile arasında dedem Türkiye’ye geldi. Çeçenlerin mücadelesini bilmeyen kalmadı. 1840’lı yıllarda Çeçenistan’daki savaş artık bitmiş, Şeyh Şamil teslim olmuştu. Çeçenlerin varolan nüfusları yarıya inmişti. Lider konumundakileri de Sibirya’ya sürmüşlerdir. Halk, ya ölecek ya da ‘hünkar’ dedikleri Osmanlı’ya göç edeceklerdi. Bölgede kalma olasılıkları yoktu. Çünkü orada kaldıklarında kültürleri yok olacaktı. 1855’li yıllarda Rusya ile Osmanlı Devleti arasında yapılan bir anlaşma sonucu, Türkiye’ye gruplar halinde göç ettiler. Osmanlı, Çeçen halkına son derece nazik davranmıştır ve istedikleri yerde yaşayabilme hakkı tanıdı. Atamarımız da İstanbul, Balıkesir, Kars, Kahramanmaraş, Sivas, Muş, Van, Mardin gibi illere yerleştiler. Ancak çok büyük nüfus kaybına uğradılar. Göç eden 5 bin kişilik kafileden ancak bin kişi sağ kaldı. Hastalıktan, yoksulluktan halk öldü.

-Dedeniz size hangi anıları anlattı peki?
Göç sırasında Kahramanmaraş’ta kafiledeki bir Çeçen kadın, doğumdan ötürü çok rahatsızlanıyor. Doğumdan sonra daha da kötüleşiyor. Diğerleri, “Biraz daha bekleyelim” diyor. O sırada kış geliyor. Koşullar zorlaşıyor. Orada konaklamak zorunda geliyor. İlkbaharı da gördüklerinde Kafkasları anımsattığı için bölgeye yerleşiyor. Ağaçlardan dolayı da ‘Çardak’ diyorlar. Tüm dünyada en büyük Çeçen köyü olarak Çardak kasabası geçiyor.

-Nüfusu nedir kasabanın?
Tabii ki, daha sonraları özellikle eğitim dolayısıyla kasabadan göçler gerçekleşmiş. Şu anda Çardak’ın nüfusu 5 binin üzerinde. Çeçenler, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda bile çok aktif rol oynamışlar. Özellikle Kahramanmaraş ve Gaziantep’in kurtuluşlarında yer almışlardır. Hatta Anneannemin dedesi Milis Mülazım Mirza Bey, Kurtuluş Savaşı’nda önemli başarılara imza atmıştır. Çardak’ta yaşayan bir aile büyüğümüze Kahramanmaraş’ın kurtuluşunda yeraldığı için Mustafa Kemal Atatürk, bizzat madalya ile ödüllendirmiştir. Çeçenistan’daki savaştan dolayı bölgeden Türkiye’ye mülteci olarak gelen ailelerle birlikte İstanbul’da Çeçen nüfusu son yıllarda artmıştır. İstanbul’da bilinen üç yerde- Kadıköy/Fenerbahçe, Ümraniye, Beykoz- toplu mülteci kampları var.

Barış Güvercini Bekliyorlar

İnguş Halk Kongresi, İnguşistan Cumhuriyeti adında ayrı bir devlet kurulması ve Rusya Federasyonu içinde kalınması doğrultusunda bir karar aldı. Ve İnguş Cumhuriyeti kuruldu. Yeni kurulan bir devlette görülebilecek olağan farklılaşmalar dışında Çeçenistan’da önemli kutuplaşma görülmedi. Muhalefet ile yönetim arasında çatışmalar görülmüyordu. 1994 başlarında iki önemli olay, daha sonraki gelişmeleri etkiledi. Çeçenistan Devlet Başkanı Cohar Dudayev, değişik vesilelerle Rusya ile aralarındaki ilişkilere politik bir çözüm bulunması için görüşmalar yapılmasını, petrol boru hatlarının ve demiryolunun ortak işletilmesini önerdi. Bu doğrultuda bazı görüşmeler yapıldı. Fakat Çeçenistan’ın Rusya’nın anayasal bir parçası olması ve Rusya-Tataristan arasındaki antlaşmanın görüşmelere temel alınması yönündeki taleplar yüzünden bu görüşmelerden bir sonuç alınamadı.

Gülçin Günay

Tercüman Gazetesi/23.04.2008



Bir yanıt bırakın!

Aşağıya bir yorum ekleyin veya kendi sitenizden trackback yapın. İsterseniz RSS ile de yorumları takip edebilirsiniz.

Yorum yazmadan önce lütfen kuralları okuyunuz...

500 karakter kaldı.

Yorum yaparken kullanabileceğiniz etiketler:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Bu sitede Gravatar kullanabilirsiniz. Ayrıntılı bilgi ve üyelik için Gravatar sitesini ziyaret ediniz.