Waynakh Online

Top Menu

  • Arşiv Belgeleri
  • Çeçen Kültürü
  • Duyurular
  • Galeri
  • Mp3
  • Şarkı Sözleri
  • Video

Main Menu

  • Ana Sayfa
  • ÇEÇENLER
    • Çeçenler ve Çeçenya
    • ÜNLÜ ÇEÇENLER
  • ÇEÇENİSTAN
  • ÇEÇEN DİLİ
  • Haberler
  • Çeviriler – Makaleler
  • Röportajlar
  • Arşiv Belgeleri
  • Çeçen Kültürü
  • Duyurular
  • Galeri
  • Mp3
  • Şarkı Sözleri
  • Video

logo

Waynakh Online

  • Ana Sayfa
  • ÇEÇENLER
    • Çeçenler ve Çeçenya
    • ÜNLÜ ÇEÇENLER
  • ÇEÇENİSTAN
  • ÇEÇEN DİLİ
  • Haberler
  • Çeviriler – Makaleler
  • Röportajlar
  • Kadırov’un Yolu mu, Moskova’nın Güzergâhı mı?

  • Kadırov’un Spor Diplomasisi ve Hibrit İstihbarat Hücreleri Raporu

  • Albay Timirbulatov Esir Tutulduğu Hapishanede Hakk’a Yürüdü

  • Kan Üzerine Yükselen Gökdelenler

  • Bağımsızlık Gününde Kanlı Plan: Hedefte Çeçen Lider Vardı

  • Kılıç Haber Verdi Diye Duruş Yıkılır mı?

  • Hafıza Kiralanamaz: Çeçen Diasporasının Bağımsızlık Sınavı

  • Siyah Gömlekliler, Parmak Sallayanlar ve Vicdanımız

  • Kadir Mahir Damatlar’dan Tarihi İkaz: Yazıcıoğlu’nun Mirası Kadirov’a Yem Edilemez!

  • Özgür Kurt’tan Sadık Köpeğe: Bir Siyasi Tutum Değişikliğinin Ahlaki Muhasebesi

Haberler
Home›Haberler›Müsbet Hareket Maskeli İtaat Kültürü

Müsbet Hareket Maskeli İtaat Kültürü

By admin
18 Haziran 2026
90
0
Share:

Anavatandaki yargısız infazları, işlenen çeşitli suçları, kökleşmiş idari seyyiatı, kurumları kemiren yapısal çürümeyi ve artık kronik bir hal alan adaletsizlikleri dile getirdiğimiz her seferde, tepemize “muhali talep ediyorsunuz” sopasıyla vurulması tam bir fecaattir. Bu sığ mantığın fikri hezeyanlarına bakalırsa, Türkiye’deki Çeçen-İnguş diasporasının ekseriyası rasyonaliteden kopuk, hayal aleminde yaşayan ve ütopik bir mükemmeliyet peşinde koşan bir kitleden oluşmaktadır. Hayır, kimse kusura bakmasın, bu hafife alma ve yaftalama kurnazlığı karşısında susacak değiliz. Gerçek, bir avuç okuyucusu olan internet sitelerinden dikte edildiği gibi elitist bir basitlikte falan da değildir. 

Rus işgalinin gölgesinde, doğrudan Kremlin’in eliyle koltuklarına oturtulmuş nominal kukla bir rejim bugün Çeçenya’da hüküm sürmektedir. Günübirlik hak ihlallerinin, faili meçhul cinayetlerin ve sistematik terörün sıradan birer haber bülteni maddesine dönüştüğü ancak sahnesi güzelce makyajlanmış bir cehennemden bahsediyoruz aslında. İşte böyle bu coğrafyanın acısını iliklerine kadar hisseden bir diaspora, iddia edildiği gibi gökyüzünde ütopik bir “melek devleti” falan aramıyor elbette; kimse bu kadar saf değil. Türkiye’deki Çeçen-İnguş diasporasının feryadı da talebi de son derece dünyevi, somut ve nettir: yeryüzünün en temel ahlaki ve hukuki normları olan şeffaflık, liyakat ve her şeyin ötesinde hak ve adaletin ikamesidir.

Güzel bir makyaj için ihtiyaç duyulan yeni yollarına ve yeni binalarına baktırıp göz göre göre işlenen haksızlıkları, işgalci Rusya’nın ve onun Çeçenya’daki yerel işbirlikçisi rejiminin imza attığı cürümleri, hatta apaçık savaş suçlarını, “iyilikleri kötülüklerinden fazladır” diyerek sineye çekmeyi öğütlemek tam bir akıl tutulmasıdır. Bu tavır, toplumsal bilinci felç eden, kitleleri dini söylemlerle uyuşturan bir rıza üretme mekanizmasından başka bir şey değildir. Siyaset felsefesi ve hukuk sosyolojisinin kadim tartışmalarından beri biliriz ki, eleştirilmeyen ve denetlenmeyen her güç zamanla mutlaklaşır ve tiranlaşır. Hukukun üstünlüğü ilkesi denilen terim de, tam olarak iktidarın bu azgınlaşma eğilimini dizginlemek ve murakabe etmek için ortaya konulmuştur.  Bir devletin veya yönetimin bekası, onun kusursuzluğunda değil, hesap verilebilirliğinde ve halkın gözündeki ahlaki meşruiyetinde saklıdır. Dolayısıyla, ne uluslararası hukukta ne de maşeri vicdanda hiçbir meşruiyeti bulunmayan işbirlikçi bir yapının günahlarına karşı ses yükseltmek veya yanlışa yanlış diyebilmek yıkıcı bir anarşizm değildir. Aksine bu dik duruş, ortak bir geleceğe duyulan derin bir mesuliyetin, haysiyetli ve onurlu bir varoluşun yegane şartıdır. Kendi insanına zulmeden bir rejime boyun eğerek ne dil, ne kültür, ne din, ne de vatan korunabilir.

Madalyonun diğer yüzünde kullanılan metodoloji ise çok daha vahimdir. Yirmibirinci yüzyılın küresel dinamiklerini ve Rus işgaline karşı yürütülen o tarihsel haklı davayı alıp yüzyıl öncesinin cemaatvari dil kodlarına sıkıştırmak tam bir idrak tutulmasıdır. Kimse kusura bakmasın, Kuzey Kafkasya’nın hürriyet davası tarikat literatürünün dar kalıplarına sığmayacak kadar büyüktür. Sosyolojik bir gerçeklik olarak bu diaspora, bir şeyhin eteğine tutunmuş edilgen bir müritler topluluğu değildir. Aksine rasyonel, çok sesli ve modern bir sivil toplum aktörüdür. Rus işbirlikçisi rejimin işlediği günahları örtbas etmek adına, o çok sevdikleri “müsbet hareket” kavramının arkasına saklanıp mutlak bir eylemsizlik ve itaat vaaz edenler, aslında çok tehlikeli sularda yüzüyorlar. Kamusal alanda hukukun, aklın ve rasyonelliğin yerine ezoterik bir cemaat terminolojisini ikame etmeye yeltenmek, Türkiye’nin yakın tarihinde kripto paralel devlet yapılanmalarının sızma aşamalarında kullandığı “görünmezlik ve mutlak itaat” doktrini ile korkutucu bir benzerlik taşımaktadır. En ufak bir haklı eleştiriyi bile “bozgunculuk” veya “meylü’t-tahrib” diyerek bastırmaya çalışan bu kapalı devre akıl, sivil alanı cemaatleştirerek pasifleştirmenin ve işbirlikçi rejimi meşrulaştırmanın peşindedir. Bu söylem, işgal gerçeğini ve bugün Ramzan Kadirov eliyle sürdürülen işbirlikçi rejiminin işlediği suçları perdelemek isteyen gizli ajandaların en elverişli sığınağından başka bir şey değildir.

Siyaset felsefesinin şu yalın gerçeğini aklımızdan çıkarmamız gerekir: Tahakküm, her zaman postallarla ya da kaba kuvvetle kapımıza dayanmaz; çoğu zaman rıza üreten, kutsallık atfedilmiş kelimelerin arkasına gizlenerek hayatımıza sızar. Hüsnüniyetle kaleme alındığı iddia edilse bile, bugünün sosyo-politik konjonktüründe, diaspora gibi varoluşsal bir meseleyi cemaat liderlerinin yüz yıllık atıflarıyla münakaşa etmeye kalkışmak tam bir acziyettir. Hele ki, Rus işgaline ve o işgalcilerin Grozny’de kurduğu kukla rejime karşı yükselen en meşru, en hukuki talepleri dile getiren insanları “ahlak bekçisi” ya da “muhali talep eden hayalperestler” olarak itham etmek, trajikomik bir çarpıtmadır.  Bu sığ bakış açısı, aslında bize çok tanıdık bir illüzyonu gösteriyor. Şeffaflıktan, hesap verebilirlikten ve rasyonel bir denetimden köşe bucak kaçmak için “birlik ve beraberlik” kılıfına sığınan kimi tanınmış simalar, sahnede barış güvercini rolü oynarken, arka planda işgal altındaki memleketin iç çürümelerini gizlemeye çalışıyorlar. Kutsal kavramları kalkan yaparak, Kremlin patentli o statükonun gönüllü muhafızlığına soyunuyorlar. Kimse kimseyi kandırmasın; işbirlikçi bir zulüm rejimiyle birlik olmayı savunmak, mazlumun değil, zalimin safında hizalanmaktır. Oysa ki referans verdikleri de, dinimiz de açıkca zalimle birlik olunmaz demektedir.

Netice itibarıyla, Türkiye’deki Çeçen-İnguş diasporasının geleceği; maziye gömülmüş bir cemaat diliyle, dogmalarla ya da iradeyi felç eden o edilgen itaat kültürüyle şekillendirilemez. Bu topluluğun acil ve hayati ihtiyacı kutsal metinlerin, dini şahsiyetlerin veya asırlık menkıbelerin arkasına saklanarak Grozny’deki kukla yönetime, Kremlin’in dayatmalarına ve pervasız Rus işgaline meşruiyet devşirmek değildir. Aksine; evrensel hukuk, şeffaflık, liyakat ve aklın rehberliğinde yükselen, kendi siyasi iradesine sonuna kadar sahip çıkan rasyonel ve dik bir duruş sergileyebilmektir. Bu diaspora, Kafkasya’nın kadim hürriyet ruhunu korumak istiyorsa, önündeki tek yol budur. Kendi dilini, dinini ve kültürünü, hiçbir şefe, hiçbir cemaat yapısına ve hiçbir işgalci odağa biat etmeksizin hür bir şekilde korumak, geliştirmek ve özgürce yaşatmak zorundadır. Unutmayalım teslimiyetçi dini argümanlarla geleceğimizi kuramayız; gelecek ancak hakkını aramaktan korkmayan, ahlaki değerlerini yitirmemiş şerefli bir sivil iradenin eliyle şekillendirilebilir.

Boj Muhammed

Previous Article

Diaspora ve Anavatan Diyalektiği: Hafıza, Meşruiyet ve ...

Next Article

Hakikat Arayışı Dayatma Değil, Hafızanın İtirazıdır

Share:

Related articles More from author

  • Haberler

    İnsan Hakları Organizasyonlarından Natalya Estemirova için Ortak Açıklama

    14 Temmuz 2010
    By Vainakh
  • Haberler

    Uluslararası Toplum Çeçenya ve İnguşetya’nın Bağımsızlığını Tanımalı

    24 Ekim 2009
    By Vainakh
  • Haberler

    Maskhadov’ un Şehadetinin İkinci Yıldönümü

    08 Mart 2007
    By admin
  • Haberler

    Sürgün’ ün Soykırımın 65.Yılı

    23 Şubat 2009
    By admin
  • Haberler

    Çeçenya’dan AİHM’ye Yüzün Üzerinde Yeni Başvuru

    23 Aralık 2009
    By Vainakh
  • Haberler

    Çeçen Mültecilerden Sürgünün Yıldönümü Nedeniyle Mesaj

    24 Şubat 2008
    By admin

Leave a reply

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

  • Haberler

    Kaçırılan Çeçen Genç Militan İlan Edildi

  • Haberler

    Rasul Dzhukaev Dünya Şampiyonasında Gümüş Madalya Kazandı

  • Haberler

    Estemirova Cinayeti Soruşturması Baskı Altında

Arşivler

Kategoriler

Çeviriler & Makaleler

Çeviriler - Makaleler

Medet Medet!..

  • Türkiye’deki Çeçen Temsilciye Yönelik Suikast Rusya’yı İşaret Ediyor

    By Vainakh
    07 Haziran 2013

Röportajlar

Röportajlar

Akhmed Zakayev: “Medet Önlü Yeri Doldurulamayacak Bir Kayıp!”

  • Benoit Desjardins: “Bu film özgürlüğün marşı!..”

    By Vainakh
    05 Mart 2014

Logolarımız

      

Waynakh Online

2000 yılından bu yana Çeçen tarihini, kültürünü ve güncel gelişmeleri paylaşan bağımsız internet sitesi ve dijital arşiv.


                        

Son Paylaşımlar

  • Kadırov’un Yolu mu, Moskova’nın Güzergâhı mı?
  • Kadırov’un Spor Diplomasisi ve Hibrit İstihbarat Hücreleri Raporu
  • Albay Timirbulatov Esir Tutulduğu Hapishanede Hakk’a Yürüdü
  • Kan Üzerine Yükselen Gökdelenler
  • Bağımsızlık Gününde Kanlı Plan: Hedefte Çeçen Lider Vardı
  • Kılıç Haber Verdi Diye Duruş Yıkılır mı?
  • Hafıza Kiralanamaz: Çeçen Diasporasının Bağımsızlık Sınavı
  • Siyah Gömlekliler, Parmak Sallayanlar ve Vicdanımız

Son Yorumlar

  • Kadir Mahir Damatlar’dan Tarihi İkaz: Yazıcıoğlu’nun Mirası Kadirov’a Yem Edilemez! için Şakir yılmaz
  • Emin Olunmayan Köprü, Vebale Götürür için Martan Galayev
  • Diaspora ve Anavatan Diyalektiği: Hafıza, Meşruiyet ve Sorumluluk için Derya
  • Diaspora ve Anavatan Diyalektiği: Hafıza, Meşruiyet ve Sorumluluk için Zelimhan
  • Gelayev’ in Şehadetinin 4. Yıldönümü için Zafer
  • Çeçen Gençlerden Çeçen Muhacirlere Yardım Çağrısı! için Josef Friedrich Wilhelm von Adenauland
2000-2026 © Waynakh Online | Powered by Chechen Media