Arşiv Belgeleri

Tozlanmış raflardaki Arşiv Belgeleri…

Çeçen Kültürü

Çeçen Dili ve Folkloru, Halk Dansları, Efsaneler, Öykü ve Masallar ile çeşitli kültürel bilgiler…

Çeviriler – Makaleler

Çeşitli Çeviri ve Makaleler…

Röportajlar

Ekibimizce Yapılmış Çeşitli Röportajlar…

Şarkı Sözleri

Sevdiğiniz Çeçence şarkıların sözlerine buradan ulaşabilir, dinleyebilir ve indirebilirsiniz.

Ana Sayfa » Çeviriler - Makaleler

Kayıpların Yakınları Moskova’nın Kirli Savaşını Suçluyor

Bu yazı 10 Ocak 2010 Pazar  tarihinde yazıldı. Şimdiye kadar 5.206 defa okundu.. 1 Yorum
Kayıpların Yakınları Moskova’nın Kirli Savaşını Suçluyor

Aliskhan Pliyev, bir sonbahar günü öğleden sonra kız arkadaşıyla telefonda konuşurken evlerine baskın yapan iki düzine üniformalı ve silahlı kişi tarafından zorla alınarak bilinmeyen bir yere götürüldü.

Otuz yaşındaki inşaat işçisi Aliskhan’ın üç kız kardeşi çığlıklar içerisinde yabancılardan erkek kardeşlerinin nereye götürüldüğünü öğrenmek istedi. Pliyev zırhlı personel taşıyıcısı eşliğindeki otomobiller ve minibüslerden oluşan konvoyla götürülmeden önce, siyah maskeli adamlardan bir adam “Sizi ilgilendirmez!” diye bağırdı. Aliskhan’dan o günden bu yana haber alınamadı.

Onbeş yıldır devam eden çatışma ortamı nedeniyle kanayan bölgede, geçtiğimiz aylarda yaşanan Pliyev’in kaçırılması olayına ilişkin İnguşetya’daki yetkililerin hiçbir bilgiye sahip olmadıklarını söylemesi öfke ve ıztıraba neden oluyor.

Ancak İnguşetya’nın en büyük kentinin kenar mahallelerinde yaşanan bu olay, insan hakları aktivistlerinin adlandırdığı gibi Rusya’nın “devlet terörizmi politikası”nın, Asya ve Avrupa’nın stratejik bir kavşağı olan Kuzey Kafkasya’daki ayrılıkçı Müslümanlara yönelik sürdürülen gizli bir savaşın işaretlerini ortaya koyuyor.

Aktivistlerin söylediğine göre, savaştaki ana taktik, Rus askeri ve polis güçlerinin yoğun devriyelerinin olduğu alanlarda dahi özgürce hareket edebilen maskeli haydutlarca gençlerin evlerinden ya da sokaklardan pişkince kaçırılması – cebren ortadan kaybedilmeleri. Kuvvet kullanarak kaçırma olayları, militanların polislere ve yetkililere dönük intihar bombalamaları, suikastleri ve pusularındaki ani artışı takip ederek geçtiğimiz yıl iki kat çoğaldı.

Kaçırılanlar içerisinde şanslı olanlar acımasızca sorguya çekildikten sonra serbest bırakıldı. Bazılarının cesetleri, cansız bedenlerinin üzerlerindeki işkence izleri ile bulundu. Diğerlerinin aileleri ise bir babanın, kardeşin ya da oğlun akıbetini hiç öğrenememiş olmanın ızdırabına göğüs germeye çalışıyor.

Buna rağmen eleştirmenler, adam kaçırma olaylarının Rusya’nın güney sınırında tansiyonu düşürmek yerine arttırdığını ifade ediyor.

Bazı uzmanlar ise, son kaçırma olaylarının yarattığı öfkenin, yakınlarının beş yıl süren bir sessizliğinin ardından dünyanın en büyük petrol ve doğalgaz rezervlerini, dünyanın en geniş nükleer cephaneliklerinden birisini barındıran bir ülke olan Rusya’da bir dizi terör saldırısına neden olabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.

62 yaşındaki emekli bir Sovyet inşaat müdürü olan Khamatkhan Makhloyev, 20 kadar işaretsiz üniformalı, maskeli askerin geçtiğimiz Ekim ayında sabah saat 4 sularında İnguşetya’nın sessiz bir köyü olan Sleptsovskaya’daki kırmızı tuğlalı evlerine aniden girdiğini anlattı.

Hışımla doğrudan üçüncü kattaki yatak odasına girdiler, küçük oğlu Ibragim’i canice dövdüler ve 27 yaşındaki fabrika işçicisi büyük oğlu Maskhud’u sürükleyip dışarı çıkardılar. O tarihten bu yana Maskhud bir daha görülmedi.

Yemek odasında sıkıntılı bir biçimde oturan yaşlı Makhloyev, Maskhud’un bir militan olmadığından emin olduğunu ve güvenlik güçlerinin “vahşi hayvanlar” gibi davrandığını aktarıyor. Rusya Devlet Başkanı Dmitry Medvedev ile İnguşetya’nın bölgesel Devlet Başkanı Yunusbek Yevkurov’a yaptığı başvuruların da hiçbir işe yaramadığını ifade ediyor.

Yaşlı Makhloyev, yetkililerin acımasız yöntemleriyle “militanları güçlendirdiğini” söylüyor. 55 yaşındaki eşi Aminat, yaşlı adamın hemen yanıbaşında iç çekerek ağlıyor ve sessizce parmaklarını oğlu Ibragim’in kırık kemiklerini gösteren röntgenlerin üzerinde gezdiyor; “Köpekler bile böyle öldürülmez” diyor.

Eve zorla giren adamların, ailenin altı çocuğundan birisi olan Maskhud’u neden götürdükleri açık değil. Ancak babası, baskına katılan çapulcuların ata yadigarı, 19 yy’da emperyal Rus ordusuna karşı Kafkasya’da savaşan gerillaların simgesi olan kuzu yünü astragan bir şapka ile kinjal bıçağına da el koyduklarını söylüyor.

Bir süre sonra evinin karanlık bahçesine geçiyor yaşlı Makhloyev, ayakta etrafı süzerken başını sallıyor, “Umarım birgün burada düğünler de olur, sadece cenazeler değil” diyor.

Rus yetkililer ısrarla güvenlik güçlerinin sistematik hak ihlalleri ile bağlantıları olduğu iddialarını reddediyor. Bunun yerine, yetkililer adam kaçırma ve cinayet olaylarından ötürü militanları suçlayarak, bunların halkı Moskova’ya karşı kışkırtmak için bilinçli provokasyonlar olduğunu söylüyorlar.

Geçtiğimiz Temmuz ayında insan hakları savunucusu Natalya Estemirova’nın komşu Çeçenya’nın başkenti Grozny’de kaçırılarak öldürülmesinden bir gün sonra, Devlet Başkanı Dmitry Medvedev, güvenlik güçlerinin olayla bağlantısı olduğu iddialarını “basit” ve “kabul edilemez” olarak nitelendirmişti.

Medvedev, “Bu kasıtlı bir provokasyon” demişti.

İnsan Hakları İzleme (Human Rights Watch)’nin Moskova ofisinden Alison Gill, Medvedev’in sözlerini, Estemirova’nın zorla kaçırılarak öldürülmesiyle ilgili soruşturma üzerinde “bir set çekmeye” ve yetkilileri bu soruşturma kapsamından uzak tutmaya yönelik bir tavır olarak nitelendiriyor.

İnsan hakları grupları, Kafkasya’daki Müslüman ayrılıkçıların sivillere yönelik saldırılarının sıklıkla dini gerekçeleri olduğunu vurguluyor. Falcılar, fahişeler ve alkol ürünleri satan tüccarlar öldürüldü; bunların yanı sıra bir internet sitesi de okulda kızların başörtüsü takmasını yasaklayan ya da kızlarla erkekleri aynı sıraya oturtan öğretmenler ile okul müdürlerini ölümle tehdit etmişti.

Lakin insan hakları savunucuları hükümeti  insanların kaybolmalarından, yasadışı gözaltına alınmalardan, yargısız infazlardan ve evlerin yakılmasından dolayı da suçluyor. Geçtiğimiz ay Moskova merkezli insan hakları organizasyonu Memorial, “güvenlik güçleri tarafından yürütülen sistematik ve ağır insan hakları ihalleri”ne bir son verilmesi için çağrıda bulundu.

Geçtiğimiz aylarda adam kaçıran haydutların hedefine Estemirova gibi gittikçe daha fazla aktivist girdi; insan hakları savunucuları bu durumun kendilerini sessiz kalmaya zorlayacak bir planının parçası olmasından endişe ediyor. Sovyet sonrası Rusya’nın ayrılıkçılara karşı yürüttüğü iki savaşta Çeçenya ve İnguşetya’da binlerce insan kayboldu, bölgedeki insan hakları ihlallerini izleyen onlarca kişi ya çalışmalarına son verdi ya da bölgeden kaçtı.

Yaşamından endişe ettiği için kimliğinin açıklanmasını istemeyen İnguş bir insan hakları savunucusu konu hakkında konuşurken, “Tüm hak savunucuları bu durumdan rahatsız” diyor. Güvenlik güçlerinin yanına gelerek ölümle tehdit etmesinin ardından, kendisinin de Fransa’ya gitmek için plan yaptığını söylüyor.

Bir polisin kendisine söylediği manidar sözleri aktarıyor: “Özel servislerle birlikteyiz, basit polisler değiliz. Bunu bir düşün.”

2008 yılında Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilen Çeçen insan hakları avukatı Lidya Yusupova, Associated Press’e Estemirova’yı kaçırarak öldüren karanlık adamların hedefinde olabileceğini söylüyor.

Bir arkadaşının Yusupova’ya aktardığına göre, iki şüpheli adam Estemirova öldürülmeden bir gün önce Natalya’nın Grozny’deki apartmanını gözetledi ve komşularına onunla ilgili sorular sordu. Bu sırada Natalya evde değildi.

Yusupova, Moskova’nın merkezindeki bir Çeçen insan hakları grubunun sıkışık ofisinde verdiği röportajda “Bu sadece bir tesadüf olamaz. Belki de bu adamlar tanınmış bazı insan hakları savunucuları götürmek için emir aldılar” dedi.

Aktivistler kaçırılanlardan bazılarının isimlerinin acımasız sorgulamalar neticesinde elde edildiğini söylüyor. Adam kaçıranların hedeflerinde ise genellikle militan olduğundan şüphelenilen ya da militan olduğu bilinen kişilerin akrabaları var.

Bazı olaylarda, ortadan kaybolanların yanlış arkadaşlıkları olduğu, yanlış camiilere gittikleri ya da kuşkuya yol açacak izler taşıdıkları görülüyor: örneğin telefonunun zil sesi olarak kurt uluması kullanmak gibi. Kurt, Kafkasya’da Rus yönetime karşı direnişin sembolüdür.

Aliskhan Pliyev’in hükümetin sağlık kliniğinde çalışan beyaz saçlı tıp teknisyeni annesi Leila Pliyeva, oğlunun kaçırılmasıyla şaşkına döndüğünü ifade ediyor. Oğlu dinci bir militan olmadığı söylüyor, çünkü buradaki pek çok yaşıtı gencin aksine camiiye asla gitmediğini belirtiyor.

Kaçırılma olaylarının pek çoğunda olduğu gibi, polis ve hükümet yetkilileri Leila’ya da oğluna ne olduğuyla ilgili hiçbir fikirleri olmadığını söyledi. Ancak Leila, hükümet güçlerinin oğlunun kaçırılmasından sorumlu olduğundan emin, üzüntü içerisinde “Sadece özel servisler olabilir” diyor.

Oğlunun sonunda serbest bırakılan şanslı kurbanlardan birisi olabileceği düşüncesiyle kendisini kandırmaya çalıştığını söylüyor.

Gözyaşları gözünden süzülürken Leila Pliyeva, “Umudum var. Ancak bizi nasıl bir hale getirdiğini görebiliyor musunuz?” diyor.

10.01.2010

Douglas Birch (The Associated Press)

*Bu makale The Washington Post ve The Forbes tarafından yayınlanmıştır.



1 Yorum »

  • Muhammed Taha dedi:

    Böyle bir haberi sitenize ekleyenlerden Allahü Teala Hazretleri razı olsun. Emperyalist Rusya’nın oyunlarını gözler önüne seren bu siteyi çok beğendim. Yaşasın Büyük Kafkasya! Kahrolsun Emperyalist ve Aşağılık Rusya!

Bir yanıt bırakın!

Aşağıya bir yorum ekleyin veya kendi sitenizden trackback yapın. İsterseniz RSS ile de yorumları takip edebilirsiniz.

Yorum yazmadan önce lütfen kuralları okuyunuz...

500 karakter kaldı.

Yorum yaparken kullanabileceğiniz etiketler:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Bu sitede Gravatar kullanabilirsiniz. Ayrıntılı bilgi ve üyelik için Gravatar sitesini ziyaret ediniz.