Arşiv Belgeleri

Tozlanmış raflardaki Arşiv Belgeleri…

Çeçen Kültürü

Çeçen Dili ve Folkloru, Halk Dansları, Efsaneler, Öykü ve Masallar ile çeşitli kültürel bilgiler…

Çeviriler – Makaleler

Çeşitli Çeviri ve Makaleler…

Röportajlar

Ekibimizce Yapılmış Çeşitli Röportajlar…

Şarkı Sözleri

Sevdiğiniz Çeçence şarkıların sözlerine buradan ulaşabilir, dinleyebilir ve indirebilirsiniz.

Ana Sayfa » Haberler

Leyla E. Önlü: “Eşim MİT Takibindeyken Öldürüldü!”

Bu yazı 21 Temmuz 2014 Pazartesi  tarihinde yazıldı. Şimdiye kadar 1.902 defa okundu.. Yorum Yok
Leyla E. Önlü: “Eşim MİT Takibindeyken Öldürüldü!”

Türkiye ana akım medyasında yer alan haberlerde, 22 Mayıs 2013 tarihinde Ankara’daki ofisinde öldürülen Çeçen Cumhuriyeti İçkerya devleti Türkiye Fahri Konsolosu Medet Önlü’nün eşi Leyla Eser Önlü’nün, soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunduğu dilekçede çarpıcı iddialarda bulunduğu ifade edildi.

Leyla Önlü el yazılı dilekçesinde, suikastın ailecek MİT ve Emniyet İstihbaratı’nın takibi altındayken işlendiğini, eşinin Çeçenlerin Suriye savaşında kullanılmalarına karşı mücadele ettiği için hedef alındığını savundu. Aile avukatı Erdal Doğan da, kimliği kamera görüntülerinden tespit edilen ve kırmızı bültenle aranan Rusya pasaportlu tetikçi Rizvan Ezbulatov ile Türk vatandaşı E.G’nin bir an önce yakalanması, istihbarat birimlerinin cinayetteki ihmalinin araştırılması ve soruşturmanın derinleştirilmesi için savcılığa başvurdu.

Leyla Eser Önlü, el yazısıyla kaleme aldığı dilekçesinde şu iddialarda bulundu:

“Medet Önlü ile 1989 yılında evlendim. Evliliğimizden yaklaşık 1-2 yıl sonra 1. Rus-Çeçen savaşı başladı. Bizler 150 yıl önce Kafkasya’dan sürülen Çeçen ailelerin çocuklarıyız. Bu nedenle soydaşlarımızın bağımsızlık mücadelesine hiçbir zaman kayıtsız kalmadık. Savaşın ilk yıllarından itibaren Çeçenya’dan Türkiye’ye gelen sığınmacıların barınma, eğitim, sağlık gibi birçok ihtiyacıyla bizler ilgilendik. O tarihten bu yana eşim Medet Önlü, Çeçen bağımsızlık mücadelesine destekten asla taviz vermeyen tavrı ile Türkiye’de ve dünyanın çeşitli yerlerinde yapılan organizasyonlarda en önde yer aldı. Çevresiyle iyi ilişkileri, kişiliği ve karakteri ile insanları etkileyen, etrafında toplamayı başarabilen yapısı, 2005 yılında Çeçen Cumhuriyeti İçkeriya Devleti Başkanı tarafından kendisine verilen Fahri Konsolosluk görevi ile birleşti ve eşim bu davanın Türkiye’deki kilit ismi oldu. Yürüttüğü faaliyetler çoğunlukla insanların temel haklarını kazanmaları adınaydı. Hiçbir zaman hukuka ve ahlaka aykırı bir eylemde bulunmadı. İnsan olmanın, Müslüman olmanın ve Türk vatandaşı olmanın gereklerini layıkıyla yerine getirdi. Ancak bizler aile olarak her zaman, yabancı istihbarat servisleri bir yana, Türk istihbaratının da takibinde olduğu bir hayat yaşadık. Oturduğumuz her semtte semt sakinlerine, komşularımıza, hakkımızda sorular sorularak araştırmalar yapıldı. Halen oturmakta olduğumuz muhitte, bundan birkaç yıl önce dahi komşularımızın ifadesiyle sivil birkaç kişinin kendilerini polis diye tanıtarak eşim ve ailemin yaşamı, yaptıkları hakkında sorular sorduklarını öğrendim. Eşimin insanlık adına yaptığı hizmetlerden ve haklı bir davaya verdiği destekten dolayı hayatı mercek altına alınmışken, Ankara’nın merkezinde, kendi ofisinde onu öldüren failin ve arkasındakilerin, olayın üzerinden bir yılı aşkın süre geçmesine rağmen bulunamamaları, TC Devleti, emniyet ve istihbarat kurumları adına utanç verici bir tablo, ailesi olarak bizler için de derin kuşku ve üzüntü yaratan bir durumdur. Özellikle son dönemlerde, Suriye savaşında Çeçenlerin piyon olarak kullanılmalarına karşı çıkan ve Çeçenlerin kendi bağımsızlık mücadelesinde rol almalarını savunan eşim, ABD’deki Boston saldırısı olayına da iki Çeçen gencin adının karıştırılmasına, bir televizyon kanalında yaptığı açıklamadabüyük tepki göstermişti. Devletlerin ali menfaatlerinin, insanların yaşama haklarından üstün olamayacağını savunmaları beraber, eşimin bu muhalif tutumu ve açık sözlülüğünün birden çok devletin ali menfaatine ters düştüğünü, eşimin öldürülmesinin perde arkasında ve faillerinin yakalanamaması ve olayın aydınlatılamamasında bu türden bir nedenin var olduğunu düşünmekteyim. Aile olarak her geçen gün adaletin tecelli edeceğine inancımız azalmakta, bu olayın sümen altı edildiğine inancımız artmaktadır. Ancak tüm olumsuzluklara rağmen hakkımızı aramaktan ve gerçekleri ortaya çıkarmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.”

Önlü ailesinin avukatı Erdal Doğan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na, Medet Önlü cinayeti soruşturmasının derinleştirilmesi ve eksikliklerin giderilmesi istemiyle yaptığı başvuruda şunları söyledi:

“Müvekkilin soruşturma dosyasına sunduğu, görgü, bilgi ve taleplerini içeren dilekçesi dikkate alındığında; Medet Önlü’nün çok önceden, katledilme tarihine kadar yakın takip altında bulunduğu anlaşılmaktadır. Önlü’nün, Çeçen İçkerya Cumhuriyeti Fahri Konsolosluğu görevi ve Çeçen ulusunun bağımsızlık davası için sürdürdüğü çalışmaları dikkate alındığında, kendisinin bu süre içinde yalnız yerli değil yabancı istihbarat örgütlerinin de takibi altında olması şaşırtıcı değildir. Önlü, Çeçenlerin milli davasına zarar verdiğini düşündüğü bir olgu ve algıyla da mücadele eden ender Çeçen liderlerinden biridir. Çeçenlerin çeşitli örgüt ve çevrelerce kullanılmaması için verdiği mücadele kamuoyunca yakından bilinmektedir. Bu nedenle MİT ve Emniyet İstihbaratı’nın Önlü ve ailesinin takip edilme faaliyetlerinden habersiz olduğu düşünülemez. Soruşturma dosyasında cinayeti organize ettiği gerekçesiyle hakkında kırmızı bülten çıkarılan Rusya Federasyonu pasaportlu Rizvan Ezbulatov’un Türkiye’ye çok sık giriş – çıkış yaptığı görülmektedir. Bu kişinin Türkiye’ye İstanbul Atatürk Havalima’nından en son giriş yaptığı 17 Nisan 2013 tarihinden, cinayetin işlenmesinden 2 gün sonrası 24 Mayıs 2013 tarihinde Atatürk Havalimanı’ndan çıkış yapışına dek dosyada yeterli derecede bilgi bulunmaması soruşturmanın en önemli eksiği olarak görünmektedir. Yine Ezbulatov’u Türkiye’ye son giriş yaptığı Atatürk Havalimanında gece yarısı özel araçla karşılayan E.G adlı kişi ve çevresiyle ilgili derinlikli bir araştırmanın yapılmamış olması da büyük eksikliktir. Ezbulatov’un Türkiye’de geçirdiği süre içinde, diğer zanlılarla ilişkisi, Ankara’da keşif amaçlı buluşmaları hiç araştırılmamıştır. Ezbulatov ile birlikte hareket eden ve halen yakalanamayan Türk vatandaşı diğer kişilerin İstanbul ve Ankara’da cinayet için haftalarca hazırlık yapmalarına, defalarca olay yeri keşfi yapmalarına rağmen, geniş bir örgütlenme ağına ve insan kaynağına sahip MİT ve Emniyet İstihbarat birimlerinin ellerindeki bilgileri adli mercilerle paylaşmış mıdır?Zanlıların tüm teknik ve fiziki imkanlar kullanılarak yakalanması ve bu konuda ihmali olan görevlilerin tespit edilerek gereğinin yapılması saygılarımızla talep olunur.”



Bir yanıt bırakın!

Aşağıya bir yorum ekleyin veya kendi sitenizden trackback yapın. İsterseniz RSS ile de yorumları takip edebilirsiniz.

Yorum yazmadan önce lütfen kuralları okuyunuz...

500 karakter kaldı.

Yorum yaparken kullanabileceğiniz etiketler:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Bu sitede Gravatar kullanabilirsiniz. Ayrıntılı bilgi ve üyelik için Gravatar sitesini ziyaret ediniz.