Arşiv Belgeleri

Tozlanmış raflardaki Arşiv Belgeleri…

Çeçen Kültürü

Çeçen Dili ve Folkloru, Halk Dansları, Efsaneler, Öykü ve Masallar ile çeşitli kültürel bilgiler…

Çeviriler – Makaleler

Çeşitli Çeviri ve Makaleler…

Röportajlar

Ekibimizce Yapılmış Çeşitli Röportajlar…

Şarkı Sözleri

Sevdiğiniz Çeçence şarkıların sözlerine buradan ulaşabilir, dinleyebilir ve indirebilirsiniz.

Ana Sayfa » Röportajlar

Alla Dudaeva: “Dzhoxar Hayatta Olsaydı, Her Şey Çok Daha Farklı Olurdu!”

Bu yazı 21 Nisan 2011 Perşembe  tarihinde yazıldı. Şimdiye kadar 4.643 defa okundu.. 1 Yorum
Alla Dudaeva: “Dzhoxar Hayatta Olsaydı, Her Şey Çok Daha Farklı Olurdu!”

Gürcistan muhabirimiz, Dzhoxar Dudaev’in eşi Alla Dudaeva ile kocasının vefatının 15.yıldönümü nedeniyle özel bir röportaj gerçekleştirdi.

İşte o röportaj:

Waynakh Online: Dzhoxar’ı yitirişimizin 15.yıldönümü. Yokluğunda onun en çok hangi özelliklerini özlüyorsunuz?

Alla Dudaeva: Dzhoxar’ı özlüyorum… Onun eğlenceli kişiliğini, içten bakışlarını, neşe saçan sesini ve zaferimize olan inancını özlüyorum… Ve onu tek özleyen de ben değilim, onu tanıyan insanlarla karşılaştığım zaman, hemen hepsi aynı şeyi dile getiriyor: “Eğer Dzhoxar bugün bizlerle birlikte olsaydı, her şey çok daha farklı olabilirdi”.

Waynakh Online: Bizim için biraz Dzhoxar’dan bahsedebilir misiniz?

Alla Dudaeva: Bu soruya biraz daha kapsamlı bir yanıt vermek istiyorum, bu nedenle bir süre çocuklarımla birlikte İstanbul’da ikamet ettiğim dönemde bana getirilen Müslüman kitabında geçen bir paragrafı örnek olarak vereceğim: “En şiddetli testlerde ve yıkıcı savaşlarda, Allah her ulusa işgalcilerle savaşları için o halkın en iyi niteliklerini taşıyan, benzersiz cesaretleri olan, askeri kabiliyetlere ve insanları birleştirme yeteneğine sahip bir elçi gönderir… Ancak başlangıçta herkes bu elçiyi anlamayacaktır, hatta kimileri onunla alay edecek ve sözlerini ciddiye almayacaktır. Ancak, bu sözler Kadiri Mutlak’tan gelmektedir… Ve bir süre sonra, onların sözleri gerçekleşmeye başladığında, insanlar onu hatırlayacaktır…”

Birinci Rus-Çeçen Savaşı’nın başlarında İçkerya’da üçlü halka şeklinde bir abluka vardı: demiryolları, karayolları ve havayolları abluka altındaydı, ülke tank birliklerince çevrilmişti. Dzhoxar her zaman olduğu gibi Çeçen halkına hitap ederken de zekice ve kendinden emin bir şekilde konuşuyordu. O, “Rusların tankları kibrit kutuları gibi yanıp kül olacak!” diyordu. Elbette o zaman kimse onun bu sözlerine inanmıyordu, herkes Dzhoxar bu konuşmalarını umutsuzluğa kapılmış halkına moral vermek için yaptığını düşünüyordu, çünkü demir yanmazdı! Ancak savaş başladığında tanklar gerçekten Dzhoxar’ın dediği gibi yandı ve herkes buna şahit oldu… Bu mucize gibi bir şeydi! Tüm dünya büyük Rus İmparatorluğu’nun “kil ayakları üzerinde dikilen demirden bir heykel” olduğuna inanıyordu… Ama Dzhoxar herkesi asaletiyle büyülüyordu ve herkes onun gibi olmak istiyordu. Kendilerini feda eden Çeçenler, Rus hükümetinin bombalar ve havan ateşleriyle onları yok edeceklerini ilan etmelerine rağmen, Pervomayskaya Köyü’ndeki esirleri kurtarıyordu. Dzhoxar’ın emri ile Çeçen savaşçılar Rus ve yabancı gazetecileri koruyordu ki işte bu nedenle ilk savaşta enformasyon savaşını İçkerya kazandı. Dzhoxar esir alınan ilk Rus askerleri Rus Devlet Duma Meclisi milletvekillerine teslim ediyordu, tek şartı da bu vekillerin İçkerya’ya gelmeleriydi, böylelikle bu vekiller Rus basınında yer alan haberlerin koca bir yalandan ibaret olduğunu kendi gözleriyle görmekteydi. Ve ardından, Dzhoxar eşit şartlar altında esir değişimini öneriyordu, hiçbir esir satılmadı! Dzhoxar halkını çok iyi tanıyordu ve zaferin geleceğinden emindi. Sadece halkın yüzde 30’unun vereceği bir destek ile direnişi sürdürmenin mümkün olacağını, savaşın uzun yıllar boyunca devam edeceğini ve tüm Kafkasya’ya yayılacağını söylüyordu. Nitekim bugün onun bu öngörüsü gerçekleşti… Dzhoxar, “Rusya taktiği gereği küçük tavizler ve sadakalarla Batı’yı sindiriyor, ancak stratejik açıdan Batı henüz ne tür bir baş ağrısına yakalandığının farkında değil…” diyordu. Ve bugün Rusya’nın her türlü şiddeti kullanması gerekse dahi Kafkasya enerji kaynakları üzerinde hakimiyetini kurma arzusunun, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’nın öfkesine rağmen, Kafkasya bölgesindeki küresel krizi gün geçtikte daha da büyüttüğünü, buna dünya güçlerinin dahil olduğunu ve askeri blokların kurulduğunu görüyoruz. Dzhoxar’ın etkileyici bir tanımlaması vardı, “Kölelikten kurtulmaya çalışmayan bir köle, iki kez köledir!” Bugün yerlerde sürünerek Moskova’ya hizmet edenler, Putin’in bakanları ve Kadirov’un önündeki isimler, daha önce İçkerya tarafında değiller miydi? Ve köleliğin acısı henüz tam olarak bilinmiyor!

Waynakh Online: Bildiğimiz kadarıyla, Gürcistan’ın Rusça yayın yapan kanalı “PIK TV”nin en önemli programalrından birisini hazırlıyorsunuz. Buradaki çalışmalarınız nasıl gidiyor?

Alla Dudaeva: Kendim hakkında çok fazla konuşmak istemiyorum. Ama isteyen herkese kablolu yayından, uydudan ya da internet üzerinden “PIK TV”ye erişebilir. Programımın adı “Kafkasya Portresi” ve izleyicilerden olumlu eleştiriler alıyor.

Waynakh Online: Geçtiğimiz günlerde küçük oğlunuz hakkında medyada çeşitli dedikodulara yer verildiği görüldü. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Alla Dudaeva: Bunlar küçük oğlumun adını Rus medyası aracılığıyla kirletmeye yönelik bir girişimdi. Belki de oğlumun tek suçu sahte pasaportlar taşıyarak çocuklarıyla birlikte Avrupa’ya girmeye çalışan yedi Çeçen mülteciye yardım etmeye çalışmasıydı. Ama bu insanları anavtanlarından ayrılarak birer mülteci olmaya zorlayan kim? Niçin şimdi insanlar sadece Kafkasya’dan değil, Ruslar da Rusya’dan kaçıyor? Bu tahmin edilebilen bir nedenden ötürüdür: “İnsanlar kendi uluslarından olan zalim yöneticilerini terk ediyorlar…”

Waynakh Online: Kafkasya’daki mevcut durumu nasıl değerlendiriyorsunuz ve İçkerya’nın geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Alla Dudaeva: Maalesef insanoğlunun tarihi bizlerin arzu ettiği kadar çabuk ilerlemiyor. Tüm umutları yok olduğunda, binlerce kez soyulduktan ve aldatıldıktan sonra Rus halkı nihayet derin uykusundan uyandı ve olayları net bir şekilde görerek gerçek düşmanlarının aslında kim olduğunun farkına vardı! Ölümünden önce Alexander Litvinenko “FSB Rusya’yı Havaya Uçurdu” diye yazdı ve Rus halkı ona inandı. Ve Dokka Umarov’un metrodaki ya da havaalanındaki patlamalara ilişkin açıklamalarına artık kimse inanmayacak. Onun bu açıklamalarına rağmen, insanlar bu patlamaların eninde sonunda bir yerlerde FSB ile bağlantısı olduğunu düşünecek. Bu işten kimin kazançlı çıktığına bakacak! Bugün tüm Rusya “muhalif” oldu ve Rusya’da yaşamak İçkerya’da yaşamaktan daha tehlikeli bir hal aldı. Rusya özgürlüğüne kavuştuğunda, Kafkasya’da özgür olacak. Ve bu çok uzak değil. Çeçen halkı özgürlüklerine ne kadar düşkün olduğunu gösterdi ve özgürlüğü uğruna canlarını vererek bunu kanıtladı! Kendimizi gönüllü olarak kurban etmemiz, bir hiç uğruna değildi!



1 Yorum »

  • Razi dedi:

    Bana sadece bir kişi göster senin kadar mert olsun !!!!

Bir yanıt bırakın!

Aşağıya bir yorum ekleyin veya kendi sitenizden trackback yapın. İsterseniz RSS ile de yorumları takip edebilirsiniz.

Yorum yazmadan önce lütfen kuralları okuyunuz...

500 karakter kaldı.

Yorum yaparken kullanabileceğiniz etiketler:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Bu sitede Gravatar kullanabilirsiniz. Ayrıntılı bilgi ve üyelik için Gravatar sitesini ziyaret ediniz.