Arşiv Belgeleri

Tozlanmış raflardaki Arşiv Belgeleri…

Çeçen Kültürü

Çeçen Dili ve Folkloru, Halk Dansları, Efsaneler, Öykü ve Masallar ile çeşitli kültürel bilgiler…

Çeviriler – Makaleler

Çeşitli Çeviri ve Makaleler…

Röportajlar

Ekibimizce Yapılmış Çeşitli Röportajlar…

Şarkı Sözleri

Sevdiğiniz Çeçence şarkıların sözlerine buradan ulaşabilir, dinleyebilir ve indirebilirsiniz.

Ana Sayfa » Haberler

Zakaev: “Çeçenya’da Bombardımanlar Korku ve Baskı Rejimiyle Yer Değiştirdi”

Bu yazı 11 Haziran 2009 Perşembe  tarihinde yazıldı. Şimdiye kadar 2.309 defa okundu.. Yorum Yok
Zakaev: “Çeçenya’da Bombardımanlar Korku ve Baskı Rejimiyle Yer Değiştirdi”

Daha önce sitemizde duyurduğumuz üzere Çeçen Cumhuriyeti İçkerya eski Dışişleri Bakanı Akhmad Zakaev’in Çeçenya Barış Forumu ve Henry Jackson Topluluğu tarafından organize edilen “Rusya’da Bir Yıl: Medvedev’in Demokrasi Karnesi” isimli tartışma oturumunda yaptığı konuşmayı sizlerle paylaşıyoruz.

“Bayanlar ve Baylar!

Konuşmama bu etkinliği organize edenlere teşekkür ederek başlamak istiyorum. Bugün burada sizlere hitap etmek benim için büyük bir onurdur.

Çeçen Cumhuriyeti’nde son on yılda yaşananlar, tüm dünya siyasetçileri, insan hakları uluslararası örgütleri ve insan hakları aktivistleri için bir sınavdı.

Hiç bir suçu olmayan 200 bin’den fazla insanının iki acımasız kanlı savaşta hayatını kaybettiği olayları artık biliyorsunuz. Ama Rusya’nın insan hakları anlaşmaları ve deklarasyonları ihlaline rağmen uluslararası toplumun bu durumu görmezden gelmesi Çeçen halkına yönelik mücadelenin hiçbir uluslararası müdahale olmadan devam ettiğinin acı bir göstergesidir.

Geçtiğimiz ay Dmitri Medvedev FSB’ye Çeçenya’daki sözde sona erdirilmesi talimatını verdi. Bu, tahmini yüz bin cana mal olup Çeçen şehirlerini harabeye çevirip yok eden, neredeyse on yıl sürüp Çeçenya’ya karşı girişilen ikinci Rus savaşını resmi olarak sona erdirmektedir. Çeçenler bu iki savaş sırasında 200,000 can kaybetti ve 130,000 kişi de Batı Avrupa’ya politik sığınma amaçlı olarak kaçtı. Çeçenya’daki savaşlardan önce 380,000 civarında olan Rus nüfusu şimdilerde birkaç bin kaldı. Tahmini 40,000 Rus vatandaşı Rus askerleri tarafından öldürüldü ve geriye kalanlar da Rusya’ya kaçtı. Savaş, Medvedev tarafından yapılan son açıklamalara rağmen devam etmektedir. Barış sadece istenilerek elde edilemez.  Çeçenya Kremlin’in demir yumruğunun altındadır ve Çeçenler adalet arayabilecekleri ya da konuşma özgürlüklerini kullanarak temel haklarını ifade edecekleri herhangi bir yolları olmaksızın her gün korku ve baskıya maruz kalmaktadır. Cumhuriyet, Moskova’nın dayattığı ve Çeçenler tarafından asla seçilmemiş kukla bir cumhurbaşkanı olan Ramzan Kadirov tarafından yönetilmektedir.

Barış ve özgürlük, işgal ve kontrol altında gerçek olamaz. Çeçenya’nın şimdi ihtiyaç duyduğu şey uluslararası gözlemciler tarafından uygun bir şekilde denetlenecek olan özgür ve adil bir seçimdir. Gerçek ve kalıcı bir barış ancak Çeçenler özgürce kendi hükümetlerini seçtiklerinde elde edilebilir.

Batı gözünü kör edip savaşın bittiğini düşünmek yerine bu konuda yapması gereken kimi sorumlulukları vardır. Ve bunun temelleri medeni toplum kavramında saklı olan temel insan haklarıdır.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 1514 sayılı kararının ikinci fıkrası, bütün insanların kendilerini özgürce ifade etme haklarına sahip olduklarını ifade etmektedir; bu hakka dayanarak bütün insanlar politik görüşlerini özgürce belirler, özgürce kendi ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmelerini yürütür ve kendi bağımsız ülkelerine sahip olmak için yasal haklara sahiptirler.

Birleşmiş Milletler ‘’Koruma Yükümlülüğü’’ kararını 2005’te kabul etti. Bu belge, aynı ülke sınırları içersinde bulunan azınlıklar çoğunluklar ya da hükümetler tarafından baskı veya korku altında tutulduğunda uluslararası topluluğa müdahale etme sorumluluk ve yükümlülüğünü açıkça vermektedir. ‘’İç sorun’’ olduğundan ülke içi çatışmalar artık müdahale dışı bırakılamaz. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi insan hakları konvansiyonlarının aynı konuya yönelik taahhütleri vardır.

Maalesef konu Çeçenya olduğunda, bazı Rus insan hakları savunucuları ve birçok Batılı politikacı şehir ve köylerin yaygın bombardımanının, etnik temizliğin, etnik ve din ayrımcılığa dayalı yasadışı infazların, insan kaçırma ve işkencelerin ‘’Rusya Devleti’nin bir iç meselesi’’ olduğunu düşünmüşlerdir. Fakat nasıl oluyor da toplu cinayetler ve işkenceler ‘’infazcıların bir iç meselesi’’ oluyor? Çeçen halkına karşı yapılan bu insan hakları ihlalleri geçekten de ‘’Rusya’nın bir iç meselesi’’ olarak görülebilir mi? Ben bunu tamamen kabul edilemez olarak görüyorum.

Çeçen halkının 1944’deki Sibirya ve Kazakistan’a sürgün edilişini – ki bu sürgün 1957’deki geri dönüşte Çeçen halkının yarısından fazlasının canına mal olmuştur –  muhtemelen biliyorsunuzdur. Avrupa Parlamentosu sürgünü 2004’te kınayarak bu sürgünü bir soykırım olarak kabul etti. Fakat bu, Çeçen halkının tarihindeki tek trajik sayfa değildi.  Geçen 15 yıl süresince Çeçenlerin Çeçenya ve Rusya’da işkencelere maruz kaldığı bir ortam karşısında geçmişte olan bu korku ve suçlar hakkında konuşmak açıkçası mümkün değildir. Bugün bile 20,000’den fazla Çeçenya vatandaşı Rusya’daki toplama kamplarda dehşet verici şartlarda tutulmaktadır ve pek çok Rus insan hakları savunucusunun ifade ettiğine göre bu tutuklular etnik ayrımcılığa dayalı tüyler ürpertici işkence ve aşağılamalara maruz kalmaktadırlar.

Kanımca, Çeçen halkına karşı Stalin aracılığıyla Sovyet Rusya tarafından işlenen suçlar ile Yeltsin, Putin ve Medvedev aracılığıyla ‘demokratik’ denilen Rusya tarafından işlenmiş ve hala işlenmekte olan suçlar arasında çok sayıda benzerlik var. Aynı zamanda emperyalist küstahlıkla kavrulmuş olan Rusya liderliğinin, politikacılarının ve ordusunun, Çeçen halkına karşı kendi zalim ve barbar tutumlarını gizlemeye bile çalışmadıklarına dikkatinizi çekmek istiyorum. Böylece Yeltsin, Başbakanı olarak Putin’i 1999’da tanıtırken Rusya’nın Çeçenlere karşı yürüttüğü politikalarıyla Nazi Almanya’sının Yahudilere karşı yürüttüğü politikaları arasında açıkça kasıtlı olarak karşılaştırmalar yaparak ‘’Çeçen meselesinde gelinen son çözüm’’den bahsetti. 2000 yılının baharında Çeçen meselesi hakkında konuşurken, Rusya’nın eski Başbakanı Victor Chernomyrdin, Putin’in Stalin’in bizzat başaramadığı şeyi tamamlamayı üstlendiğini söyledi. Chernomyrdin’in sözlerine göre Çeçenlerin toplu sürgünleri ve nüfuslarının yarısını imha etmek Çeçen meselesinin kesin çözümü anlamına gelmezse, Rusya hükümetinin oyun planının gerçekte ne olduğunu herkes anlayabilir.

Uygulanan vahşi politikanın kapsamı, Çeçenya’da askeri operasyonları yöneten üç Rus general olan Kazantsev, Troshev ve Shamanov tarafından net bir şekilde açıklanmıştır. Çeçenya’ya müdahale amaçlarının ‘acımasız teröristleri yok etmek’ olduğunu açıkça belirterek televizyon kameraları karşısına geçip kamuoyuna şu açıklamayı yaptılar: “Diğerlerine ders olsun diye halka açık bir yerde asılmalıdırlar”  (General Kazantsev); “10 yaşından itibaren tüm Çeçen erkekleri teröristtir” (General Troshev); “Çeçen teröristlerin karıları, kız kardeşleri ve anneleri de teröristlerdir,” (General Shamanov).

Çeçenya’yı kan gölüne çeviren bu cani generallerin bu ifadelerine ‘demokrat’ denilen Rusların tepkisi ne oldu peki? Şubat 2000’de harabeye dönmüş olan Grozny bir tarafta dururken, halk arasında en tanınmış  kişilerden biri olan Anatoliy Chubias, Rus insan hakları savunucularından Çeçenya’daki soykırımdan dolayı Rus ordusuna yönelik eleştirilerini durdurmaları teşvikinde bulundu; çünkü ona göre: “Rus ordusunun gururu  Çeçenya’da yeniden doğdu”. Rus politikacılar ve generaller tarafından söylenen bu ifadeler herhangi bir yerde herhangi bir kişi tarafından daha dikkate alınmadan, Rusya’nın “yeniden doğmuş” olan ordusunun Gürcistan’a yönelik saldırısına ve 2008’in Ağustos ayında toprağının bir parçasını işgal etmesine hepimiz şahit olduk.

Bir Çeçen olarak, sivil toplumun temelleri olan “demokrasi, özgürlükler, insan hakları ve yasanın üstünlüğünü”nün yok edilerek küçük bir millete karşı yapılacak herhangi bir terör kampanyasının çok büyük bir etkinlik alanının olacağına size ilk elden tanıklık edebilirim.

Rusya, politik bir çatışma olarak başlayan ve 15 yıllık girişimlerle devam eden Rus – Çeçen çatışmasını güç kullanarak çözmeye çalışarak bu çatışmayı sadece daha da berbat etmeyi başardı. Rus imparatorluğu tarihinde birçok etnik cumhuriyetin Rusya devletinin bir parçası olmak için isteyerek imza attığı ilk antlaşma olan 1992 tarihli Federasyon Antlaşması bizzat Rusya tarafından tamamen ve tek taraflı olarak ihlal edilmiştir. Önce Rusya’nın antlaşmayı asla imzalamayan ve işgal edilen Çeçenya’nın statüsünü antlaşmayı imzalayan cumhuriyetlerin statüsü gibi yapma girişimi var.  Sonra son birkaç yılda Rus liderliği bu etnik cumhuriyetlerin kendi sivil ve dini haklarından faydalanmalarını koloni fetihlerindeki en iyi geleneklerinde olduğu gibi reddetti. Bugün etnik cumhuriyetler kendi liderlerini seçme haklarından yoksunlar, kendi dinlerini seçme hakları yok ve kendi alfabelerini bile seçecek hakları yok.

Batı’nın Rus devlet başkanı Medvedev’den kamuoyunda dile getirdiği beklentilerinin herhangi bir temeli olmadığı kanıtlandı ve bu şimdilerde genel bir kanı olarak kabul görmektedir. Küçük bir millete karşı girişilen terör kampanyasının hiç bir pozitif sonucu olamaz. Onuncu yılına giren Çeçeny’ya yönelik cani bir savaşın tahmin edilebilir sonuçları konuşma özgürlüğü, özel ticari faaliyet özgürlüğü ve azınlıklar dinleri özgürlüğü de dâhil olmak üzere Rusya’daki demokratik özgürlüklerin kısıtlanmasıdır. Bunun yerine, politik olarak ortaya çıkan cinayet davaları, sivil hak kuruluşlarının sindirilmesi, vatandaşların seçim haklarına saygı duyulmaması, git gide güçlenen faşizm ve komşu ülkelerin iç meselelerine çokça müdahale edilmesi daha çok göz önüne çıkmıştır. Benim görüşüme göre Çeçenya ve Kuzey Kafkasya’daki şiddet yalnızca yeni bir politik uzlaşma ile durdurulabilir. Her şeyin eskine tekrar döndüğü propagandasını içeren haber bültenlerini görmüş olabilirsiniz; fakat bu, gerçeklerden çok uzaktır. Ziyaretler, daha doğrusu yeni modern havaalanını ve Grozny’deki geniş inşaat programının gösterisini yapmak üzere özel olarak düzenlenmiş “barış safarileri” Batılı gazeteciler ve liderler için ayarlanmıştır. Kremlin orada şimdi barış ve istikrar olduğunu iddia ediyor; fakat Çeçenler için gerçek şudur ki geniş bombardıman korku ve baskı rejimiyle yer değiştirmiştir.

Özellikle Çeçenya için, barış ve insan hakları en son 12 yıl önce yapılmış olan bağımsız ve adil seçimlerin aracılığıyla Çeçenya’ya özgür ifade hakkının tanınmasıyla başarılabileceğine inanıyorum. Bu salondaki herkes uluslararası topluluğun tüm insanların acılarına son vermek için gerçek bir politik uzlaşmayı müzakere edecek hamleyi yapmada liderlik etmeliyiz. Politik irade eksikliğinden Avrupalı insanların kurban edilmesinin kesinlikle bir özrü yoktur. Çeçenya’da gerçek bir barış oradaki insan hakları durumunu düzeltecek, Kuzey Kafkasya’da jeopolitik duruma istikrar getirecektir ve Rusya’da ise demokrasiyi güçlendirecektir. Çeçenler, Ruslar ve uluslararası toplum – buna hepimizin ihtiyacı var!

İlginiz için teşekkür ederim.” 2 Haziran 2009/Londra

Akhmad Zakaev



Bir yanıt bırakın!

Aşağıya bir yorum ekleyin veya kendi sitenizden trackback yapın. İsterseniz RSS ile de yorumları takip edebilirsiniz.

Yorum yazmadan önce lütfen kuralları okuyunuz...

500 karakter kaldı.

Yorum yaparken kullanabileceğiniz etiketler:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Bu sitede Gravatar kullanabilirsiniz. Ayrıntılı bilgi ve üyelik için Gravatar sitesini ziyaret ediniz.