Arşiv Belgeleri

Tozlanmış raflardaki Arşiv Belgeleri…

Çeçen Kültürü

Çeçen Dili ve Folkloru, Halk Dansları, Efsaneler, Öykü ve Masallar ile çeşitli kültürel bilgiler…

Çeviriler – Makaleler

Çeşitli Çeviri ve Makaleler…

Röportajlar

Ekibimizce Yapılmış Çeşitli Röportajlar…

Şarkı Sözleri

Sevdiğiniz Çeçence şarkıların sözlerine buradan ulaşabilir, dinleyebilir ve indirebilirsiniz.

Ana Sayfa » Röportajlar

Lidya Yusupova: “Rus Politikacılar Kafkasya’da İşledikleri Suçlardan Ötürü Mutlaka Yargılanacak!”

Bu yazı 16 Ağustos 2010 Pazartesi  tarihinde yazıldı. Şimdiye kadar 3.569 defa okundu.. 1 Yorum
Lidya Yusupova: “Rus Politikacılar Kafkasya’da İşledikleri Suçlardan Ötürü Mutlaka Yargılanacak!”

BBC ve Uluslararası Af Örgütü’nün Çeçenya’da insan haklarını korumaya yönelik çalışmalarından ötürü “Avrupa’nın en cesur kadını” olarak tanımladığı ve 2006 yılı Nobel Barış Ödülü adayı Lidya Yusupova, “Korku sizi asla terk etmeyecek bir yoldaşınızdır” diyor.

Lidya Yusupova, 40’lı yaşlarında bir Çeçen avukat, büyüleyici, çekici, uzun ve öylesine zayıf ki her an kırılacakmış gibi görünen, aslında yorulmak nedir bilmeyen azimli ve çelikten bir kadın. Birinci Rus – Çeçen savaşından (1994-1996) bu yana bir cinayete kurban giden tanınmış Rus gazeteci Anna Politkovskaya ile birlikte çalıştı; 2000 yılında Rus insan hakları organizasyonu “Memorial”in Grozny şubesini kurdu ve 2009 yılı Temmuz ayında kaçırılarak öldürülen insan hakları aktivisti Natalya Estemirova ile birlikte çalıştı.

Dmitry Medvedev’in Natalya Estemirova’nın katilinin kimliğinin tespit edildiğiyle ilgili açıklaması hakkında ne düşündüğünü sorduğumda, Lidya bana alaycı ve gizemli bir gülümsemeyle yanıt veriyor. Ardından başını iki yana sallayarak Estemirova’nın öldürülmesinden üç gün önce kimliği belirsiz bazı Rus ajanların içeride olmadığı bir sırada onun evine girdiğini anlatıyor. Lidya ajanların ne istediğini asla öğrenemedi, zira ajanlar henüz bir daha geri gelmediler. Ama Lidya bu durumdan endişelenmiyor, Çeçenya’daki katliamlar içerisinde uzun yıllar geçirdikten sonra tehlikenin ortasında yaşamaya alışmış durumda.

Lidya kendisi hakkında konuşmayı sevmiyor. Ama ısrarlarım karşısında boyun eğiyor 1940 yılında Stalin’in emriyle sürgüne gönderilen Kafkasyalıların trajik hikayesiyle bağlantılı ailesinin hikayesinden bahsediyor biraz. Babası bir Çeçen, annesi ise Karaçay-Çerkes’ten olan Lidya’nın ebeveynleri sürgünde anavatanlarından uzaktaki soğuk topraklarda tanışmış. Bir sürgünzede olan dayısı ayrıca Sibirya’da hapsedilmiş ama Sovyet gulaglarının en kötüsü olan Kolyma’dan kaçmayı başarmış ve Karaçay-Çerkes’in yüksek dağlarında Stalin karşıtı bir grupla yaşamış. Lidya’nın başarılı yaşamı, biraz tatsız başlamış aslında. Annesinin ölümü üzerine daha 12 yaşında olan halası kimsesiz kalan küçük yeğenini yaşatma isteğiyle Lidya’ya sahip çıkmış. Lidya’nın genç bir polis memuru olan erkek kardeşi 1994 yılında savaş başlamadan kısa bir süre önce öldürülmüş. Savaş üvey annesini yani halasını da derinden vurmuş, halası üç oğlunu çatışmalarda kaybetmiş. Birinci Rus-Çeçen savaşı sırasında (1994-1996) Lidya cesaretle ve azimle sivillerin haklarını korumak için ölüm nehrinin ortasında mücadele etmiş, yaralanmış ve kaçırılmış. Putin’in emri üzerine başlayan daha yıkıcı ikinci Rus-Çeçen savaşının ilk günlerinde şiddetin kurbanlarına yardım etmek için “Memorial”in Grozny temsilciliğini kurmuş. Onbinlerce sivilin öldürüldüğü, işkence gördüğü ve kaçırıldığı trajik katliamlara tanıklık etmiş. Şimdilerde Moskova’daki küçük bir apartman dairesinde yaşıyor, Hukuk Fakültesi’nde derslere giriyor ve bazı gazeteler için yazıyor. Ruhlarınızda derin izler bırakabilecek binlerce trajik hikayeyi bilen yalnız bir bayan o ve sadece diğer masum sivilleri kurtarabilmek adına yaşıyor.

Kısa bir süre için yoğun çalışma programını bölüyorum ve o da sorularıma cevap vermeye başlıyor:

-Kafkas halkları önce Çarlardan ardından da Stalin’den dolayı pek çok zulüm, sürgün ve şiddet gördü. Tarihin geçmişindeki bu olayların Çeçenya ve İnguşetya’daki son çatışmalara etkisi nedir?

-Kafkasya’da insanlar hiçbir şeyi unutmuyor, hafızalarından hiçbir şeyi silmiyorlar. Ancak maalesef Kafkasya’nın insanları geçmişten bir şeyler öğrenmiyor, herhangi bir ders almıyorlar; işte bu nedenle aynı hataları tekrar ve tekrar yineliyorlar. Aslında her şey geçmişle yakından ilintili, bugün yaşanılanlar farklı renkte gibi görünse de gerçekte her zaman aynıydı.

-İnsan hakları organizasyonları yıllardır Çeçenya ve İnguşetya’da devam eden sivil hak ihlallerini kınıyor ve hatta Strasbourg’daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne bile başvuruda bulundular. Ayrıca aynı Rus hükümet güçlerince işlenilen adam kaçırma ve insanların öldürülmesi olayları da kınanıyor. Bugün bu iki bölgede halen devam eden katliamları durdurmak için uluslararası toplum neler yapabilir?

– İnsan hakları ihlalleri sadece Çeçenya ve İnguşetya’da değil, aynı zamanda tüm Kafkasya ve Rusya’da yaşanılıyor. Avrupa hükümetlerinin Rus liderliğiyle olan siyasi ilişkilerinde bazı değişikliklere gitmeleri gerekiyor. Ancak bununla birlikte ortada farklı ekonomik çıkarlar olduğu için, şahsen bunun gerçekçi bir çözüm olduğunu düşünmüyorum. Bunun aksine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Rus yetkilileri durdurmak için daha fazlasını yapabilir. Mahkemede alınan sonuçlar kısmi “küçük zaferler”, ama buradan çıkan kararlar kurbanların yakınları için bir umut anlamını taşıyor ve Rusya’da dünyanın diğer demokratik ülkelerinde hukuki standartların olduğu gösteriyor. Rusya Federasyonu vatandaşları AİHM’de adalet olduğu yönünde büyük bir inanışa sahipler. Ve tüm bunlar bizlere ümit ve mücadele gücü veriyor.

-Çeçenya ve İnguşetya’daki çatışmalar dinsel aşırılıkçılığın artmasına neden oldu. [Kukla ] Çeçen başkan Ramzan Kadirov’da bağımsızlığın en radikal kanatlarıyla yarışıyor, özellikle kadınlar için Çeçen adetlerinin dışında İslami kuralları empoze etti. Bu durum toplumu nereye götürecek?

-Dinsel aşırılıkçılık hiçbir yere götürmez, sadece bir çıkmaza sokar. Çeçenya’nın geçmişinde de kadınlar başörtüsü takmaya ve halk otobüslerinde erkeklerin ters tarafından oturmaya zorlanması gibi olaylar yaşandı. Sahip olduğumuz problemlerle karşılaştırıldığında bunlar oldukça komik ve anlamsızdı.

Peki Çeçenya ve İnguşetya’nın problemleri çözüldü mü? Kaç insan öldürüldü ya da kaçırıldı? Kaç işsiz insanımız ya da sakatımız var? Bu konularla ilgilenelim ve kadınların başının üzerindeki eşarplarla ve eteklerinin uzunluğuyla ilgili konuşmayı bırakalım.

-Bir süredir Kuzey Kafkasya halkları da korku içerisinde yaşıyor, görünüşe göre Rus – Çeçen çatışması sınırları aşmış durumda. Tüm bölgenin genel bir savaş ortamına düşmesi mümkün mü?

-Uzun bir süredir “tam bir savaş” hali yer altında devam ediyor. Çeçenya’daki savaş görünürdeyken, bugün Kafkasya’daki cumhuriyetler eninde sonunda örtüsü kalkacak bir okyanus gibi. Belki bölgede uzun vadeli çatışmalar başlamayacak ama bugün, Kafkasya’nın dört bir yanında genel ilgisizliğin arasında her gün insanlar öldürülüyor, sürülüyor ve kaçırılıyor. Bir politikacı değilim ama bir avukat olarak olaylara bakıyorum. Rusya’nın sonunda Kafkasya’nın ayrılmasına neden olacak elinden gelen her türlü şeyi yaptığı inancını taşıyorum. Bugün Kafkasya’daki durum korkunç ama politikacılar bunda aynı fikirde değiller. Sadece Rusya için endişeleniyorlar. Bu nedenle yeniden geniş çaplı operasyonların başlayacağını sanmıyorum ama insanları kaçırmaya ve öldürmeye devam edecekler ve gizli servislerin bu yasadışı faaliyetlerinin failleri de yargılanmadan korunacak. Bu toprakların halkını ortadan kaldırmak için seçtikleri yol bu. Kafkasya’daki savaş tarihsel bir gazetedir. Eğitim ve sosyal alanlarda pozitif gelişmeler olduğunda; gerici güçlerden: aşırılıkçılar, ayrılıkçılar ve çatışmaya yol açan diğer güçlerden, başka bir şey gelmedi. 1991 yılında da Dudaev bağımsızlığımızı ilan ettiğinde, bazı güçler askeri çatışmayı mayaladı.

-Her hafta onlarca sivil kaybına neden olan Çeçenya ve İnguşetya’daki çatışma ortamı neden dünya genelinde görmezden geliniyor?

-Yok edilmeyi durdurmak için, hukuka uygun olarak uluslararası arenada çalışmak gerekli. Her gün yaralıların ve ölülerin listelerinin yabancı medya organlarında yayınlanması pek bir işe yaramıyor. Bunun yerine kurbanları uluslararası yapılarda savunmaya ihtiyacımız var. Ruslar dahil olmak üzere pek çok meslektaşımız uluslararası cezai sorumluluğu ortaya koyan gerçekleri bildirdiği için zulme maruz kaldı. Çünkü Rusya’nın hiçbir uluslararası sözleşmeye saygısı yok. Belki bugün değil ama, yarın, belki de beş ya da on yıl sonra Rus politikacıların Kafkasya’da işledikleri suçlardan ötürü yargılanacaklarından eminim.

-İnsan haklarını savunmaya yönelik çalışmalarından ötürü pek çok kez tehdit edildin ve bazı arkadaşların, meslektaşların öldürüldü. Devam etmen için sana güç ve cesaret veren şey nedir?

-Gerekli olduğunu düşündüğün bir şey yapıyorsan, sonuna kadar devam etmelisin, çok büyük sonuçları olsa bile. Ben sıradan bir insanım, görev olduğuna inandığım bir işi yerine getirmeye çabalıyorum. Hepsi bu. Meslektaşlarımı öldürdüler ve beni tehdit ettiler evet ama asla buna takılmıyorum. Devam etmek zorundayım, çünkü bu gerekli.

Giancarlo Bocchi
Prensa Marea Socialista (Sosyalist Akım Basını) – 12.08.2010



1 Yorum »

  • nil betül dedi:

    slm
    ne kadar cesur ve hayranlık uyandıran bir portre.dilerim uzun yıllar inandığı işi yapabilir.

Bir yanıt bırakın!

Aşağıya bir yorum ekleyin veya kendi sitenizden trackback yapın. İsterseniz RSS ile de yorumları takip edebilirsiniz.

Yorum yazmadan önce lütfen kuralları okuyunuz...

500 karakter kaldı.

Yorum yaparken kullanabileceğiniz etiketler:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Bu sitede Gravatar kullanabilirsiniz. Ayrıntılı bilgi ve üyelik için Gravatar sitesini ziyaret ediniz.