Waynakh Online

Top Menu

  • Arşiv Belgeleri
  • Çeçen Kültürü
  • Duyurular
  • Galeri
  • Mp3
  • Şarkı Sözleri
  • Video

Main Menu

  • Ana Sayfa
  • ÇEÇENLER
    • Çeçenler ve Çeçenya
    • ÜNLÜ ÇEÇENLER
  • ÇEÇENİSTAN
  • ÇEÇEN DİLİ
  • Haberler
  • Çeviriler – Makaleler
  • Röportajlar
  • Arşiv Belgeleri
  • Çeçen Kültürü
  • Duyurular
  • Galeri
  • Mp3
  • Şarkı Sözleri
  • Video

logo

Waynakh Online

  • Ana Sayfa
  • ÇEÇENLER
    • Çeçenler ve Çeçenya
    • ÜNLÜ ÇEÇENLER
  • ÇEÇENİSTAN
  • ÇEÇEN DİLİ
  • Haberler
  • Çeviriler – Makaleler
  • Röportajlar
  • Kadırov’un Spor Diplomasisi ve Hibrit İstihbarat Hücreleri Raporu

  • Albay Timirbulatov Esir Tutulduğu Hapishanede Hakk’a Yürüdü

  • Kan Üzerine Yükselen Gökdelenler

  • Bağımsızlık Gününde Kanlı Plan: Hedefte Çeçen Lider Vardı

  • Kılıç Haber Verdi Diye Duruş Yıkılır mı?

  • Hafıza Kiralanamaz: Çeçen Diasporasının Bağımsızlık Sınavı

  • Siyah Gömlekliler, Parmak Sallayanlar ve Vicdanımız

  • Kadir Mahir Damatlar’dan Tarihi İkaz: Yazıcıoğlu’nun Mirası Kadirov’a Yem Edilemez!

  • Özgür Kurt’tan Sadık Köpeğe: Bir Siyasi Tutum Değişikliğinin Ahlaki Muhasebesi

  • Muhsin Yazıcıoğlu’nun Mirası İstismar Edilemez

Haberler
Home›Haberler›Özgür Kurt’tan Sadık Köpeğe: Bir Siyasi Tutum Değişikliğinin Ahlaki Muhasebesi

Özgür Kurt’tan Sadık Köpeğe: Bir Siyasi Tutum Değişikliğinin Ahlaki Muhasebesi

By admin
23 Ağustos 2026
49
0
Share:

Dün “Zalim Güçlüdür Ama Haklı Değildir” diyenler, bugün gücün yanında mı?

Uzun süredir öne çıkmadan Kremlin’in emrindeki Kadirov Rejimi ile ilişki geliştirmeye ve bu rejime diasporada meşruiyet sağlamaya çalışan Ankara Çeçen Derneği Başkanı İhsan Pilger, bu rejimin aparatlarının son günlerdeki ziyaretleri sırasında yine kendini göstermemeye çalışarak ama yanlarından hiç ayrılmadan görevini yerine getirdi.

Bu yazımızda İhsan Pilger’in 2007 yılında herkese açık Marje Grubunda yazdığı bir yazıdan hareketle bugün geldiği noktayı birkaç açıdan analiz edeceğiz. Şöyle diyor İhsan Pilger:

“Merhaba,

Mashadov’un şehadetinin hatırlanmaması kimi hemşehrilerimi haklı olarak üzmüş; marje’ye mesaj yazan kişiler, ferdi olarak Mashadov’un ölüm yıldönümünü hatırlar hatırlamaz, bu kişilerin yaşam tarzıyla ilgili bir durum. Ancak, bazı derneklerimizin, 8 Mart  kadınlar gününü, çok edebi bir şekilde kutlarken, aslında kardeşi olan bir halkın liderinin şehadetini hatırlayamaması çok manidar. Bu mesele çok vahim ve düşündürücü;

1)Çeçenler vehabi, şeriatcı

2)Bağımsızlık Kafkasya’nın neyine, hiç gerek yok

3)Çeçenlerin kafa tuttukları Rusya, büyük abimiz. Ezen, güçlüyse haklıdır. Zulmeden mesela Gürcistan gibi daha zayıf düşman olsa neyse

4)Kuzey-batı kafkas zihniyetime göre, Çeçen meselesi gündemimde yok, direk üç maymuna dönerim…

bunlar, itham değil, suçlama değil, sadece tespit. Hızla bir yol ayrımına gidiliyor, sonu çok kötü. Madem sessiz kalmak yeğleniyor, o zaman tamamen sussak, olmaz. Rus yalanlarının ucundan maalesef iştahla tutuluyor, rahmetli Şamil BASAYEV örneğinde olduğu gibi, hani şu Abhazya kahramanı, bizim Şamil vardıya. Benim şahsen tanıdığım, bildiğim çok Adige, Abhaz, Oset, Dağıstanlı yani Kuzey Kafkasya’lı hemşehrim, kardeşim varki; birlikteliğimize, kardeşliğimize, bağımsızlığımıza yani adam gibi yaşama ve ölme yoluna baş koymuş. Tabanına hitap edememek, tabanı temsil edememek ve bu yüzden de 3-5 kişiyle sözüm ona dernekçilik yapmak, BAZI derneklerimizin kaderi galiba. Bugün Çeçen-İçkeriya Cumhuriyeti ve halkı zulüm altında, zalim güçlü, muktedir. Fakat, imanımız asıl güce, bizi yaradana, başkasına boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Elli yılda bir biçildik, biçileceğiz. En barışsever, insancıl, gelin konuşalım diyen Mashadov’a dahi kıydılar, kıyacaklar. Onlar sadık köpek istiyor, özgür kurt değil, vatanda ve yürekte özgür kalmak dileği ile”

Siyasette fikir değiştirmek mümkündür. İnsanlar zaman içerisinde dünyaya, olaylara ve siyasi aktörlere ilişkin düşüncelerini değiştirebilirler. Ancak bir insanın geçmişte savunduğu düşünceler yalnızca dönemsel siyasi tercihler değil, aynı zamanda ahlaki ilkeler içeriyorsa, yıllar sonra bu ilkelerin tam karşısında duran bir pozisyona geçmesi doğal olarak bir muhasebeyi gerektirir. Çünkü mesele artık yalnızca “fikir değiştirmek” değildir. Mesele, “ilke değiştirmektir.”

İhsan Pilger’in 2007 yılında Çeçenya ve Aslan Maskhadov üzerine kaleme aldığı yazı, onun o tarihteki siyasi ve ahlaki duruşunu son derece açık biçimde ortaya koymaktadır.

O yazıda Çeçen halkının uğradığı zulümden söz etmekte, Maskhadov’un ölümünü hatırlamayanları eleştirmekte, Rusya’nın gücünü haklılığın ölçüsü kabul eden anlayışı reddetmekte ve açıkça şu düşünceyi savunmaktadır: “Zalim güçlü, muktedir olabilir. Fakat güç, haklı olmak anlamına gelmez.”Daha da önemlisi, yazının sonunda “sadık köpek” ile “özgür kurt” arasında bir tercih yapmaktadır.

Bu ifadeler yalnızca o günkü siyasi atmosferin ürünü olarak görülemez. Bunlar aynı zamanda özgürlük, onur, bağımsızlık, mazlumdan yana olma ve güçlü karşısında eğilmeme üzerine oluşturulmuş bir ahlaki pozisyondur.

Bugün ise aynı kişinin Kadirov rejimini desteklemesi, işte tam da bu nedenle üzerinde durulması gereken ciddi bir çelişkiyi ortaya çıkarmaktadır.

2007’de savunulan ilke neydi?

Birincisi, Çeçen halkının bağımsızlık iradesinin meşru olduğu,

İkincisi, Rusya’nın askeri ve siyasi gücünün, Çeçen halkının haklılığını ortadan kaldırmayacağı,

Üçüncüsü ise çok daha genel bir ahlaki ilkedir:

Zalim güçlü olabilir; ancak güçlü olduğu için haklı olmaz.

Bu ayrım son derece önemlidir. Çünkü siyasi tarih boyunca iktidarlar çoğu zaman güçlerini haklılıklarının kanıtı gibi sunmuşlardır. Oysa insan hakları ve adalet fikrinin temelinde tam tersine bir anlayış vardır: Hak, güçten bağımsızdır.

Mazlumun yanında olmak, mazlum güçlü olduğu için değil, mazlum ve haklı olduğu için anlamlıdır. İşte 2007’deki İhsan Pilger’in söylemi tam olarak bunu ifade etmektedir.

Bugün değişen nedir?

Bugün aynı kişinin Kadirov rejimini açıkça desteklemesi, basitçe “siyasi tercih değişikliği” olarak açıklanamayacak kadar dikkat çekicidir. Çünkü Kadirov rejimi, siyasi iktidarını ve gücünü tamamen Kremlin’den yani Putin’den almaktadır. 2007 yılında Putin’in aday göstermesinin ardından namlularını Çeçen halkına doğrultulmuş, tankların, topların ve tüm sivil yerleşim yerlerini bombalayıp yerle bir eden uçakların, helikopterlerin gölgesinde Çeçenya’nın başına geçti.

İnsan hakları kuruluşlarının yıllardır hazırladığı raporlar, Türkiye, Avrupa ve dünyanın birçok ülkesine sığınmak zorunda kalan mağdurlar, Avrupa İnsan hakları Mahkemesi kararları Kremlin’in emrindeki Kadirov rejiminin sivil halka yönelik katliamlarını, baskılarını, keyfi gözaltılarını, işkencelerini, zorla kaybetmeleri, ailelere yönelik kolektif cezalandırma ve en küçük eleştirinin dahi susturulması gibi ciddi suçlarını belgelemektedir. Human Rights Watch, Kadirov rejiminin yıllar içerisinde en küçük muhalefeti bile sistematik biçimde bastırdığını ve yönetimini ağır baskı mekanizmaları üzerine kurulduğunu defalarca raporlamıştır. Dolayısıyla burada şu sorunun sorulması kaçınılmazdır:

2007 yılında Moskova’nın gücü karşısında Çeçen halkının yanında durmayı ahlaki bir görev olarak gören bir insan, bugün Kremlin ile işbirliği içinde on binlerce Çeçeni katleden, vatanından sürgün eden Kadirov rejimini hangi ahlaki gerekçeyle desteklemektedir?

Bu sorunun cevabı verilmeden “siyasi görüş değiştirdim” demek yeterli değildir. Çünkü değişen yalnızca siyasi görüş değildir. Değişen, kişinin güce bakışına dair ahlaki ilkedir.

İhsan Pilger, 2007’de “Güçlü Olan Haklıdır” diyenleri eleştirirken, şimdi ne değişti de gücün yanında yer alıyor?

İhsan Pilger, 2007 tarihli yazısında; “Güçlü olmak = haklı olmak değildir.” derken bugün Kadirov rejimini desteklemeyi bu ilke ile nasıl bağdaştırmaktadır? İlkesel açıdan cevaplanması gereken soru şudur: Ülke nüfusunun neredeyse yarısı başka ülkelerde yaşamak zorundayken, Çeçenya’da her gün insan haklarına aykırı uygulamalar yapılırken, Çeçen gençleri Rusya’nın emperyalist emelleri için Ukrayna’ya sürülüp hiç uğruna ölüme gönderilirken, İhsan Pilger için “Güçlü olan neden bugün haklı” hale gelmiştir? Eğer cevap yoksa, ortada siyasi bir dönüşümden daha fazlası vardır. Ortada bir “ahlaki tutarlılık problemi” vardır.

Maskhadov’dan Kadirov’a değişen nedir?

2007 yılında “En barışsever, insancıl, gelin konuşalım diyen Mashadov…” diyen İhsan Pilger ne oldu da Maskhadov’a Çeçen halkının düşmanı diyenlerle birlikte hareket edebiliyor.

Maskhadov’un hangi değeri artık geçersiz hale geldi? Barışseverliği mi, insancıl olması mı, özgür ve bağımsız Çeçenya için canını vermesi mi?

Yoksa “haklıdan ve mazlumdan yana olmaya” dair ahlaki ilke mi geçersiz hale geldi?

 “Özgür Kurt” Ve “Sadık Köpek” benzetmesi:

İhsan Pilger’in 2007 tarihli yazının belki de en çarpıcı cümlesi şudur:

“Onlar sadık köpek istiyor, özgür kurt değil.”

Bu cümle, bugünkü durum açısından neredeyse bir siyasi aynaya dönüşmektedir. Çünkü İhsan Pilger 2007’de Moskova’nın Çeçenya’da kendi iradesiyle hareket eden özgür bir halk, bağımsız bir devlet değil, kendisine sadık bir yönetim istediğini savunmaktadır.

Bu durumda şu sorunun cevaplandırılması gerekiyor:

2007’de “sadık köpek” diye eleştirilen yönetim anlayışı bugün hangi gerekçeyle makbul hale gelmiştir? Yoksa sorun gerçekten “özgür kurt” olmakta mıydı?

Mazlumun yanında olmak, mazlum güçlüyken mi geçerlidir?

Ahlaki ilkelerin gerçek sınavı, güçlünün yanında durmanın daha kolay ve daha avantajlı olduğu zamanlarda ortaya çıkar. Bu nedenle kaçınılmaz olarak şu sorunun yanıtlanması gerekmektedir:

Mazlumun yanında olmak bir ilke miydi, yoksa yalnızca o günkü siyasi konjonktürün sonucu muydu?

Vicdanın sınavı:

Siyaset değişebilir, konjonktür değişebilir, çıkarlar değişebilir, ancak vicdanın ölçüsü değiştiğinde insanın kendi geçmişiyle hesaplaşması gerekir. İhsan Pilger 2007’de son derece vicdani bir yaklaşım ile “Zulüm altında” olan Çeçen halkından bahsetmektedir. Maskhadov’un ölümünü unutmayı eleştirmektedir.  “Başkasına boyun eğmedik, eğmeyeceğiz” demektedir. Bugün ise aynı Çeçen Halkına boyun eğdirmekle görevli Kadirov rejimini desteklemesi, şu soruyu doğuruyor: Başkasına boyun eğmeme ilkesi nereye gitti?

Eğer cevap “siyasi gerçekler veya çıkarlar değişti” ise, bu cevap vicdani bir açıklama değildir.

Yine cevap olarak bugün “Çeçenya’da zulüm yok” deniyorsa; daha geçen sene basit bir asayiş olayı sonucunda öldürülen 15 yaşındaki bir Çeçen gencinin naaşının günlerce sokak ortasında tutulmasının, ibret olsun diye öğrencilere teşhir edilmesinin, bu yetmezmiş gibi Moskova’dan getirilen babasına kemikleri kırılana kadar işkence edilmesinin, sonra da televizyonda alenen tüm akrabalarının sürüleceğinin söylenmesinin hangi, özgürlükle, hangi hukuki ve ahlaki ilke ile bağdaştığının izah edilmesi gerekir. Çünkü siyasi gerçeklerin, günlük çıkarların değişmesi, zulüm karşısında doğru ile yanlışı otomatik olarak değiştirmez.

“Gerçekçilik” adı altında ilkesellikten vazgeçmek

Bu gün Kadirov rejimi ile ilişki kurulmasının mazeretlerinden biri şudur: “Gerçekçi olmak gerekir.” Bunun devamında da; Güçlü olanla iyi ilişkiler kurulmalıdır, mevcut iktidar kabul edilmelidir, geçmişte yaşananlar unutulmalıdır, “Artık şartlar değişti” söylemleri gelir.

Ancak gerçekçilik, ahlakın yerine geçtiğinde ortaya başka bir şey çıkar: Pragmatizm.

Pragmatizm adına dün “güçlünün haklı olmadığını” savunan bir kişi bugün yalnızca güçlü olduğu için bir rejimi destekliyorsa, artık şu soru sorulmalıdır:

Bu gerçekçilik mi, yoksa ilkesizlik mi? Aradaki farkı belirleyecek olan kişinin kendi açıklamasıdır.

Bir insan değişebilir; ama değişimin hesabı verilebilir olmalıdır

Bugün İhsan Pilger’in Kadirov rejimini desteklemesi, 2007 yılındaki görüşleri ile bu günkü görüşleri arasında ciddi bir siyasi ve ahlaki tutarsızlık görüntüsü oluşturmaktadır.

O gün, mazlumun yanında olmak vardı.

Bugün,  iktidarın yanında olmak vardır.

O gün, güçlü olmak haklı olmak anlamına gelmiyordu.

Bugün, güçlü olan desteklenmektedir.

O gün, bağımsızlık ve özgürlük savunuluyordu.

Bugün, Moskova’nın desteğiyle ayakta duran Kadirov rejimi savunulmaktadır.

O gün, “Özgür kurt” olmak tercih ediliyordu.

Bugün, geçmişte “sadık köpek” olarak tanımlanan model savunulmaktadır.

İşte bu nedenle mesele fikir değiştirmekten ibaret değildir. Mesele, bir zamanlar evrensel bir ahlak ilkesi olarak savunulan değerlerin, bugün güç karşısında neden terk edilmiş olduğudur.

İlkeli bir insan, düşüncesini değiştirdiğinde geçmişte savunduğu ilkelerle hesaplaşır. Çünkü vicdan, insanın yalnızca güçsüzlerin yanında olduğu zaman değil, güçlülerin yanında durmanın daha kolay olduğu zaman ortaya çıkar.

İhsan Pilger’in 2007 yılında söylediği sözler bugün kendisine bir ayna tutmaktadır. O aynada görünen soru ise oldukça basittir: “Sen özgür kurt olmayı neden bıraktın?”

Ve belki daha da önemlisi:

“2007’de eleştirdiğin ‘güçlü olduğu için haklı kabul edilen’ düzen, bugün neden senin için haklı hale geldi?”

Tarih bazen insanı söyledikleriyle değil, yıllar sonra söylediklerinin tam tersini yaptığında sınar.

Ve bazen insanın en ağır eleştirmeni, kendi geçmişindeki cümlelerdir.

Baqon Küzga (Hakikat Aynası)

Previous Article

Muhsin Yazıcıoğlu’nun Mirası İstismar Edilemez

Next Article

Kadir Mahir Damatlar’dan Tarihi İkaz: Yazıcıoğlu’nun Mirası ...

Share:

Related articles More from author

  • Haberler

    Moskova’da Dört Çeçen Kaçırıldı

    16 Şubat 2011
    By Vainakh
  • Haberler

    İşbirlikçiler Birbirlerinin Kanı İçinde Boğuluyor

    15 Nisan 2008
    By admin
  • Haberler

    Moskova’da Maskhadov Anısına Gösteri

    18 Mart 2011
    By Vainakh
  • Haberler

    Belarus’ta İki Çeçen Tutuklandı

    28 Mayıs 2011
    By Vainakh
  • Haberler

    Kuklalar Avrupa’da Temsilcilikler Açmayı Planlıyor

    16 Eylül 2009
    By Vainakh
  • Haberler

    Kuklalar Geri Dönen Mülteciyi Hapse Mahkum Etti

    13 Kasım 2010
    By Vainakh

Leave a reply

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

  • Haberler

    Çeçen Anneleri Organizasyonu Başkanı İsveç’te

  • Haberler

    Rus Askerler Ev Baskınlarını Sürdürüyor

  • Haberler

    İchkeria’ daki Son Meşru Seçimlerin 11. Yıldönümü

Arşivler

Kategoriler

Çeviriler & Makaleler

Çeviriler - Makaleler

Medet Medet!..

  • Türkiye’deki Çeçen Temsilciye Yönelik Suikast Rusya’yı İşaret Ediyor

    By Vainakh
    07 Haziran 2013

Röportajlar

Röportajlar

Akhmed Zakayev: “Medet Önlü Yeri Doldurulamayacak Bir Kayıp!”

  • Benoit Desjardins: “Bu film özgürlüğün marşı!..”

    By Vainakh
    05 Mart 2014

Logolarımız

      

Waynakh Online

2000 yılından bu yana Çeçen tarihini, kültürünü ve güncel gelişmeleri paylaşan bağımsız internet sitesi ve dijital arşiv.


                        

Son Paylaşımlar

  • Kadırov’un Spor Diplomasisi ve Hibrit İstihbarat Hücreleri Raporu
  • Albay Timirbulatov Esir Tutulduğu Hapishanede Hakk’a Yürüdü
  • Kan Üzerine Yükselen Gökdelenler
  • Bağımsızlık Gününde Kanlı Plan: Hedefte Çeçen Lider Vardı
  • Kılıç Haber Verdi Diye Duruş Yıkılır mı?
  • Hafıza Kiralanamaz: Çeçen Diasporasının Bağımsızlık Sınavı
  • Siyah Gömlekliler, Parmak Sallayanlar ve Vicdanımız
  • Kadir Mahir Damatlar’dan Tarihi İkaz: Yazıcıoğlu’nun Mirası Kadirov’a Yem Edilemez!

Son Yorumlar

  • Kadir Mahir Damatlar’dan Tarihi İkaz: Yazıcıoğlu’nun Mirası Kadirov’a Yem Edilemez! için Şakir yılmaz
  • Emin Olunmayan Köprü, Vebale Götürür için Martan Galayev
  • Diaspora ve Anavatan Diyalektiği: Hafıza, Meşruiyet ve Sorumluluk için Derya
  • Diaspora ve Anavatan Diyalektiği: Hafıza, Meşruiyet ve Sorumluluk için Zelimhan
  • Gelayev’ in Şehadetinin 4. Yıldönümü için Zafer
  • Çeçen Gençlerden Çeçen Muhacirlere Yardım Çağrısı! için Josef Friedrich Wilhelm von Adenauland
2000-2026 © Waynakh Online | Powered by Chechen Media