Arşiv Belgeleri

Tozlanmış raflardaki Arşiv Belgeleri…

Çeçen Kültürü

Çeçen Dili ve Folkloru, Halk Dansları, Efsaneler, Öykü ve Masallar ile çeşitli kültürel bilgiler…

Çeviriler – Makaleler

Çeşitli Çeviri ve Makaleler…

Röportajlar

Ekibimizce Yapılmış Çeşitli Röportajlar…

Şarkı Sözleri

Sevdiğiniz Çeçence şarkıların sözlerine buradan ulaşabilir, dinleyebilir ve indirebilirsiniz.

Ana Sayfa » Haberler

Çeçen Diasporasının Açık Mektubuna Verilen Cevaba Cevap

Bu yazı 21 Mayıs 2026 Perşembe  tarihinde yazıldı. Şimdiye kadar 80 defa okundu.. Yorum Yok
Çeçen Diasporasının Açık Mektubuna Verilen Cevaba Cevap

​19.05.2025 tarihli açık mektubumuza cevap olarak yayımlanan sosyal medya üzerinden “Kamuoyuna Açıklama” başlıklığıyla paylaşılan metni dikkatle okuduk. Telaşla yazıldığı anlaşılan bu açıklama metnini kaleme alan kişini “Açık Mektubumuzu” dikkatle okumadığı veya bilinçli olarak bir saptırma çabası içinde olduğu anlaşılmaktadır.

​Öncelikle şunu açıkça ifade etmek isteriz ki; hiç kimse Çeçen halkının ata vatanını ziyaret etmesine karşı değildir. Açık Mektubumuzda ifade edildiği gibi ata vatanını ziyaret etmek her Çeçen’in en doğal hakkıdır. Nitekim kısa bir süre önce Türkiye diasporasından başka bir ziyaretçi grubu da ata vatanını ziyarete gitmiş ve hiç kimse bu ziyarete yönelik bir eleştiri getirmemiştir.​

Yine yıllardır ticaret için ata vatanına gidip gelenler için de en küçük bir eleştiri yapılmamıştır. İsteyen turistik veya kültürel gezi yapsın, isteyen dondurma satsın, isteyen de ata vatanına ihracat yapsın. Hiç kimse buna karşı olmadığı gibi aksine, ister ziyaret isterse ticaret amacıyla ata vatanımıza yönelik gidiş gelişlerin kolaylaştırılması ve desteklenmesi gerekir.

​Demek ki eleştirilerin özü ata vatanımızın ziyaret edilmesi değildir ve bugüne kadar bu tür ziyaretler hiçbir şekilde tartışma konusu bile olmamıştır.

​Asıl mesele; Çeçen halkının yaşadığı büyük acıları inkâr eden, yüz binlerce şehidin hatırasını karalayan, bugün hâlâ baskı altında yaşayan insanların sesini susturmaya çalışan ve gencecik evlatlarını Ukrayna’yı işgal etmek için ölüme gönderen bir rejimin propaganda organizasyonlarına hangi sebeple ve hangi bilinçle katılım gösterildiğidir.

​Biliyoruz ki birkaç kişi dışında bu ziyarete gidenlerin tamamına yakını böyle bir durumla karşılaşacaklarını, ziyaretin oldubittilerle rejimin propagandasına dönüştürüleceğini bilmeden bu programa katıldılar.

​Bu nedenle ziyarete katılanların “ihanet”, “beşinci kol”, “işbirlikçilik” ile suçlandığı iddiasının hiçbir temeli yoktur. Bunu iddia edenlere Açık Mektup’u bir kez daha dikkatle okumalarını öneririz.

​Bu saptırılmış ifadeleri bir kenara koyarsak; açıklama boyunca bir kez bile şu sorulara cevap verilmemektedir:

​Ziyaret boyunca yapılan propaganda seanslarında; yüz binlerce Çeçen’in ölümüne yol açan Rus saldırılarına karşı vatanlarını savunan başta Cahar Dudayev, Zelimhan Yandarbiyev, Aslan Maskhadov olmak üzere isimlerini sayamayacağımız kadar çok sayıdaki şehit ve gazilerimize yönelik yapılan karalamalar hakkında ne düşünülmektedir?

​Türkiye’de şehit edilen Çeçenlerle ilgili neden tek cümle dahi edilmemektedir?

​Medet Önlü’nün katledilmesi neden görmezden gelinmektedir?

​Türkiye’de yaşayan Çeçen mülteciler hakkında yıllardır oluşturulan baskılar, tahdit kodları ve “terör” suçlamaları neden yok sayılmaktadır?

​Bunlara cevap verilmemekte; bunun yerine “kardeşlik”, “birlik” ve “nefret dili” gibi kavramların arkasına saklanılarak esas can alıcı sorular geçiştirilmektedir. Nefret dilinin ne olduğunu anlamak için, ziyaret sırasında yapılan şovların video kayıtlarında kullanılan dile bakmak yeterlidir.

​Oysa gerçek birlik; haksızlıklar karşısında sessiz kalmak değil, vicdanımızı kaybetmeden sesimizi çıkarabilmektir.

​Gerçek kardeşlik; haksızın yanında susmak değil, haksızlığa uğrayanın yanında durabilmektir.

​Bugün “diasporayı bölüyorsunuz” diyenlerin kullandığı dilin kendisi başlı başına bir çelişkidir. Çünkü aynı açıklamada; bir yandan kendileri gibi düşünmeyenler “fonlanan yapılar”, “dış odaklar”, “çıkar çevreleri” gibi ifadelerle hedef alınırken diğer yandan birlik çağrısı yapmak samimi bir yaklaşım değildir.

​Daha da önemlisi şudur:

​“Fiili varlığı olmayan yapılar” diyerek küçümsenen şey; Çeçen tarihine ve dünya tarihine altın harflerle yazılan özgürlük ve bağımsızlık azminin somutlaştığı “Bağımsız Çeçen Devletidir.” O devlet için verilen mücadelede şehit olmuş yüz binlerce Çeçen vardır. Yakılan, yıkılan evler, köyler, kaybolan çocuklar, toplu mezarlar vardır. Bombardıman altında parçalanan anneler vardır ve zulme boyun eğmedikleri için vatanlarını terk etmek zorunda kalıp dünyaya dağılmış, yürekleri ata vatanları için atan 300.000 kişilik bir mülteci topluluğu vardır.

​Bugün bazıları siyasi konjonktür değişti diye bütün bunların unutulmasını isteyebilir. Ancak hiçbir propaganda dili bir halkın hafızasını silemez. Dün diasporada bunu yapmak için görevlendirilenler bugün nasıl bir kenara atıldılar ise bugün kendilerine sözde “temsilci” sıfatı verilenler yarın aynı akıbete uğrayacaklardır.

​Bu nedenle kimse konuyu başka yerlere çekmeye çalışmasın. Eleştirilen konu hiç kimsenin ne ziyareti ne de ticaretidir. Sorun, dün özgürlük mücadelesini alkışlayanların bugün o mücadeleyi “terör” tanımlamasıyla mahkûm eden yapılarla yan yana görüntü vermesinin diasporada yarattığı derin kırılmadır. Tepkinin yegâne sebebi budur. Bu tepkiyi verenlerin haktan, adaletten yana onurlu ve ilkeli bir duruştan başka ne maddi ne de manevi hiçbir çıkarı yoktur.

​Bizler kimseyi ata vatanından koparmaya çalışmıyoruz. Tam tersine; ata vatanımızın yalnızca binalardan, törenlerden, resmî karşılama programlarından ve ticaretten ibaret olmadığını hatırlatıyoruz. Vatan; uğruna can veren insanların aziz hatırası ve emanetidir. Vatan; sürgünde büyüyen yetimlerin gözyaşıdır. Vatan; mezarı bile bulunamayan kayıpların tek tesellisidir. Eğer bugün “birlik”ten söz edilecekse, önce bu acılara saygı gösterilmelidir.

​Hiç kimse Çeçen halkının hafızasını ve vicdanını “nefret dili” diyerek susturamaz. Çünkü mesele kin değil, hakikattir. Mesele düşmanlık değil, vicdandır. Mesele “tarafsızım” diyerek zalimin, haksızın karşısında susmak değil; mazlumun yanında olmak, en azından tarafını belli etmektir.

​Ve tarih göstermiştir ki halkların hafızasında unutulmayanlar sadece zulmü alkışlayanlar değil, aynı zamanda zulüm karşısında sessiz kalanlardır.

21.05.2026

​Türkiye Çeçen Diasporası



Bir yanıt bırakın!

Aşağıya bir yorum ekleyin veya kendi sitenizden trackback yapın. İsterseniz RSS ile de yorumları takip edebilirsiniz.

Yorum yazmadan önce lütfen kuralları okuyunuz...

500 karakter kaldı.

Yorum yaparken kullanabileceğiniz etiketler:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Bu sitede Gravatar kullanabilirsiniz. Ayrıntılı bilgi ve üyelik için Gravatar sitesini ziyaret ediniz.