Keçiören’de Skandal : Savaş Suçlusu Makamda, Kadırov’un Adı Parkta
Keçiören Belediyesi tarafından 14-16 Ağustos 2026 tarihleri arasında düzenlenen uluslararası güreş şampiyonası, spordan ziyade diplomasi, kamuoyu vicdanı ve uluslararası alanında büyük kriz doğurabilecek gelişmelere sahne oldu. Şampiyona vesilesiyle Ankara’ya davet edilen dünyaca ünlü Çeçen sporcuların yer aldığı heyetle birlikte gelen isimler arasında, Rusya yanlısı Çeçen rejiminin önde gelen infaz komutanlarından birisi olan ve savaş suçları iddialarıyla uluslararası yaptırım listelerinde bulunan Zamid Çalayev’de yer aldı.
Başkent Ankara kulislerine göre, bu organizasyon için davet edilen ünlü Çeçen sporcuların istedikleri astronomik bedeller ile gelen heyetin seyahat ve konaklama masraflarının tamamı Rus işgali altındaki Çeçenya’da Kremlin eliyle kurulan kukla rejimin başındaki Ramzan Kadırov yönetimi tarafından üstlenildi. Bu gizli sponsorluğun nedeninin ise, Keçiören Belediyesi Başkanı Mesut Özarslan’ın başkentte Ahmet Hacı Kadırov adına açılacak bir park ve Kadırov rejiminin Türkiye siyasetinde meşruiyet kazanması için ön ayak olması olduğu öğrenildi.
Nitekim, 16 Ağustos günü belediye binasında gerçekleşen resmi kabulde, Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan, ünlü Çeçen sporcuların yanı sıra Ahmet Hacı Kadırov Özel Polisi Komutanı Zamid Çalayev, Türkiye hakkında defaatle olumsuz konuşmaları olan Magomed Khambiyev ile Rus yanlısı Çeçen rejiminin milletvekillerinden İbragim Akhmatov’un elini sıkarken, Türk ve Çeçen halkları arasındaki tarihsel ve kardeşlik bağlarına vurgu yaparak Keçiören’de yakın zamanda “Ahmet Hacı Kadırov Parkı” açacaklarını ilan etti.
Parkın açılışına ilişkin duyuru bir yana, kabul edilen heyette ve etkinlikteki protokolde en önde yer alan Zamid Çalayev; ABD, Avrupa Birliği, İngiltere, İsviçre, Kanada, Japonya ve Ukrayna tarafından küresel yaptırım listelerine dahil edilmiş bir isim olarak göze çarpıyor. Yaptırım hukuku uzmanları, bu tablonun Keçiören Belediyesi ve Mesut Özarslan açısından bir ikincil yaptırım incelemesi yaratabileceğini, bu incelemenin bir neticesi olarak belediyenin uluslararası bankacılık ve SWIFT işlemlerinin “uyum” takibine takılabileceğini; AB, Dünya Bankası veya EBRD kaynaklı proje ve hibe süreçleri askıya alınması gibi finansal blokajla karşı karşıya kalabileceğini, nihayetinde de süreçte imzası ve ev sahipliği bulunan yetkililerin kişisel vize kısıtlamalarına maruz kalabileceğini veya doğrudan varlık dondurma incelemelerine tabi tutulmalarının olasılıklar arasında olduğunu ifade ediyor.
Başkan Özarslan’ın “tarihsel bağlar” vurgusuyla Rus yanlısı rejiminin kült figürü Ahmet Hacı Kadırov adına Keçiören’de bir park açacağını duyurması, Türkiye’deki toplumsal hafıza ve siyasi dengeler açısından sert tepkileri beraberinde getirdi.
Zira Türkiye ile Çeçenya halkları arasındaki sarsılmaz bağların kökeni; Rus yanlısı Kadırov yönetimi ile değil, 160 yılı aşkın süredir Türkiye’de yaşayan Çeçen diasporası ile Türk kamuoyunun ve özellikle mütedeyyin kesimin büyük saygı duyduğu Djokhar Dudayev, Aslan Maskhadov ve Şamil Basayev gibi sembol isimlerle özdeşleştiği toplumun her kesimince bilinmekte. Ahmet Hacı Kadırov ve oğlu Ramzan Kadırov’un bu tarihi liderleri “terörist” olarak nitelendirip Kremlin eksenli bir yol izledikleri de açıkça biliniyor.
Çalkantılı siyasi geçmişi ve aldığı kararlarla sık sık gündeme gelen Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın imza attığı bu skandal kabul ve park kararı, Ankara siyasi kulislerini de hareketlendirmiş durumda. Kulislerde; uluslararası yaptırım krizini ve toplumsal infiali tetikleme potansiyeli taşıyan bu adımların, Özarslan nezdinde faaliyet gösteren “kripto bir ekibin” yönlendirmesiyle atıldığı iddiası yüksek sesle konuşuluyor. Bu kabul ve park vaadinin; doğrudan AK Parti’yi, hükümetin dış politika dengelerini ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ulusal ve uluslararası kamuoyu nezdinde zor durumda bırakmayı hedefleyen planlı bir sabotaj çalışması olabileceği değerlendirmeleri yapılıyor.
Öte yandan, Türkiye kamuoyunun ve muhafazakâr-milliyetçi seçmenin Rusya yanlısı Ahmet Hacı Kadırov adının bir kamu parkına verilmesine rıza göstermesinin imkânsız olduğunu belirten analistler, bu hamleyi yerel siyaset açısından tam anlamıyla bir “siyasi intihar” olarak değerlendiriyor.
Hem uluslararası yaptırım rejimlerinin ihlali riski hem de Türkiye’nin tarihsel Çeçenya hassasiyetine aykırı bu “Kadırov Parkı” adımının ne tür idari ve siyasi sonuçlar doğuracağı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile parti teşkilatlarının nasıl bir tepki vereceği yakından takip ediliyor.
Tweet








Bir yanıt bırakın!