Arşiv Belgeleri

Tozlanmış raflardaki Arşiv Belgeleri…

Çeçen Kültürü

Çeçen Dili ve Folkloru, Halk Dansları, Efsaneler, Öykü ve Masallar ile çeşitli kültürel bilgiler…

Çeviriler – Makaleler

Çeşitli Çeviri ve Makaleler…

Röportajlar

Ekibimizce Yapılmış Çeşitli Röportajlar…

Şarkı Sözleri

Sevdiğiniz Çeçence şarkıların sözlerine buradan ulaşabilir, dinleyebilir ve indirebilirsiniz.

Ana Sayfa » Röportajlar

Zara Murtazaliyeva: “Beni de, Diğer Mahkumları da Dövdüler!”

Bu yazı 21 Eylül 2012 Cuma  tarihinde yazıldı. Şimdiye kadar 3.086 defa okundu.. Yorum Yok
Zara Murtazaliyeva: “Beni de, Diğer Mahkumları da Dövdüler!”

Terörizm ile suçlanarak mahkum edilen Çeçen Zara Murtazaliyeva, 9 yıldır tutulduğu Mordovya IK-13 Hapishanesi’nden salıverildi. 3 Eylül günü salıverildiği hapishanenin önünde kendisini bekleyen Rus dergisi “The New Times“ın muhabiri de ilgi çekici bir röportaj yaptı.

Zara Murtazaliyeva, 2004 yılında tutuklandığında Pyatigorsk’taki Dil Bilimi Fakültesi’nde okuyan bir öğrenciydi. Çeçen Cumhuriyeti İçkerya’daki ikinci Rus askeri işgali Rus ordusunun kural tanımaz kanlı metotları ile devam ediyor ve Kremlin’de Kafkasya uyruklulara, özellikle de Çeçenlere yönelik bir cadı avı yürütüyordu. Mart 2004’te, Moskova metrosunda 39 kişinin öldüğü bir bombalama olayından hemen sonra Zara Murtazaliyeva tutuklandı. Rus yetkililer Zara’yı bir alışveriş merkezini havaya uçurma hazırlığı içerisinde olmakla suçladılar. Rus polisi, genç kızın çantasında alışveriş merkezinin planlarını ve 196 gr ağırlığındaki patlayıcı bir maddeyi bulduğunu iddia ediyordu. Genç kız tüm suçlamaları reddederek, tüm bu nesnelerin tuvalete gittiği sırada polis tarafından çantasına yerleştirildiğinde ısrar etti. Ne var ki çıkarıldığı Moskova Şehir Mahkemesi’nde, Moskova’daki Manezhnaya Meydanı’nda bulunan “Okhotny Ryad” adlı alışveriş merkezine bombalı eylem hazırlığında olmaktan suçlu bulundu. Tüm tanınmış insan hakları savunucularının kararı adaletsiz olarak nitelendirmesine ve her türlü çabasına rağmen, genç kız 9 yılını hapishanede geçirdi ve 3 Eylül 2012 tarihinde serbest bırakıldı. Zara serbest bırakıldığında sadece Moskova Şehir Mahkemesi Yargıcı Marina Komarova’ya tek bir soru sormak istediğini dile getirdi, “Hakkımda verdiğin karardan sonra nasıl uyuyabildin?”

İşte o röportaj:

New Times: Hapishanedeki son günün nasıl geçti?
Zara Murtazaliyeva: 3 Eylül 2012 tarihinde başka bir mahkum ile birlikte salıverildim. Gitmemize izin vermeden önce bizi üç kez aradılar ki normalde mahkumlar bir defa aranıyorlar. Güvenlik kameralarının bulunduğu özel bir odada bizi çırılçıplak soydular. Ardından da bir jinekoliste gösterildik ve bir sandalye üzerinde muayene edildik.

New Times: Hapishaneden dışarıya çıkarılması yasak olan birşey var mı?
Zara Murtazaliyeva: Mahkumlar tarafından imzalanmış herhangi bir şikayet metni, telefon numaraları ve adresler. Hapishane yönetimi içeriden dışarıya çıkarabileceğiniz her türlü bilgiden korkuyor. Kadın mahkumlardan erkeklerden daha çok korkuyorlar. Ayrıca ziyaretçilerinizle de açık açık konuşmanız tehlikeli, çünkü ziyaret odalarında kayıt cihazları bulunuyor. Esasında sadece bu odada değil, sizi 7 gün 24 saat dinliyorlar. Doğal olarak ta bir kadın mahkum serbest bırakıldığında diğer mahkumlar onlara çeşitli adresler ve telefon numaraları vererek sevdiklerine mesajlarını iletmelerini istiyor.

New Times: Mektup ya da çeşitli notları dışarı çıkarmanıza izin verdiler mi?
Zara Murtazaliyeva: Hapishanenin Müdür Yardımcısı Tatiana Bezzubova not defterimdeki sayfaların yarısını koparıp aldı ve bu sayfalarda telefon numaraları ile adresler yer alıyordu. Bir gün öncesinde yazılı malzemelerim denetlenmiş olmasına rağmen bunu yaptı. Pek çok şeyi sansürlüyorlar ve el koyduklarını da bir zarfın içerisine yerleştirerek mühürlüyorlar. Sabah erken saatten itibaren benim kaldığım bölümden kızlar vedalaşmaya geldi ama gardiyanlar “Ne yapıyorsunuz burada? Defolun!” gibi sözlerle onları kovaladı. Çoğu gözyaşlarını tutamayarak ağladı. İçlerinde iki Çeçen kadın da vardı. Alışılagelmiş sözlerle ağıt yakıyorlardı, “İşte Çeçenya’yı görmeye gidiyorsun, o güzel dağları göreceksin. Oysa biz oraları bir daha görebilecek miyiz bilmiyoruz…”

New Times: Nisan 2005’e geri dönelim. Hapishaneye getirildin. Rus Ceza Kanunu’nun 205.Maddesi ile -Terörizm ve Patlayıcı Madde Bulundurmak- mahkum edilmiştin. Ayrıca bu dönemde de Rus-Çeçen Savaşı tüm hızıyla devam ediyordu. Nasıl bir muamele gördün?
Zara Murtazaliyeva: Kaçmaya çalışanlara uyguladıkları “Profuchet” adı verilen “önleyici gözlem” altına alındım. Bu özel bir kontrol. Bir buçuk yıl boyunca hergün görevli personele rapor verdim. “Senin gibi daha annelerinin karnındayken öldürmek lazım. Hepinizi yok etmeli!” gibi nefret söylemlerine maruz kalıyordum. Bu türden sözleri diğer mahkumlardan dahi duymadım. Gerçi kimseyle arkadaşlık kurmaya çalışmadım, benim durumuma benzer durumda olan üç dört kızla konuşuyordum sadece.

New Times: Çeşitli defalar tecrit odasına kapatıldın. Neden?
Zara Murtazaliyeva: Özellikle hapishanede geçirdiğiniz sürenin ilk dönemi boyunca, bazı haklarınızın olduğunu düşünüyorsunuz ve hapishane yönetimine birşeyler kanıtlamak için uğraşıyorsunuz. Bu ilk dönemim boyunca ben de birşeyleri değiştirebileceğim inancı ile sürekli mücadele ettim. Ama bir süre sonra artık yoruldum ve bunların hepsinin yararsız olduğunu bu sistemin dışarıdan değiştirelemiyeceğini anladım. Dahası hapishane yönetimine ya da diğer makamlara şikayetinizi ilettiğinizde, birileri sizinle konuşmaya geliyor. Mahkumla gerçekleştirdikleri görüşmenin ardından hapishane yöneticinin odasında çaylarını içiyor ve gidiyorlar. Kocaman bir aile gibiler. Ama onlar gittikten sonra kendinizi tecrit odasında buluyorsunuz, bu kez şartlar daha da ağırlaştırılmış oluyor. 10-15 gün boyunca sizi orada tutuyorlar. Sanırım ilk olarak yaşam şartları, düşük ücretler ve dayaklardan ötürü şikayette bulunmuştum.

New Times: Gerçekten sizi dövüyorlar mıydı?
Zara Murtazaliyeva: Beni dövdüler; diğer mahkumlar da dayak yedi. Çok vahşice. Günlük görevlerini yapmazsan, seni dövüyorlar; herhangi bir suç işlersen, seni dövüyorlar. Seni çağırıyorlar ve demir sopalarla dövüyorlar. Bu sadece acı veren bir şey değil, aynı zaman çok aşağılayıcı bir uygulama. Ama bu dayak olayıyla ilgili hiçbir şeyi kanıtlamayamıyorsunuz, çünkü revirde görev yapan doktoar yaralarınız ya da vurmadan kaynaklanan izleri belgelemekten kaçınıyor. Doktorlar birlikte çalıştıkları hapishane yönetimine karşı olacak bir işlemi asla yapmıyor.

New Times: Ne kadar bu durum böyle devam etti?
Zara Murtazaliyeva: 2005 yılı yazında, İşkencenin Önlenmesine Karşı Avrupa Komisyonu’ndan bir delegasyon Rusya Federasyonu Federal Cezaevleri Servisi Yöneticisi Yuri Kalinin ile birlikte bizim bulunduğumuz hapishanede incelemelerde bulunmak üzere geldi. Genelde bu tip ziyaretlerden önce yaşlı mahkumlar gelerek sizi uyarır, “Şikayet ederseniz, pek çok probleminiz olur” derler. Hapishane yönetimi de konuşabileceğinden şüphelendiği aktif mahkumları delegasyondan gizledi ve tehdit etti; ama geride bıraktıkları mahkumlar gelenlerin yabancılardan oluşan bir heyet olduğunu fark ettiklerinde konuşmaya başladılar; dayaklardan, yiyecek depolarındaki farelerden ve düşük ücretlerden bahsettiler. Hapishane yönetimi artık hiçbir şeyi gizleyemeyeceğini anladığında bizlerin de görüşmelerin yapıldığı salona gitmemize izin verdi. Orada “profuchet”ten bahsettik. “Teröristler” olarak herhangi bir erken tahliye beklentisi içinde olmadığımızı ya da geleceğe yönelik herhangi bir umut taşımadığımızı söyledik. Delegasyon ayrılır ayrılmaz üç ya da dört mahkum cezalandırılmak için hemen tecrit hücresine kapatıldı. Ama kısa bir süre sonra, yabancı delegasyonların, Moskova’dan ve onların Federal Ceza İnfaz Servisi’nden yerel temsilcilerinin düzenli ziyaretleri başladı. Bundan sonra bizi daha az dövmeye başladılar. Ama Mordovya’daki IK-2 ceza kolonisinde kadın mahkumların halen dayağa maruz kaldıklarını biliyorum. Hastahanedeyken, oradan getirilmiş iki kadınla karşılaştım. Çok kötü dövülmüşlerdi, başlarında, ellerinde ve bedenlerinde kırıklar ve morluklar vardı. Bir mahkumun öldüğünü ve bu duruma dayanamayan iki mahkumun da intihar ettiğini anlattılar. Dediklerine göre şikayette bulunabilecekleri herhangi bir yerde yok. Hapishanedeki ilk günlerini geçirmiyorlar, bu nedenle şikayet halinde başlarına neler geleceğinin farkındalar. Orada yapayalnızlar ve korktukları için de hiçbir yere başvuramıyorlar, biliyorlar ki müfettiş gititği anda içinde bulundukları şartlar sadece daha da kötüleşecek.

New Times: Hapishanedeki hukuksuz uygulamalara karşı direnen çok fazla mahkum var mı?
Zara Murtazaliyeva: Üç ay kadar önce, Federal Cezaevleri Yöneticisi Aleksandr Reimer, Mordovya’daki hapishanelerin durumunu görmek üzere geldi. Ama bizim tutulduğumuz cezaevine gelemeden Moskova’dan aldığı bir telefon üzerine ayrıldı. Yerine yardımcısını gönderdi. Yardımcısına konuşan kadınlar yaşam koşullarından, rutubetten, sıcak su sıkıntısından ki biri sabah biri de akşam olmak üzere bir saat süreyle sıcak su veriliyor, bahçelerdeki uzun çalışma saatlerinden şikayet ettiler. 40 kadar mahkum bu şikayet dilekçesini imzaladı. Komisyon ayrılır ayrılmaz bu kadınların hepsi tecrit odalarına kapatıldı. Ama hala şikayet etmekten korkmayan ve hakkını arayan kadınlarda da var, örneğin Yuliana Balashova isimli kadın mahkum gece gündüz şikayet dilekçeleri yazıyor. Hala adaletin yerine geleceğine dair umudu var.

New Times: Peki Çeçen mahkumların durumu nasıl?
Zara Murtazaliyeva: Hapishane yönetimi Kafkas uyruklulara ve özellikle Çeçenlere karşı insanlardan kurulu gibi görünüyor. Örneğin diğer tüm mahkumlar erken tahliye olabilirken, Çeçenler için bu mümkün değil. Geçtiğimiz hafta bir Çeçen kadın şartlı tahliye aldı. Tüm cezaevi bu karara şaşırdı, çünkü bu son sekiz buçuk yıl içerisinde bir Çeçen mahkum için bu yönde verilmiş ilk ve tek karardı. Ama genel olarak tüm uygulamalarda uyruğunuz size hatırlatılıyor ve o yönde muamelede bulunuyorlar.

New Times: Hapishanede bir günün nasıl geçiyordu?
Zara Murtazaliyeva: 7/24 gözetim altındasınız. Dinleniyor, oturuyor ya da yatıyor olmanız birşey değiştirmiyor. Bir yıl kadar önce uyuduğumuz bölümlere de video kameralar yerleştirdiler. Bu pek çok değişik uyruktan kadın için son derece aşağılayıcı bir uygulama. Sabah 6.45’te müzik ile birlikte kalkıyoruz, kahvaltının ardından çalışmaya gidiyoruz. Tatil günlerinde bile sizi çalıştırıyorlar. İki hafta boyunca tam zamanlı çalıştıktan sonra, bir gün istirahat veriyorlar. İnşaat işçileri için tulumlar, askerler için kamuflajlar, kot montlar dikiyoruz. Diğer mahkumlara oranla bu işten iyi kazanıyordum, aylık 700-800 Ruble (40-46 TL) alıyordum; ama diğer mahkumlar genel olarak ayda 200-300 Ruble (11-16 TL) kazanıyor. Dikim işini güzel yapıyordum bu yüzden kotamı doldurmak benim açımdan kolay oluyordu. İşten sonra ise yemek ve duş sizi bekliyor.

New Times: Peki o zaman mektuplarını yazacak zamanı nasıl buluyordun?
Zara Murtazaliyeva: Tüm bu mektup yazma işlerini molalarda yapıyorsunuz. Çünkü boş zaman olarak nitelendirilen diğer tüm vakitler birşeylerle doldurulmuş durumda. Kişisel zaman olarak adlandırılan saatler bile tematik içerikli konuşmalarla dolu. Mesela, alkolün zararları hakkında konuşuyorlar. Tüm mahkumlar ortak bir salonda toplanarak bunları dinlemek zorunda.

New Times: Geçen yıllar içerisinde hapishane şartları nasıl değişti?
Zara Murtazaliyeva: Örneğin 8 yıl önce yediklerimizle bugünü karşılaştırırsak, elbette değişiklikler var. Bugün daha çok yenilebilir durumda. Ama mutfak ya da kantin çok kirli. Herhangi bir komisyon geldiğinde, masaların üzerini muşambalarla kapatıyorar ama diğer vakitlerde gerçek bir fakirlik var, temel temizlik malzemelerini bile temin etmiyorlar.

New Times: Hapishaneye düşen bir kadına ne tavsiye edersin?
Zara Murtazaliyeva: Mahkum olduğumda, ilk farkına vardığım şey zayıflığımı kimseye göstermemem gerektiği oldu. Tüm gece ağlar, başımı yastığın içerisine gömerdim. Hasta olduğunuz zaman bile kendi kendinize dışarıda sizi sevdiklerinizin ve özgürlüğün beklediğini telkin etmelisiniz; mahkum yaşaması için bir neden bulmalı. Bunun için mücadele etmeli.

New Times: Sana göre hapishane şartlarında değiştirilmesi gereken şeyler neler?
Zara Murtazaliyeva: Gıdalar, yaşam tarzı, yöneticilerin mahkumlara yönelik tutumu. Cezaevleri eğer mahkumlar için kurulmuşsa, dinlerinin ya da etnik kökenlerinin herhangi bir farklı uygulamaya maruz kalmamaları gerektiğine inanıyorum. Cezaları ne ise onu çekmeliler. Yöneticiler hepsine eşit ve iyi davranmalı. Mahkumların haklarının yenmesine, kimi mahkumların da üzerinde oluşturulan baskıya son verilmesi gerekiyor.

New Times: Geride bıraktığın bu yıllar içerisinde yaşadıklarını unutabilecek misin?
Zara Murtazaliyeva: Keşke, bir sabah uyansam ve tüm bunların korkunç bir kabus olduğunu görsem. Ama ne yazık ki değiller, bunları asla unutabileceğimi sanmıyorum. Ama birgün hakkımda karar veren hakimi ya da savcıyı görürsem, o kadınlara soracak tek bir sorum var: verdiğiniz cezadan sonra nasıl uyuyabildiniz? 8,5 yıl önce 20 yaşındaki masum gencecik bir kızın hayatını kararttığınızı bilerek bunca süre boyunca suçluluk duygusu hissetmeden nasıl yaşayabildiniz?

New Times: Peki şimdi ne yapacaksın?
Zara Murtazaliyeva: Eve dönüyorum. Annem hala Çeçenya’da yaşıyor ve 200 kişinin katılacağı bir hoşgeldin partisi verecek. Daha sonra nerede yaşayacağıma ve ne yapacağıma karar vereceğim. Belki gazetecilik ya da hukuk okuruö. Ama henüz bir karar vermiş değilim.

©Waynakh Online

YASAL UYARI
Sitede yer alan materyallerin tüm hakları Waynakh Online’a aittir. Bu materyaller (haberden/makaleden/tercüme eserden sadece alıntı yapılsa dahi) ancak kaynak gösterilerek ve aktif link verilerek kullanılabilir.



Bir yanıt bırakın!

Aşağıya bir yorum ekleyin veya kendi sitenizden trackback yapın. İsterseniz RSS ile de yorumları takip edebilirsiniz.

Yorum yazmadan önce lütfen kuralları okuyunuz...

500 karakter kaldı.

Yorum yaparken kullanabileceğiniz etiketler:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Bu sitede Gravatar kullanabilirsiniz. Ayrıntılı bilgi ve üyelik için Gravatar sitesini ziyaret ediniz.